04 Ekim 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Resimlerim şöminelik değildir"

Modern Alman resminin ‘hırçın çocuğu’ Georg Baselitz, retrospektif sergisiyle Yapı Kredi Kültür Merkezi Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde. Sanatçı, kitleler için yapılan resimleri ‘aptal resimler’ olarak tanımlıyor.

     EVRİM ALTUĞ

     Yapı Kredi Kültür Merkezi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi, modern Alman resminin ‘hırçın çocuğu’ Georg Baselitz’in 18 dev tuvali ve 35 desenine yer verilen retrospektif sergisine ev sahipliği yapıyor.
     İstanbul Goethe Enstitüsü ve IFA’nın katkılarıyla Türkiye’ye getirilen sergisi için İstanbul’a gelen Baselitz, 1963 yılında Berlin’de açtığı ilk sergiden bugüne kadar, Avrupa resminin üzerinde en çok konuşulan isimlerinden biri olma özelliğini koruyor.
     Özellikle 1970’te Köln’de sergilediği baş aşağı duran dev figüratif tuvalleriyle bilinen Baselitz’in eserleri, bugün Paris’ten Londra’ya, Washington’dan Edinburgh’ya kadar dünyanın bir çok sanat müzesi koleksiyonunda da sanatseverlere ulaşıyor.
     Retrospektifiniz için gereken düzenlemeyi kendiniz yaptınız. Resimlerinizi birarada gördüğünüzde, geçen zaman içinde inandırıcılıklarını ne kadar koruduklarını söyleyebilirsiniz?
     Geçen zamanla birlikte hepsi, daha da bir gerçeklik kazandı. Bir ressam olarak söyleyebilirim ki, besinlerin belli bir yaşam süresi vardır. Belli bir süre sonunda bayatlarlar. Resimlerde ise bu durum tam tersinedir. Yapıldıkları sürenin üzerinden ne kadar zaman geçerse, resimler o kadar değer ve gerçeklik kazanırlar. Sanat eseri açısından, bir eseri 10, 100 ya da 1 milyon kişinin görüp görmediği konusu da çok önemlidir. Eser aynı zamanda onu gören kişilerin çokluğu açısından da değer kazanır.
     Bu ‘teşhircilik’ için mi, bu kadar büyük, cömert boyutlarda tuvalleri tercih ediyorsunuz?
     Kendimi yansıtmak açısından değil de, daha ziyade bir özgürlük ifadesi olarak büyük resimleri tercih ediyorum. Veya mütevazı olmamayı sergilemek için bu kadar büyük çalışıyorum. 1958 yılında, Berlin’deki eğitimim sırasında Amerikan Soyut Dışavurumculuk akımı üzerine bir sergiye gitmiştim. Orada Jackson Pollock’un boydan boya tuvalleriyle karşılaştım. Bunu bir öğrenci olarak, o zaman da özgürlüğün, gücün, doyumsuzluğun, sınır tanımamanın bir ifadesi olarak algıladım.
     Bu yoğunluğun dönemin gençlik hareketleriyle de özdeşleştiğini söylemek mümkün mü?
     Evet tabii ki! Geçmişe baktığımızda birçok örnek var. Fransa’da Klasisizm döneminde, hem çok büyük hem de çok küçük resimler yapılıyordu. Kaspar Friedrich örneğin, çok küçük resimler yapardı. Nazi dönemi resimleri büyük değildi. ‘Normal’di. Hepsi dekoratif amaçlıydı; herkes şöminesinin üzerine asabilsin diye...
     Belki ‘Totaliter’ resimlerdi...
     Burada şunu algılamak önemli: Totaliter bir rejimde büyük resimler yapılır diye beklersin. Ama öyle değildi. Çünkü kentte yaşayan, evlerde yaşayan insanlar içindi bunlar. Benim resimlerim ise insanların şöminelerinin üzerine asabilecekleri türden değildi...
     Belki evler için bile değildi...
     Haklısınız. Hayır. Evler için resim yapmadım. Ben, bir resme bakan kişiyi kendime ortak olarak düşünemedim hiç. Kitleler için yapılan resimler, aptal resimler olur. Ben Batı Almanya’dan geliyorum. O zaman kitleler de mevcuttu; resimler de. Ama aptal resimlerdi çünkü Nazi resimleri hep kitleler için yapıldı. Kitleler estetik bir deneyim aramıyordu. Ancak sanat, bir ‘elit’ gerektiriyor. Sanatçılar bunu arzu etmiyor ama gerçekten bu böyledir. James Joyce’u kimse okumaz, kimse Lenin, Marx ya da Nietzsche okumaz. Sadece seçkin bir grup bunları okur. Tam olarak doğru görülmeyen bir resmi gördüklerinde, insanlar der ki "Aaa, bu bir Picasso!" Aslında hiçbiri hakiki bir Picasso bile görmemiştir. Onun için sanatla meşgul olan kesimler ‘elit’tir. Sen, geniş halk kitleleri için birşey istiyorsan, o zaman bir sanatçı olarak uzlaşmaya gitmek durumunda kalıyorsun. Ama ben, uzlaşma yapmak istemiyorum.
     
     Georg Baselitz Retrospektifi
     Bitiş tarihi: 26 Ekim 2002
     Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi
     (0212) 252 47 00
     




 KÜLTÜR & SANAT


Sanatçıların denizi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Türk toplumu hızla budalalaşıyor"
Türk reklamcılığının panoraması
Gördüğünüze inanır mısınız?
Melodik sihir
Boş yok! Seçenek yok! İş yok!
Sırılsıklam aşk ve ölüm
İyi ki doğdun ve yaşadın
"Bütünün içindedir insan"
New York’un ilk seks müzesi
Ayasofya’da yenileme çalışmaları
"Resimlerim şöminelik değildir"
Ipanemalı bir kız sevdim!
Tavizsiz melodi ustaları
Doğu’dan Batı’ya müzikalite
Selda geldi. Hoşgeldi!
Hadi bakalım Loona!..
Fütüristik kara film
Nurgül Yeşilçay’a zorlayıcı bir rol aranıyor
Spielberg uyarıyor
"Herkes aşkı yaşayamaz!"
Sadakatsiz Safiye
Hayat atölyesi
Durun bakalım!..
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet