
|

Irak pazarı
"Kim ne dedi? Kim ne yaptı?" Artık Irak sendromu ile yaşamayı öğreniyoruz. Bazen arka bahçede, bazen ön planda...
Oysa Irak, burnumuzun dibinde. Doğal pazarlarımızdan birisi. Türkiye’nin doğal pazarlarında kimler yer alıyor? Başta Irak elbette.
Sonra İran, Suriye, Rusya, Ukrayna, Bulgaristan, Yunanistan diye liste akıp gidiyor. Türkiye ile Irak arasındaki ticari ilişkiler acaba hangi boyutta? 1990 Körfez krizi ile birlikte başlayan 12 yıllık dönemde biz ne yaptık? Ne kazandık, ne kaybettik, önemli değil mi?
Bize göre önemli.
Biliyoruz ki; ticaret yapan, herhangi bir ülke pazarına giren bir yatırımcı için "pazara girmek önemli değil. Pazarda kalıcı olmak çok daha önemli." Ve Türkiye son iki yılda Irak pazarında yüzde 112’lik bir artışla yeniden sıralamaya girmiş. 1.5 milyar dolarlık bir pazar potansiyeli yakalamış. Rusya, Almanya ve Çin, Irak pazarının üç büyük atlısı olmuş. Türkiye de bu seriye katılarak " biz de varız" demiş. Pek çok orta boy işletme, bazı büyük firmalar Irak’ta hastaneden demiryoluna kadar çok değişik alanlarda yatırım yapma şansını yakalamış.
Doğu ve Güneydoğu’da ihracatta görülen küçük kıpırdamanın nedeni; Irak pazarı olarak karşımıza çıkmış. İlginç lig!
Hal böyle iken şimdi büyük bir "sendrom" yaşıyoruz. Olası bir operasyonda Türkiye kendi yararına ne sağlayabilir hesabı içinde gün geçiriyoruz. Türkiye ekonomisinin içinde olduğu durumu çok iyi bilen eski Devlet Bakanı Kemal Derviş, "Eğer Irak operasyonu olursa ek kaynağa ihtiyaç duyarız" diyor. Biz ise demek istiyor diye analiz etmeye çabalıyoruz.
Bu tablo içinde size bazı verileri sunmak istiyoruz. Yıl 1990. Üç ülke; Türkiye, İngiltere, ABD... Bu ülkelerde kişi başına düşen gayri safi milli hasıla; Türkiye’de 3 bin dolar, İngiltere’de 16 bin dolar, ABD’de 20 bin dolar. Yıl 2000. Türkiye’de GSMH 2 bin dolar, İngiltere’de 25 bin dolar, ABD’de 30 bin dolar.
Türkiye, fakirleşmiş, her iki ülke ise zenginleşmeye devam etmiş. Komşumuz Irak’ın da içinde bulunduğu Ortadoğu’nun makus talihi zaten ortada; "fakirlik". Fakirlerin ve zenginlerin liginde hava farklı ama bizim gibi gemiyi denizin dibine oturtanlara ne demeli?
Fatura; "180 milyar dolar"
Çünkü 1985 yılında Irak’a 1.5 milyar dolar ihracat yapabilen Türkiye’nin ihracatı 1990’lı yılların ortasında 50 milyon dolara kadar inmiş. Önümüzdeki pazar seçeneği ise komşularımız. Aynı zamanda en iyi ticaret partnerlerimiz. Ve kuracağımız ilişki biçimi bizim için önemli. İşte yıllarca bu pazarlara giden; fuarlarla, karma ekonomik toplantılarla ticari ilişkileri geliştirme arayışlarıyla Irak ihracatını yeniden 1.5 milyar dolara yükseltme çabasında olan bir kişi; eski Dış Ticaret Müsteşarı Kürşat Tüzmen; "Tek çözüm kalıcı barış" diyor. Ve Türkiye’nin Irak pazarındaki payının artmasında 1997 yılından bu yana Birleşmiş Milletler ihalelerinden pay almasının da önemli bir faktör olduğuna dikkat çekiyor.
Şimdi AK Parti Gaziantep milletvekili adayı olan Tüzmen; Körfez Savaşı’ndan bu yana geçen sürede Türkiye’nin uğradığı kaybı "180 milyar dolar" diye özetliyor. 80 milyar doları savaş ve sonrası yaşadığımız durumla ilgili kayıp olarak görüyor. 100 milyar doları ise bölgenin durumuna bağlı gelişme ve Türkiye’de yaşanan terör diye özetliyor.
Peki ya siyasiler? Onlar ne düşünüyor? Tek söz söylüyoruz; şeffaflık lütfen!
melihao@cnnturk.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|