
|

Yeni Bush düzeni
ABD’nin Körfez Savaşı sırasında ‘Baba Bush’ tarafından adı konulmuş dış politika stratejisi vardı: Yeni dünya düzeni.
Sovyetler çözüldükten sonra 1990’lar başında dünyanın egemen gücü haline gelen ABD, ‘Saddam’ın Kuveyt’i işgalini’ seyredemezdi. Nitekim BM onaylı askeri müdahale planına uluslararası destek sağlayarak Körfez’de savaşa girdi, Irak’ın Kuveyt’i işgaline son verdi.
Saddam’ın gerekçesi ne olursa olsun, Kuveyt egemen bir ülkeydi ve komşusu tarafından yutulmak istenmesine dünya seyirci kalamazdı. Irak’ın bu ülkeyi ilhakı petrol dengesini de altüst edecekti. Saddam’ın orduları Kuveyt’i işgalden sonra Suudi Arabistan sınırına dayanmıştı. İsrail’in güvenliği açısından da Saddam’ın durdurulması gerekiyordu.
Körfez Savaşı bu şekilde çıktı. Beklendiği gibi Saddam Kuveyt’ten çıkartıldı. Ancak 20’nci yüzyılın son büyük savaşı ‘beklenmeyen’ bir şekilde sona erdi. Daha doğrusu yarım bırakıldı.
Baba Bush, Bağdat’a yönelik bir kara savaşını göze alamadı. Kuzeydeki Kürtler ayaklandırıldı. Irak’a ağır bir ambargo uygulandı. Ülke fiilen üçe bölündü. Irak lideri Bağdat’a hapsedildi. Böylece Saddam’ın devrileceği varsayıldı.
Bush’tan sonra Clinton’ın denemeleri de sonuçsuz kaldı. Yarım kalan Körfez dosyasını 2000’de ABD’de başkan seçilen ‘oğul Bush’ devraldı. Geçen yılki 11 Eylül trajedisinden bu yana George W. Bush, Irak’ı vurmak için fırsat kolluyor. Gerekçe yaratmaya çalışıyor.
Ancak uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek 1990’daki kadar kolay değil. Çünkü ortada Irak’ın nükleer ve biyolojik silah kapasitesini görmek üzere ‘BM denetçilerine izin vermesi’ dışında makul bir istek yok. Bağdat da direnmeyeceğini, kapıyı açacağını açıkladı.
ABD yönetimi şimdi gerekçe arıyor.
Başkan’ın ulusal güvenlik danışmanları ‘önleyici savaş stratejisi’ adı altında ‘yeni Bush düzeni’nin temellerini atıyorlar.
ABD’nin ‘henüz çıkmamış savaşlara’ müdahale yöntemi kabaca şöyle formüle edilebilir:
‘Odun...
Ben sana kodum.
Uymadı.
Uysa da kodum, uymasa da.’
Beyaz Saray sözcüsü Ari Fleischer, Saddam - Bush arasındaki ‘babadan kalma’ meseleye daha ‘veciz’ çözüm bulmuş:
‘Iraklılar Saddam meselesini tek kurşunla halletseler, savaşın maliyeti düşer!’ Bağdat yönetimi, Teksaslı Bush’a Saddam’la ‘düello yapması’nı öneriyor.
ABD yönetimi, ‘Irak’ta rejim değişsin de ne olursa olsun’ inadını bir ülkenin devlet başkanına ‘suikast’a kadar vardırdılar.
Düşündürücü olan 1960’lardaki ‘Kennedy suikastı’nı hala aydınlatamamış bir ülkenin başkanlık sözcüsünün, 11 Eylül’de kendi topraklarında binlerce masum insanın sonunu getiren ‘terör’ belasını yaşadıktan sonra hukuksuzluğa davetiye çıkarmasıdır.
Terörü önlemek adına ‘suikast silahı’nı ateşlemek, şiddete davetiye çıkarmak olmuyor mu?
Yeni dünya düzeni bu mu?
dsazak@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|