04 Ekim 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Kürt kökenli olsanız, alınmaz mısınız?

     Neyseki şu seçim erteleme kargaşası bittide, Türkiye açısından çok daha önemli olan Kuzey Irak, Kıbrıs ve Avrupa Birliği gibi konuları daha ayrıntılı şekilde tartışma olanağı bulmaya başladık. Özellikle Tarık Aziz’in Ankara’ya gelişi, Kuzey Irak Kürt liderinin ortak parlamento ve ortak yeni anayasa konularındaki adımları, dikkatleri yanıbaşımızdaki dinamit kutusuna çekti.
     Saddam Hüseyin’in sağ kolu konumundaki Tarık Aziz ile uzun uzun konuşabilme olanağı bulduk. 91-92 Körfez savaşı öncesi ve sonrasında da çok karşılaşmıştık.
     Bu defa karşımda farklı bir Tarık Aziz buldum.
     91-92 Kuveyt işgali sırasında da hemen hemen aynı konuşmaları yapmıştık. ABD’nin BM kararlarına dayanarak ve yanına bölgenin ülkelerinin büyük bölümünü alarak Kuveyt işgaline karşı bir harekat başlatması başkaydı. Bu defa durum başka. Tarık Aziz’e göre, Washington Saddam Hüseyin’in bağımsız tutumunu cezalandırmak, ancak özellikle "petrole el koymak" için harekete geçecek "Doğru dürüst hiçbir gerekçe bulamamalarına, yeterli müttefik desteği sağlayamamalarına rağmen, yine de vuracaklar" dedi.
     ABD vurduğu taktirde, kendi dahil Saddam yönetiminin tümüyle yok olacağını biliyor. Adeta, imkansız bir misyon peşinde.
     Türkiye’ye de gerçekçi bakıyor.
     Ankara’nın ABD’ye hayır diyemeyeceğinin bilinci içinde, buraya gelişinin tek nedeni, Ankara’yı bir daha uyarmak ve ABD’ye sınırsız destek vermesini engelleyebilmek. Elindeki en önemli kozda, Kuzey Irak.
     "Eğer Amerikalılar savaş çıkarırlarsa, Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devleti kurulacak ve bundan da siz çok zararlı çıkacaksınız" diyor.
     Ankara ise çaresiz.
     Kuzey Irak’ta istemediği durumlarla karşı karşıya kalabileceğini bilmesine rağmen, Washington’a karşı çıkamıyor.
     
     GARİP BİR DİL KULLANIYORUZ...
     Hadi ABD karşısında çaresiziz, peki Kuzey Irak konusunda ne yapıyoruz?
     Benim en çok dikkatimi çeken unsur, yetkililerden (bürokrat, asker ve politikacılar) kaynaklanan ve son dönemlerde de, hem medya hem de bazı Sivil Toplum Örgütlerinin genelde Kürtlerle ilgili kullandıkları söylem şekli.
     Dışardan bakıldığı zaman, Türkiye sanki bölgedeki tüm Kürt hareketlere karşıymış, Kürtlerin tümünü düşman olarak görüyormuş gibi bir izlenim yaratıyor. Hiçbir ayırım yapılmıyor. Elekten geçirilmiş, ince ayar yapılmış bir dil kullanılmıyor.
     İçerde, Kürt kökenli vatandaşlarımız ile militan veya ayrılıkçı gruplar arasında fark gözetilmiyor.
     Öyle bir söylem sürdürülüyor ki, "Kürtler" denince, PKK da HADEP veya DEHAP’da aynı sepete konuyor. Kürt kökenli vatandaşlarımıza herhangi bir siyasi hak dahi tanımak istenmiyormuş gibi bir görüntü çıkıyor. Neyin yanlış neyin doğru görüldüğü anlaşılmıyor. Kürtçe şarkılı bir konser dahi olay oluyor.
     İçerdeki bu kavram ve yaklaşım kargaşası yetmiyormuş gibi, şimdi de Kuzey Irak sahneye çıktı.
     Kuzey Irak Kürtleri de aynı "olumsuz gözlükle" görülüyormuş gibi bir tutum izleniyor.
     Kürtler ne yaparsa, Türkiye’nin aleyhine sonuç verecekmiş gibi davranılıyor.
     Kuzey Irak Kürtleri ile Kürt politikacıları birbirinden ayırmıyoruz.
     En sonda söylenecek sözleri, en önce söyleyiveriyoruz. "Onlar sadece kaba güçten anlarlar" yaklaşımı ile "bağımsızlık ilan edilirse asker yollarız" tehdidini hergün tekrarlıyoruz.
     Çıkarlarımıza aykırı gelişmeleri durdurmak gayet tabii ki, hakkımızdır. Ancak bu savurganlıkla devam edersek, farkına varmadan Anadolu’daki Kürt vatandaşlarımızı, Kuzey Irak’taki Kürtlerle aynı sepete koymuş olmaz mıyız? Kendi vatandaşlarımızı, Kuzey Irak’taki Kürtlerin kucağına itmez miyiz?
     "Bölünme " paranoyası ile bu şekilde devam edersek, asıl kendimize zarar vermez miyiz?
     Ben, Türkiye’nin Kürtlerden korkarak değil, Kürt kökenli vatandaşları ve Kuzey Irak’lı Kürtleri kucaklayarak daha etkili olacağına inanıyorum.
     PKK veya Kuzey Irak’ta kurulacak olası bir Bağımsız Kürdistanı, askeri güçten çok, Kürt halkını yanımıza çekerek etkisizleştirebileceğimize inanıyorum. Kürtleri döven, tehdit eden değil, koruyan bir Türkiye’nin bölgede çok daha önemli bir "oyuncu" , çok daha güçlü bir " lider" konumuna gireceğine inanıyorum.
     Ne dersiniz, yanlış mı düşünüyorum?
     
BAYKAL MUTLAKA AB TURU YAPMALI
     Seçimler çok önemli, ancak şu sıralarda giderek artan AB ve Kıbrıs pazarlıkları bence daha da önemli. Zira AB-Kıbrıs trenleri istasyona girdi. Eğer son vagona atlamadan hareket ederlerse kaçıracağız. İlerde yeniden yakalama ihtimalimiz olsa dahi, bugünkü gibi bir ortam bulabilmemiz son derece güç.
     Türkiye bu fırsatı kaçırmamalı.
     Hükümetten ümidi kestik, bari seçimde ipi göğüslemeye en yakın parti liderleri harekete geçsinler. Örneğin Deniz Baykal.
     Baykal’ın birkaç AB başkentine yapacağı ziyaret son derece anlamlı olur. Hem onun açısından, asıl Türkiye açısından etkili sonuç verir.
     AB, Türkiye’nin geleceğini etkileyecek olan en önemli unsurlardan biri. Tam üyelik müzakere tarihi ve Kıbrıs pazarlıklarında Baykal’ın izini görmek istiyoruz.
     
     mabirand@e-kolay.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
AKP’nin arkasında ne var?

Çetin ALTAN
Kim demişti "Etrak bi - idrak; Türkler algılamasızdır" diye?

Melih AŞIK
ABe istemiyor...

Fikret BİLA
Türkiye’nin Irak’a bakışı

Hasan CEMAL
Irak için Ankara’da kritik zamanlar!

Güneri CIVAOĞLU
Yakın tehlike

Abbas GÜÇLÜ
İstanbul Üniversitesi de açıldı

Hurşit GÜNEŞ
Belirsizlikler ortadan kalkınca

Sami KOHEN
AB konusunda MHP - ANAP zıtlaşması

Mehmet Y. YILMAZ
Herkes için demokrasi

Meliha OKUR
Irak pazarı

Hasan PULUR
Fransız basınının sabıkası eskidir...

Derya SAZAK
Yeni Bush düzeni

Ece TEMELKURAN
Hayatı göze almak

Güngör URAS
Halkın enflasyonu yüzde 54.2

M. Ali BİRAND
Kürt kökenli olsanız, alınmaz mısınız?

© 2002 Milliyet