05 Ekim 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




‘Yazı kalplere isabet etmeli’

Milliyet yazarı Ece Temelkuran’ın dördüncü kitabı "Kıyı Kitabı" çıktı

     ELİF KORAP

     Milliyet gazetesindeki şiirsel ve kendine has yazılarıyla pek çok kişinin "bir tek ben anlıyorum" dediği, oysa aynı duyguyla çoklarının kalbine değmeyi başaran bir yazar Ece Temelkuran. Kimi zaman Müslüm Gürses’e dokunan, kimi zaman bir sokak çocuğunu anlatan, kimi zaman da bir bebeğin varoluşunu betimleyen, popüler kültürden hiç de popüler olmayan kültüre uçuşup duran yazıları arasında, bir de "şiirsel düzyazı" olarak tanımlanabilecek metinler yazan genç bir kadın. Gazetecilikte 10’uncu yılını deviren Temelkuran’ın kaleminden çıkan döndüncü kitabı "Kıyı Kitabı" Everest Yayınları tarafından yayımlandı.
     
"Kıyı Kitabı" bir seyahatname sanki. Nereye gidiyorsunuz?
     Yolculuk zaten yazmanın içinde bir durum. Ama konakladıktan sonra gitmek gerekiyor. Hakikatli yazmanın bedeli bu galiba. "En sevdiğini bile alamazsın yanına" diyor kitabın bir yerinde. Hiç kimseye ait olamazsın. Bu nedenle biraz kederlidir yazanlar. Sözcüklerle uğraşan insanların mutlaka bir zavallıkları vardır.
     
Kurgular mısınız yazıları?
     Kitapları da kurguluyorum, gazete yazılarını da. Böyle naif sözler kurgulanmadan söylendiklerinde bir duygu boşalmasına, sadece beni ilgilendiren bir duygu durumuna dönüşüyor. Perde açıldığında ne söyleyeceğimi, sözü nasıl bitireceğimi biliyorum.
     
     Köşe yazarlığına geçişin hikayesi
Yazılarınızı kurguladığınıza göre, Ece Temelkuran bir proje mi?
     Evde kendi kendime yaşıyordum. Sonra, bu cümlelerin kıymetini bilen birileri çıkıp gazetede yazmamı istedi. Bu cümleler sadece beni ilgilendirir sanıyordum. Kalp arkadaşlarımı bulmuş gibi oldum. Benim tahmin edemeyeceğim bir şey oldu.
     
Ne oldu, nasıl oldu?
     Zorla köşe yazarı yaptılar beni önce. Milliyet 2000 eki vardı. CNN Türk’ten çıkmıştım ve orası benim insanoğluyla çalışma bakımından son dönemimdi. Buna karar vermiştim. "Burada yapamayacaksam, ben yalnız bir şey yapmalıyım" diyordum. Metin Gülbay vardı Milliyet’te, köşe yazısı yazmamı istedi. Önce istemedim ama sonra yazmaya başladım. Sonra da Yeni Binyıl’ın pazar ekinde yazdım. Yeni Binyıl kapandı. Bir gün evde oturuyordum. Masanın üzerindeki Milliyet gözüme ilişti. Hiçbir şey düşünmeden Mehmet Y. Yılmaz’ı aradım. "Merhaba, ben Ece Temelkuran" dedim. "Ben de sizi arayacaktım" dedi. Tanışmıyorduk. Şaşırdım. Görüşmek istediğimi söyledim. O da benimle görüşmek istiyormuş. Gazeteye gittim. Konuşmaya başladık. "Benim adımı nereden duydunuz?" dedim. "Hayatımda tanıdığım en akıllı kadın sizi bana önerdi" dedi. Kim olduğunu hâlâ bilmem. n
     
"Gazetede okunmayı istemiyorum yalanını kimse yemez"
•   Çok okunmak değil, yazının derinliğinin okunmuş olması çok önemli. Kalplere isabet kaydetmek önemli. Bir-iki yıl önce yazdığım bir yazıdan bahsedilmesini önemsiyorum. Ama gazetede okunmayı istemiyorum demek büyük bir yalan olur. Bu yalanı 16 yaşından sonra kimse yemez.
•   Adım sorulduğunda soyadımı söyleyecek kadar ciddiye almıyorum kendimi. "Ben Ece" diyorum. "Nereden arıyorsunuz?" sorusuna "evden" yanıtını veriyorum. Böylece insanların kafasındaki kariyerle iktidarın bitiştirilmesi durumunu yerle bir ettiğimi düşünüyorum.
•   Aslında avukatım ama avukatlık yapmadım. 10’uncu yılım gazetecilikte. Sabah bir kokteyle, öğle açlık grevi yapanlara, akşam da bir konsere gidersiniz. Bu kadar duyguyu, insanı, hayat deneyimini aynı anda bu kadar cömertçe sunan başka meslek yoktur. Bu bir ruh yorgunluğu getirir. Yaşlanmazsın ama biraz ihtiyarlarsın.     
     



 CUMARTESİ


‘Bir alkoliğe ancak başka bir alkolik yardım edebilir’
‘Yazı kalplere isabet etmeli’
Hastanedeki çocuklar için ev ortamı sağlıyorlar
‘Stadyumda melek olmak zorunda değiliz’
Fazıl Say yollarda
Geleceği görenler
Rock’n’roll mafyası döndü
Ne var, ne yok?
İDRAK YOLLARI
Tüpgazcıyla aldatır inşallah!
Kârda olan, iflas edenin tostunu yutar
Krilov Masalları


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet