05 Ekim 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




İngiliz gazeteci Vanessa Large, Midyatlı aşiret çocuğu Adnan Altın’la evliliğini anlatıyor:
"İstediğim evliliği İngiltere’de yapamazdım"

     Ahmet Tulgar

     Adnan ile Vanessa, Midyat’tan karayoluyla geliyorlar. Biz önce Diyarbakır’a uçuyoruz. Karayoluyla devam ediyoruz. Batman’da buluşuyoruz. 21.30 civarı. Onlar Türk Petrolleri tesislerinde işletme müdürü olan dayının elini öpecekler. Biz de röportajımızı yapacağız.
     Ben röportajı yapıyorum da; Ercan fotoğrafları sabah çekmek zorunda. Dönüş uçağımız da çok erken. Saat 07.00’de tekrar buluşacağız.
     Otel. Uyku.
     Kısa uykunun ardından yine birbirlerinin ellerini, dudaklarını, saçlarını, gözlerini hatırlamışlar; Ercan "Kiss" deyip deklanşöre bastıkça, dudaklar bütün aşk pozisyonlarını özetlercesine birbirine geçiyor.
     Dün gece de böyleydiler.
     Türk Petrolleri’nin Kristal Park adlı çay bahçesinde, hısım akrabanın mütecessis gözaltındaki masada sürekli eller birleşmiş, saçlar okşanmıştı.
     Vannesa’nın bir haftadır aşiretin merkez üslerini dolaşan babası, Essex’li fizikçi Alan Large; Türkiye’nin Güneydoğu’sundaki bu kaybolmuşluğunu şu cümleyle anlamlandırmaya çalışıyordu: "Vanessa mutlu ya, bu bize yeter."
     Gazeteler yazıyor, televizyonlar tekrarlıyor: "İngiliz gazeteci kadın Vanessa Large aşiret çocuğu Adnan Altın’la Midyat’ta evlendi."
     Türk ve Kürt erkeklerinin cinsel gücüne dair kendin pişir kendin ye övgüler, Batılı kadınların oryantalist cinsel tutumlarına ilişkin analizler şimdilik dursun; taş gibi bir aşkla karşı karşıyayız burada.
     
     Oğlanla kız tanışır - Boy meets girl
Nasıl tanıştınız; birbirinizi ilk gördüğünüzde neler düşündünüz?
     Vanessa: Ben İngiltere’de özgürlüklerini elde etmiş, erkeklerle eşit bir kadınım. Ama özel hayatımda genç bir kız olmak istiyorum. Bir erkeği olan bir kız olmak istiyorum. İngiltere’de tanıdığım erkekler bana bunu hissettiremezlerdi. Ben Adnan’la Türk erkeklerini tanıdım. Ben konuşmayı çok seviyorum. Adnan’la saatlerce konuşabiliyorduk. Ben politika, din, başka şeyler tartışmayı seviyorum. İngiltere’de erkekler sadece futbol ve alkol ile ilgilidirler. Adnan daha ciddi bir erkek.
Peki, nerede karşılaştınız?
V.: Ben su kayağına bayılırım. Adnan da Marmaris’te su kayağı malzemeleri satıyor, kiralıyor. Ben su kayağı yapmak için onun işletmesine gittim. Bir süre sohbet ettik. Sonra Adnan bana bedava su kayağı yaptırdı. Sonra her gün gitmeye başladım. Her seferinde çay içiyor, sohbet ediyorduk önce. Fikirlerimiz farklıydı ama yine de saatlerce tartışıyorduk.
"Su kayağı için geldi ama saatlerce konuştuk"
Ya, iki insan, hem de Marmaris’te bir su kayağı işletmesinde neden sürekli politika tartışır? Aslında başka şeyler konuşmak ya da yapmak istiyordunuz da, ilk adımı mı atamıyordunuz acaba? Bu da olamaz ya artık sizin durumunuzda.
     V.: Farklı kültürleri, kültür farklarını konuşuyorduk. İşlerin İngiltere’de nasıl, Türkiye’de nasıl yürüdüğünü, orada neyin kötü, neyin iyi, burada neyin kötü, neyin iyi olduğunu konuşuyorduk. Biriyle konuşabiliyor olmak hoşuma gitmeye başladı.
Bu konuşma işi bitmeyecek galiba. Yani diyorsunuz ki: İlk bakışta aşk değildi. Aşka gelelim.
     V.: Ben ilk görüşte aşka inanmıyorum. Elbette bir erkeğin görünüşü de önemli. Ve ben Adnan’ın görünüşünü de beğendim. Sevdim. Ama konuştukça, tanıdıkça daha çok sevdim.
Adnan, siz susuyorsunuz.
     Adnan: Bir gün sabahın erken saatlerinde bir kız, yani Vanessa geldi. İlk müşterimizdi. Erken saatte geldiği için konuşma fırsatı bulduk. Sonra her gün geldi. Arkadaşlığımız 7-8 ay sürdü.
Mektupla, telefonla mı sürdürdünüz arkadaşlığınızı, gidip geliyor muydu?
     A.: Diyebilirim ki ayın iki haftası orada, iki haftası burada oluyordu. İşlerinden fırsat buldukça uçağa atlayıp iki günlüğüne de olsa geliyordu yani. Ben de ilk başta ilişkimiz olacağını düşünmüyordum. Ama insanların birbirlerine karşı duyguları değişebiliyor.
Peki, ilk kim ilanı aşk etti?
     A.: Bilmiyorum, oluverdi.
     V.: Hatırlayamıyorum, oldu.
     "Kavga edemediğimiz için evlenmeyi düşündük"
Peki, evlenme teklifi aldığınızda, eğer tabii teklifi Adnan yaptıysa, iki kez düşündünüz mü?
     V.: Hayır. Adnan "Benimle evlenir misin?" dedi. "Hayatımın geri kalanında da bu kadar mutlu olacaksam, beni bu kadar mutlu edeceksen, evet" dedim. Çünkü bana teklifi yaptığı gün çok güzel geçmişti. Ben İngiltere’de çalıştığım News of the World gazetesini Marmaris’te bulabiliyorum. O gün kapak haberi benimdi. Bizim gazetede biri kapak haberini yaptığı zaman arkadaşları onu yemeğe götürürler. Adnan’a haberimi gösterdim. Fazla bir reaksiyon göstermedi. Ben de ona İngiltere’deki geleneğimizi anlattım. Beni yemeğe davet etti. Yemeğe kocaman bir gül demeti ile geldi. Eve döndüğümüzde de evlenme teklif etti.
Daha önce evlenmekten söz etmemiş miydiniz?
     V.: Aslında söz etmiştik. İlk dikkatimizi çeken şu oldu: Ne olursa olsun kavga edemiyorduk. "Bazen kavga etmeliyiz" diyorduk ama olmuyordu. Yılbaşı gecesi İstanbul’daydık. Bir gece kulübünün kapısında. Müthiş yağmur yağıyordu. Ben çok şıktım. Elimde çiçekler... Bir türlü içeri giremiyorduk. Sırılsıklam olmuştum ve gülüyordum. Adnan "İnanamıyorum. Böyle bir durumda bir kadın ya ağlar ya da kavga eder. Sen ise gülüyorsun, biz gülüyoruz, o halde sanırım biz evlenmeliyiz" dedi.
Adnan, Vanessa’yı hayatının geri kalanında da o günkü kadar mutlu edebilecek misiniz? Edebiliyor musunuz?
     A.: Deneyeceğim. Zor ama deneyeceğim.
Neden zor? O mu zor mutlu oluyor, siz mi beceremiyorsunuz?
     A.: Ne benim, ne onun yüzünden. Hayat yüzünden. Çünkü ben burada yaşıyorum, o İngiltere’de. O işinden vazgeçemiyor. Ben de burada çalışmak zorundayım. Beraber olduğumuzda zor olmuyor da mutlu olmak, beraber olmadığımızda saatlerce telefonda konuşuyoruz. Bir yeri seçeceğiz artık.
     
     "Yüzlerce kızla tatil aşkı yaşadım ama hayatıma en son Vanessa girdi"
Birçok Batılı kadın mutluluğu Doğulu erkeklerle ilişkide arıyorlar. Batı’daki kadın özgürlüğü hareketi, feminizm kadınları mutlu etmeyi başaramadı mı? Feminizm iflas mı etti?
     V.: Elbette kadın hareketi Batı’da başarılar kazandı. Kadının eşit işe eşit ücret ya da politik eşitlik mücadelesini saygıyla karşılıyorum. Ama ne zaman ki feministler "Biz erkeklerle aynıyız" dediler, o zaman hata yaptılar. Erkeklerle kadınlar ayrı gezegenlerde. Ben ilişkilerde erkeğin erkek olmasını, benim de kız olmamı seviyorum. Bu farklılığı seviyorum.
Siz farklılıkları seviyorsunuz.
     V.: Evet. İngiltere’deki politik doğruculuk (political correctness) hareketi çok ileri gitti. Gazetede "işadamları" (businessmen) değil "işinsanları" (businesspeople) yazmamızı istiyorlar mesela. Saçma. Ben kadının kadınsılığını saklamasını sevmiyorum.
Birçok yabancı kadının, bu arada İngiliz kadınlarının da Türkiye’ye tatile geldiklerinde mutlaka buradan bir erkekle beraber olmak zorundaymış gibi davranmalarının nedeni ne?
     V.: Şimdi bu kadınlar Marmaris’e iki haftalığına geliyorlar. Yılın geri kalanında sadece çalışıyorlar. Buraya geldiklerinde güneşlenmek, yüzmek, eğlenmek, yemek yemek istiyorlar. Ve tabii bir erkeğin ilgisini de. Doğulu erkekler de bu ilgiyi onlara sunuyorlar. Ben de Batılı kadınların Doğulu erkeklere bu ilgisine ilişkin önyargıya kurban edilebilirdim. Ama benim iş hayatım daha özgür. Bu yüzden zaten her şeyi tatil süresine sıkıştırmak zorunda olan bir Batılı kadın değilim.
     A.: Uzaktan bizi izleyenler bizimkini de tatil aşkı olarak gördüler. Benim yüzlerce Avrupalı kızla tatil aşkı deneyimim oldu ama hayatıma en son Vanessa girdi ve öyle kalacak. Öyle umuyorum.
Adnan, Vanessa çok iyi eğitim almış, başarılı bir gazeteci. Siz ise fazla okumadığınızı söylüyorsunuz. Bu sizi uzun vadede rahatsız etmeyecek mi?
     A.: Vanessa çok iyi biliyor ki ben onun gitmediği bir okula gittim, hayat okulu.
Siz bir "Kız hayat okulunun" da olduğunu bilmiyorsunuz galiba Adnan.

     "Kimse bana üç gün üç gece halay çekeceğimi söylemedi"
Düğün günü 25 bin kişilik kalabalığı gördüğünüzde şaşırmışsınızdır Vanessa.
     A.: Gazeteler yanlış yazdı. 25 bin değil, 50 bindi. Babamın aşireti Ferhanoğlu 25 bin, 25 bin de annemin aşireti Şemikanlı.
     V.: Bizim ailemiz çok küçük. Annem, babam, ben ve bir kız kardeşim. Şimdi artık kocaman bir ailemiz oldu.
Vanessa, Midyat’ı, Adnan’ın ailesini ilk düğün günü mü tanıdınız?
     A.: Hayır, ben örf ve adetlerimizi tanıması için Vanessa’yı nisan ayında Midyat’a getirmiştim. Gerçi ben turizmci olmama rağmen örf ve adetlerimi Marmaris’te de uyguluyorum ama.
Nedir mesela uyguladıklarınız?
     A.: Ne bakımdan sordunuz?
Örf ve adetleriniz yani?
     A.: Küpe takmam, uzun saç bırakmam, uçuk kıyafetler giymem, "clubölara fazla gitmem, dans etmem. Her sene 400-500 akrabamı ağırlarım Marmaris’te. Senede 300-400 kişiye iş bulurum orada.
Vanessa, Midyat’taki ilk izlenimleriniz nasıldı?
     V.: Ben Türkiye’nin Güneydoğu’sunu görmemiştim. Midyat’taki insanlar çok fazla şeye sahip değiller. Ama yine de o kadar mutlular ki. İnsan ister istemez onlarlayken mutlu oluyor. Biz İngiltere’de mutlu olmayı unutmuşuz. Bana halay dansını öğretti evdeki gelinler. "Yapabilecek misin?" dediler. "Tabii" dedim. "Ne kadar dans edeceğim?" diye sordum. Üç gün üç gece süreceğini söylediler. Çok yoruldum.
Düğünde ateş edildi mi?
     V.: Ne?
     A.: Biz devlete saygılı insanlarız.
Düğünde çok mücevher takıldı mı?
     V.: Altın. Her parmağıma üçer tane yüzük. Kollarım bilezikle kaplandı.
Peki, Vanessa... Midyat’ta kadının konumunu öğrendiniz. Korkmadınız mı?
     V.: Yani?
Kadınlar baskı altında değil mi?
     V.: Adnan’ın ailesinde gelinler başlarını istedikleri zaman örtüyor, istedikleri zaman açıyorlar. Erkekler kadınların süsünden hoşlanıyor. Adnan’ın annesi çok güçlü bir kadın. Evin reisi. Ben Türkiye’deki evlilikleri daha çok beğendim. İngiltere’de çoğu evlilikler boşanmayla sonuçlanıyor. Ben annemle babamınki gibi mutlu bir evliliği ancak bir Türk erkeği ile yapabileceğimi anladım.
Evliliğe inanıyor musunuz?
     V.: Kesinlikle inanıyorum.
Türkiye’nin Güneydoğu’sundaki Kürt sorununun, orada bir döneme damgasını vuran şiddetin bilincinde miydiniz?
     V.: Bunu konuşmuştuk. Fakat artık düzeliyor olduğu için de mutluyuz.
     



 PAZAR


Dürümcünün TIR filosu
Marksist rock’çıların Türkçe pop eşliğinde tuhaf dansları
Aşık katiller bu kitapta buluştu
‘Tekneyle uçuyorum’
"İstediğim evliliği İngiltere’de yapamazdım"
Magazinin ve taraftarın "Hulki abi"si
Saltanat suya indi
‘Birçok şeyden fedakarlık yaparak başarılı oldum’
Konuklarınıza restoranda yemek pişiri
Şaraplık üzüm, kuru üzüme karşı
Alman meclisinin Türk kadınları
Gayya kuyusu Marmara
Zanzibar’da yemek keyfi
Gıdı gıdı skandalı
Sultan V. Mehmed Reşad
"Muz gibi futbolümüz döndü çürük iğdeye"
Anne-baba kandırmacaları
Dönüp bakın yazınıza hele bir...


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet