
|

Ankara’nın Irak sıkıntısı nedir?
Kuzey Irak’ta yaşananlar ne kadar heyecanlı? Erbil’de Kürt Ulusal Meclisi... Saddam sonrasına dönük olarak düşünülen Irak federasyonu anayasa taslağı... Ve Ankara’dan sert uyarılar!
Neler oluyor?
Adım adım Kürt devleti mi?
On yıl öncesini anımsıyorum.
Kuzey Irak’ta seçimler yapılmış, Kürt liderler Talabani’yle Barzani de sandıktan çıkan oyları eşit olarak paylaşmışlardı. Irak Kürt Federe Meclisi toplanmak üzereydi.
Yine heyecan vardı Ankara’da.
Kuzey Irak’a gitmeden Başbakan Demirel’le bir görüşme yaptım.
Önce Saddam hakkında konuşmuştu:
"Artık hiçbir Batı ülkesi Saddam’ı istemiyor. Yaptığım bütün görüşmelerde bunu görüyorum. Başkan Bush, Cumhurbaşkanı Mitterrand, İngiltere Başkanı Major, hatta Mısır Cumhurbaşkanı Mübarek, hepsi artık Saddam’la bu işin yürümeyeceğini söylediler bana."
Arkasından şunları eklemişti:
"Kürt federe devletiyle ilgili gelişmelerden rahatsızlık duyuyoruz. Irak’ta federasyona karşıyız. Otonomiden, yani özerklikten sonra federe devlet, federasyona giden yolda bir adım olur. Sonra sıra Irak’ın parçalanmasına gelir."
Tıpkı bugün Ecevit’in söyledikleri...
1992’nin ekim ayı ortasında, Demirel’in bu söylediklerini yazdıktan sonra Kuzey Irak’ın yolunu tutmuştum.
Habur sınır kapısından geçerken Kürdistan’a hoş geldiniz tabelasının altında hatıra fotoğrafı çektirmiştim. Erbil vilayeti imzasını taşıyan pankartlarda Kürdistan için federasyon, Irak için demokrasi yazılarını okumuştum.
Girişinde, Kürdistan Ulusal Meclisi yazan binada, Irak Kürdistanı Başbakanı sıfatını taşıyan Dr. Fuat Mahsum’la mülakat yapmıştım. Kürt federe devletini sorunca, "Bugün ondan fazlasına sahibiz" demişti. Bu arada Irak Kürdistanı Geçici Hükümeti Bakanlar Meclisi adını taşıyan Bakanlar Kurulu’nun toplantı odasını görmüştüm.
"Kuzey Irak’ta devlet kurmak!" başlığını taşıyordu Erbil’den Sabah’a gönderdiğim 28 Ekim 1992 tarihli yazım...
Aradan on yıl geçti.
Şimdi yine aynı şeyler mi?
Kürt Ulusal Meclisi... Irak’ta federasyon vs... Ankara’dan uyarılar! Bir bakıma yine aynı şeyler. Ancak on yılda köprülerin altından çok sular aktı. Kuzey Irak’ta Kürtler kendi kendilerini yönetmeyi daha iyi öğrendiler. Akan zaman içinde bir devletin çekirdeği atıldı. Ekonomik durumlarını düzelttiler.
Herhalde tersini beklemiyorduk.
Amerika 1991’de Bağdat’a girmeyip Saddam’ın işini bitirmeyince, Türkiye için kötü olanı yapmış oldu. Kuzey Irak’taki otorite boşluğunda bir yandan devlet organizasyonu doğmaya başladı, öte yandan PKK’yı güçlendiren bir terör altyapısı uç verdi.
Kuzey Irak’ta ‘devlet organizasyonu’ eşyanın tabiatına uygun bir durumdu. Saddam Hüseyin, yani merkezi devlet otoritesi çekip gitmişti Bağdat’a. Ne yapacaktı Kürtler? Polis gücü oluşturup asayişi sağlamak, doktor, hemşire bulup sağlık hizmetini çalıştırmak, öğretmen bulup okullarını açmak ya da ulaştırmayı, haberleşmeyi düzene sokmaktan başka çareleri olabilir miydi?
Elbette gönüllerinde bir ideal olarak bağımsız Kürt devleti yatıyordu. Barzani’yle Talabani kendileriyle yaptığım görüşmelerde bunu saklamadılar. Ancak bölgenin reel politika dengelerinin, özellikle Türkiye’nin buna geçit vermeyeceğini bilecek kadar gerçekçiydiler.
Bunun için zamana oynuyorlardı.
Kuzey Irak’taki fiili durum zamanla ister istemez bir tür devletleşmeyi beraberinde getirmiş oldu.
Ankara için sürpriz miydi bütün bunlar? Hayır. Bugün de değil. O zaman olduğu gibi bugün de gerekli uyarılar yapılıyor, adımlar atılıyor. Ancak bugünün sıkıntısı daha farklı. Çünkü Ankara farkında, Amerika vuracak! Türkiye istemese de bunu yapabilecek durumda. Ve çok büyük olasılıkla yapacak. Amerika vurduğu anda da Kuzey Irak’ta son on yılda Ankara’nın kurmuş olduğu dengeler bozulabilecek...
Daha önemlisi:
Saddam sonrası dengelerin nasıl oluşturulacağı gündeme gelecek.. Yani federasyon, Kerkük, Türkmenler vs... Ve Ankara, oyunun dışında kalarak yeni dengeleri etkilemesinin çok güç olduğunu biliyor. Ama öbür yandan bunca yıllık devlet ve bölge deneyimiyle, oyuna balıklama dalmaması gerektiğinin de bilincinde...
Ölçü ne olacak?
Sıkıntı burada!
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|