
|

Seçim ve AB takvimi
Kopenhag zirvesinden müzakere takvimi bekleyen Türkiye’nin AB umudu 2003’e kalıyor.
İlerleme raporuyla ilgili Brüksel kulislerine sızan bilgiler Ankara’nın 12 - 13 Aralık’taki zirveye dönük ‘iyimserliği’ni gölgeliyor. Tarih konusundaki ilk olumsuz sinyali AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen vermişti: Türkiye’nin beklentisine ve ABD’nin baskısına karşın ‘siyasi kriterlerdeki eksiklikler’in müzakere sürecine engel oluşturduğu duyuruldu.
Daha net bir mesajı Komisyon Başkanı Romano Prodi, Fener Rum Patriği Bartholomeos’a, ‘Kopenhag zirvesinde Türkiye’ye müzakere takvimi vermeyecekler’ sözleriyle duyurmuş.
AB çevrelerinde ‘daha cesur’ adımlar bekleniyormuş!
Bu haberlere tepki, AB davasında ‘tek tabanca’ kalan ve seçim öncesi Brüksel’de temaslarda bulunan ANAP lideri Mesut Yılmaz’dan geldi.
Yılmaz, 9 Ekim’de açıklanacak ilerleme raporunun teknik bir değerlendirme olduğunu, ‘durum tespiti’ yapıldıktan sonra belgede ‘siyasi karara’ yer verilmeyeceğini, Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlama tarihinin Kopenhag’da netleşeceğini söyledi.
AB’nin şu andaki ‘bekle gör’ siyasetinde 3 Kasım’ın da etkisi olduğu anlaşılıyor. Mesut Yılmaz, seçim sonuçlarının AB çevrelerinde dikkatle izlendiği inancında.
3 Kasım tablosu, Türkiye’nin AB üyelik sürecini olumsuz etkileyebilir mi?
Sanmıyoruz.
Seçime katılan partilerden MHP dışındakilerin AB’ye açıkça karşı çıkmadıkları ortada. Genç Parti’nin IMF ve ABD karşıtı söylemindeki ‘Türkiye’nin yabancılara teslim edilmeyeceği’ mesajının kapsama alanına AB’nin de girdiği düşünülebilir. Zaten parti, ‘MHP light’ olarak anıldığına göre anti - AB politikasının savunulması doğal. Genç Parti ancak Meclis’e girerse tam olarak ne yapacağı belli olacak.
İktidara aday AKP ve CHP’nin ise Türkiye’nin Kopenhag zirvesinde AB’den takvim alması yönünde bastıracakları açık. Nitekim Tayyip Erdoğan, seçimden sonra AB turuna çıkacaklarını ilan etti. Deniz Baykal ise şimdiden Almanya seçimlerinin galibi Schröder’le buluşmaya hazırlanıyor.
Derviş’li CHP’nin iktidarı, ya da AKP - CHP koalisyonu Brüksel’i rahatlatacaktır.
Batı’nın, seçimden sonra AB yanlısı bir hükümet kurulmasını isteyeceği açık. Meclis’e bu sürece katkıda bulunacak ne kadar çok parti girerse o kadar iyi. ANAP ve DYP’nin 3 Kasım’da alacakları sonucu Brüksel’de merak ediyor olmalı.
Kopenhag’da müzakere kararı çıkmazsa ne olacak?
‘Kopenhag her şeyin sonu değil, 2003’te Yunanistan’ın dönem başkanlığında başlarsa, Türkiye 2007’de Romanya ve Bulgaristan’la eş zamanlı AB üyeliğini elde eder’ görüşü ağır basıyor.
Brüksel, ‘Takvim kalmadı, umut verelim’ havasında!
dsazak@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|