06 Ekim 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




MÜZİK
Rock’n’roll mafyası döndü

Bon Jovi’nin 11 Eylül etkili yeni albümü "Bounce"taki parçaların çoğu "ayakta kalmak, toparlanmak" üzerine. Ama Jon Bon Jovi sorunların, o gün ABD’de yaşanan felaketle başlamadığının farkında. Filistinli çocuğun azabını da, parasızlıktan yasadışı işlere bulaşan "kahramanöların hikayelerini de anlatıyor Bon Jovi

     Mefaret Aktaş

     11 Eylül’ün ardından ABD müzik piyasası, özellikle de New York ve civarındaki müzisyenler haklı olarak "vatanseverlik" ve "ayakta kalma" şarkıları yapmaya başladılar. Tüm zamanların en büyük rock gruplarından biri olan New Jersey’li Bon Jovi de albüm çıkarınca konunun bu eksenden başka bir tarafa kayması düşünülemezdi.
     Grubun sekizinci stüdyo albümü "Bounce"un hemen tamamı yıkıcı olayların ardından ayakta kalmak üzerine. Zira aynı adlı şarkıda geçen "bounce (back)" de İngilizce’de "incindikten sonra kendini toplamak" anlamına geliyor. Ama bu Bon Jovi için yeni bir tema değil. Bon Jovi yıllardır insanlara gaz ve güç vermek, mutlu etmek fikriyle müzik yapan bir gruptur. Ağlak şarkıları bile uzun otobüs yolculuklarında, kafanızı cama dayadığınızda içinize hüzünle birlikte garip bir huzur veren cinsten zira.
     Bon Jovi’nin her albümde güncellediği artık klasikleşmiş pop rock sound’u "Bounce"da da var. "Undivided", "Everyday" ve "Bounce" tam da yukarıda bahsettiğim gibi "ayağa kalk ve devam et" şarkıları.
     Albüm 11 Eylül etkili olsa da şarkılarda "ayakta kalan" ne 20 yıllık geçmişiyle Bon Jovi ne de yalnızca ABD. Mesela "Hook Me Up". Dünyanın en Amerikalı grubundan beklemezsiniz belki ama bu şarkı Filistinli bir gencin gözünden bir hikaye anlatıyor. İşgal altında köşeye sıkışmış, eski bir radyo aracılığıyla dünyayla bağlantı kurmaya çalışan küçük bir çocuk. Zaten albümdeki pek çok şarkı kişisel hikayeler üzerinden global mevzuları deşiyor. "The Right Side of the Wrong" ve "Misunderstood"un hikayesi de ilginç. "Yanlışın doğru tarafı" anlamına gelen ilkinde "Butch Cassidy and the Sundance Kid"in hikayesinden, "Misunderstoodöda da başrollerini Mickey Rourke ile Eric Roberts’ın oynadığı etkileyici film "The Pop of Greenwich Village / Greenwich Papazı"ndan esinlenmiş Jon. Kendi deyimiyle bu şarkılar "kalpleri iyi bir yerdeyken kötü şeyler yapan insanları" anlatıyor. Kendisinin de hayatta büyük yanlışlıklar yaptığını ama hataları romantikleştirilerek meşru kılmaya çalışmanın yanlış olduğunu söylüyor. Richie’nin güzel gitar soloları ve müziğin geneliyle hikayesini destekliyor.
     "You Had Me From Hello"nun adını da Cameron Crowe’un unutulmaz filmi "Jerry McGuire"da kullandığı aynı cümleden almış Bon Jovi. Şarkı ilişkiler ve bağlılık hakkında. Diğer baladı "All About Loving You" ise "Bounce" ile birlikte bu albümün "en Bon Jovi" parçası.
     Jon Bon Jovi bizim televizyonlarda da gösterilmeye başlanan "Ally McBeal" dizisinin dokuz bölümünde Victor Morrison adında bir su tesisatçısını oynamış. "Open All Nightöta bu macerada Ally McBeal ile aralarında geçen bir diyaloğu anlatıyor. "Gerçek hayatta bir ilişkiyi başlatmam bu kadar uzun sürmez, onun için yazdım bu şarkıyı" demişti bir röportajında.
     "Bounce" asla bir "Slippery When Wet" ya da Jon’un solosu "Blaze of Glory" değil. Ve doğrusu bir "Slippery When Wet" daha yapmayacaklar. Ama Bon Jovi’nin artık albüm yapmasını istemeyen var mı? İyi ki hâlâ varlar.
     
Arşivlik Türk bestekarları serisi
Sony Müzik tarafından yayınlanan "Türk Bestekarları" serisinde Alaeddin Yavaşça, Hacı Arif Bey, Hammamizade İsmail Dede Efendi, Refik Fersan ve Şevki Bey’in 95 şarkısı beş CD’de toplanmış. İyi bir arşivlik

     Birkaç ay önce Osmanlı dönemi bestecilerinin eserlerini "Osmanlı Mozaiği" adı altında yedi albümlük bir seride toplayıp piyasaya çıkaran Sony Müzik’ten şimdi de "Türk Bestekarları Serisi" geldi.
     Beş albümlük seride Hammamizade İsmail Dede Efendi, Hacı Arif Bey, Şevki Bey, Refik Fersan ve Alaeddin Yavaşça gibi Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin en bilinen bestecileri bir arada. Türk Bestekarları Serisi’ndeki tüm parçalar Kültür Bakanlığı Devlet Korosu ve TRT sanatçıları tarafından seslendirildi.
     Hiç kuşkusuz tüm seriden özellikle Dede Efendi’nin CD’si dikkat çekecek. İsmi klasik Türk müziği ile birlikte anılan Hammamizade İsmail Dede Efendi’yi günümüz kuşakları en çok "Yine bir gül-nihal" adlı eseriyle tanır. Sultaniyegah, Neveser, Saba-buselik, Araban-Kürdi gibi yeni makamlar da tertip eden Dede Efendi’nin 500’den fazla eseri var. Ama bunlardan yalnızca 69 makamda bestelenmiş 268’i günümüze gelebildi.
     "Türk Bestekarları Serisi"nin yapımcılığını "Osmanlı Mozaiği"nin de yapımcısı olan Ahmet Kadri Rizeli üstlenmiş. Her CD’nin içinde bestecilerin hayatları ve tüm müzik çalışmalarıyla ilgili bilgilerin bulunduğu Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanmış birer kitapçık yer alıyor. Bu önsözler hazırlanırken Murat Bardakçı, Hasan Oral Şen, Cüneyt Kosal, Ümit Güralman, Fikret Bertuğ ve Turhan Taşan gibi tarihçi, gazeteci ve yazarların belge ve resim arşivlerinden yararlanılmış. Albümler ilk aşamada yalnızca CD formatında piyasaya çıkıyor.
     
ÇAL ANAHTARI
     Coldplay / "A Rush of Blood..." / EMI
     Son yıllarda çıkan en başarılı ilk albümlerden olan "Parachutes"ün arkasında hayatları boyunca yaptıkları tüm müzikal birikimler vardı. Hal böyle olunca ikinci albümlerinde daha iyisini yapmalarını zaten beklemiyorduk. "A Rush of Blood to the Head" yine inanılmaz bir atmosfer yaratmayı başaran, yine iyi şarkılardan oluşan bir albüm. "Politik", Chris Martin’in sesinin had safhada Jeff Buckley’yi andırdığı "Daylight", "Green Eyes", fazlasıyla Pink Floyd etkileri sezilen isim parçası "A Rush of Blood...", "Warning Sign" ve kapanıştaki "Amsterdam" çok iyi.
     
     Hooverphonic presents... / "Jackie Cane" / Sony
     Türkiye’de de büyük hayran kitlesi bulunan Belçikalı Hooverphonic’in dördüncü albümü bu. Grup trip hop’la başladığı müzik yolculuğunda git gide popa kaymaya başladı. Ama yine de müzik kalitesi düşmüyorlar. Önceki albümleri "The Magnificent Tree"deki ünlü parçalarıyla aynı adı taşıyan bu albümde yine elektronik ve akustik enstrümanları başarıyla bir arada kullanıyorlar. Tümünde Jackie Cane adlı bir şarkıcının hikayesini anlatan "Hooverphonic presents... Jackie Cane" grubun ilk konsept albümü. Albümün ilk single’ı gösterişli "The World is Mine"...
     
     Truth Hurts / "Truthfully Speaking" / Universal
     Truth Hurts’ün prodüktörü, ABD’nin en çok kazanan müzik yapımcısı Dr. Dre’nin sağ kolu DJ Quik. Truth Hurts’ün etrafında yaratılan kocaman balon da ancak böyle açıklanabilir zaten. Zira ABD’de pek çok ödüle aday olan albüm benzerlerinin yanında zayıf. Evet solist iyi -aslında sesi bir o kadar da korkutucu- ama daha iyi binlerce siyah kadın şarkıcı var piyasada. O ünlü "Addictive"de günümüzün tüm rapper’larının önünde eğildiği 80’lerin ünlü MC’si Rakim rap yapıyor. Ama yalnızca onun hatrına bir albüm alınmaz tabii. Klasik Dr. Dre "beatöleriyle dolu albümün "Addictive"le birlikte en iyisi "This Feeling". Hepsi budur.
     



 CUMARTESİ


‘Bir alkoliğe ancak başka bir alkolik yardım edebilir’
‘Yazı kalplere isabet etmeli’
Hastanedeki çocuklar için ev ortamı sağlıyorlar
‘Stadyumda melek olmak zorunda değiliz’
Fazıl Say yollarda
Geleceği görenler
Rock’n’roll mafyası döndü
Ne var, ne yok?
Tüpgazcıyla aldatır inşallah!
Kârda olan, iflas edenin tostunu yutar
Krilov Masalları


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet