06 Ekim 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Bütünün içindedir insan"

Mehmet Güleryüz, 40 yıllık sanat hayatının en bürokratik günlerini yaşıyor. Her zaman sisteme karşı çıkan Mehmet Güleryüz ile bu çelişik durumu Kemer Country’de açtığı son sergisini bahane ederek konuştuk.

     AYŞEGÜL SÖNMEZ

     Sizi UPSD (Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği)’nin başkanı olduktan sonra hep bürokratik çevrelerde, çeşitli ülkelerin bakanlarıyla yan yana görüyoruz. Sizin gibi geçmişinde düzene karşı gelmiş bir sanatçının hayatında bunlar önemli değişiklikler değil mi?
     Ben bir dönemler akademiye de karşı çıktım. Akademik kariyeri reddettim çünkü o eğitim üslubunu beğenmiyordum. Hâlâ da eğitimle meselem bitmiş değil. Akademide 5 yıl hocalık yaptıktan sonra o sistemi değiştiremeyeceğimi gördüm ve bıraktım. Bunca bürokratik yükün altına bilgilerim, yaşım ve beni dürten gereksinimlerim dolayısıyla girdim. Sanatının olduğunu dünyaya göstermek için, sanatını ulaştırman için, uluslararası arenada Türk sanatçısıyım demek için bu gerekli. Gelecek kuşağa onun sorunlarını çözecek bir örgüt gerekli. Ve bu örgütün yaşaması lazım. Bunu da ancak benim gibi meselesini çözmüş bir adam yapabilir.
     Bugüne kadarki durum neydi?
     Bu örgüte bugüne kadar herkes menfaat sağlamak için başkanlık yaptı. Normalde Avrupa’da benim gibi kendi meselesini çözmüş adamlar dönüp de mesleğinin adamlarıyla uğraşmaz. Böyle örgütlere de başkan olmazlar. Bu işler daha çok vasat sanatçıların işidir. Ama ben çok uzun bir yoldan buralara geldim. Parasızlığın, arkasızlığın, yalnızlığın, çaresizliğin ne olduğunu bilen bir adamım. Bu yüzden bu işlerin içine girdim.
     Derneğin başına geçer geçmez ilk neler yapmayı hedeflediniz ve bunlardan hangisini gerçekleştirebildiniz?
     Benim dernekte ilk başta yaptığım iş, derneğin borçlarını ödemek, onu kendi uluslararası statüsüne kavuşturmak oldu. Derneğin IIAP’a bağlı uluslararası kanadını tamir ettim. Derneği uluslararası toplantılarda temsil etmeye başladım. Bu arada bu uluslararası platformun Doğu Avrupa Başkanı oldum. Dernek adına yaptığım 8 yurtdışı seyahatinin 7’sini cebimden ödeyerek yaptım. Ben derneği devraldığımda dernek yok olmak üzereydi. Bu yüzden kendimi mecbur hissettim.
     Politikaya niye girdiniz ve girer girmez de istifa ettiniz?
     Benim bir yanım hukuka inanır. Tek başına yaşayan, tekli bir sanat yapmama rağmen daima kendi çevremdeki sanatçıların problemlerini çözmeye çalıştım. Hep birliğe inandım. İnsanların aklını bir şeye doğru yatırmak, çevirmek insanların kendi katılımlarıyla olur. Benim partiye girme nedenim Sema Pişkinsüt’ün o güne kadar yaptığı savaşın bende yarattığı sempati ve inançtı. Partiye davet edildiğim zaman imkânlarımın hepsini oraya koyma mecburiyeti hissettim. Çünkü kendimi politik bir kişilik olarak görmüyorum ben. Partiye bir marka gibi destek verdim. Tanınan, bilinen ve beğenilen yüzümü partiye koydum. Ama zamanlar ve fırsatlar kaybedildi. Anadille ilgili yasa konusuyla ilgili fikir ayrılıklarımız ve Sema Pişkinsüt’ün bir ÖDPli, bir CHP’li dengesiz tavırları yüzünden partiden istifa ettim.
     Sizin yaşınızdaki sanatçılar dahil tüm sanatçılar, var olan mekanizmalar üzerinden birtakım şeyleri değiştirebileceklerine olan inançlarını çoktan kaybettiler. Sizin buna olan inancınız nasıl hâlâ bu kadar ayakta?
     40 senedir işkenceye, yargısız infazlara karşıyım. Yaptığım resimlerle de bunu açıkça ifade ettim, 50 yaşına kadar bunları savunduğum için resim satamadım. Ama gerçekten bazen heyecanlanıyorsun. Duygularınla hareket edebiliyorsun. Partiye girebiliyorsun. Partiden istifa edebiliyorsun. Ben aslında durumdan görev çıkarıyorum. Yani yangın çıkmışsa itfaiyeci oluyorum.
     Peki yüzeyde durum nasıl? 2002 tarihli yapıtlarınızın üzerinden resimde vardığınız son noktayı söyleyebilir misiniz?
     Yüzeyde de yaşamda da bütüne vardığımı hissediyorum. Bir bütünün parçası olduğumu daha iyi hissediyorum. Resimlerimdeki konular sanki daha light ama hareket, biçim olarak o ilk resimlerimdeki radikal şiddetten musdaripler. Son dönemde bol bol boks maçı izledim mesela. O maçlardaki enerji, ritim ve kompozisyonlardaki ani değişiklikler, iki figürün biraradalığı beni çok etkiledi.
     
     Dirimart Kemer Country
     (0212) 239 61 52
     Bitiş tarihi: 25 Ekim 2002
     




 KÜLTÜR & SANAT


Sanatçıların denizi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Türk toplumu hızla budalalaşıyor"
Türk reklamcılığının panoraması
Gördüğünüze inanır mısınız?
Melodik sihir
Boş yok! Seçenek yok! İş yok!
Sırılsıklam aşk ve ölüm
İyi ki doğdun ve yaşadın
"Bütünün içindedir insan"
New York’un ilk seks müzesi
Ayasofya’da yenileme çalışmaları
"Resimlerim şöminelik değildir"
Ipanemalı bir kız sevdim!
Tavizsiz melodi ustaları
Doğu’dan Batı’ya müzikalite
Selda geldi. Hoşgeldi!
Hadi bakalım Loona!..
Fütüristik kara film
Nurgül Yeşilçay’a zorlayıcı bir rol aranıyor
Spielberg uyarıyor
"Herkes aşkı yaşayamaz!"
Sadakatsiz Safiye
Hayat atölyesi
Durun bakalım!..
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet