
|

Bir meslek büyüğü kitap yazınca...
Gazeteci okulda yetişmez. Özünde alaylıdır bence, mektepli değil. Mesleğini daha çok çalışırken öğrenir. Yani usta - çırak ilişkisinin ürünü sayılır hakiki gazeteci milleti...
Benim ilk ustam rahmetli Doğan Avcıoğlu’ydu. Devrim dergisi yıllarında Doğan Bey’den devrimcilik ve siyaset oyununun nasıl buz gibi, acımasız oynanabileceğini öğrenmeye çalışırken, ilk gazetecilik derslerini de ondan almıştım.
Ama beni mesleğe asıl sokan Altan Öymen oldu. Çünkü haber nedir, nasıl yazılır, bana ilk o öğretti.
Anka Ajansı’nda bir sabah vakti önüme bir parti bildirisi atmıştı Altan Abi, "Özetle haberleştir!" diyerek.
Hatırlıyorum, daktilo başında kan ter içinde kalmıştım haberi çıkarana kadar. Haber girişi nasıl yazılır, haber piramidi nasıl kurulur, anlata anlata, kaç kere sil baştan, biraz da kafama vura vura öğretmişti bana haber yazmayı.
Güç de olsa öğrenmiştim!
Ama ben de bunun acısını sonraki yıllarda benim tezgahımdan geçen çaylak gazeteci adaylarından çıkardığımı gayet iyi anımsıyorum.
Çok çabuk geçiyor yıllar.
Altan Öymen yaşamöyküsünü yazmaya başladı. Birinci cildi Doğan Kitap’tan yeni çıktı piyasaya:
Bir Dönem, Bir Çocuk.
Yalnız haberciliği, yorumculuğu değil, gazete mutfağını da iyi bilen, kolay gazete okutmanın inceliklerine eski deyişle vakıf bir meslek büyüğümüz olduğunu kitabında da göstermiş...
İyi gazete aynı zamanda vitrini, sunuşu, albenisi iyi olan gazetedir. Cumhuriyet’te Nadir Bey bir gün "Bizde şu haber niçin yok?" diye sormuştu. Ben de "Var efendim" yanıtını verip, gazetenin bir yerlerine sıkışmış haberi gösterince, "Vitrinleyemediğin haber gazetede yok demektir!" diyen Başyazarımdan nazik de olsa bir zılgıt yemiştim.
Altan Öymen kitabını yalnız özene bezene yazmamış. Fotoğraflarıyla, resim, desen ve haritalarıyla, bölüm özetleri ve ara başlıklarıyla sanki mutfakta bir gazete pişirmiş...
Her şeyi tarih sırasına dizerek bir yerde Alman ekolünden kaynaklanan yazı disipliniyle, kolay okunan yalın üslubuyla yazmaya koyulmuş.
1950’ye kadar birinci kitap.
Fakat bu kitap sadece bir özyaşamöyküsü değil. Aynı zamanda popüler bir tarih kitabı.
1930’lu, 40’lı yılların Türkiyesi’nde, Avrupası’nda, hayatın değişik alanlarında neler yaşanmış, bunları da usta bir gazetecinin renkli kaleminden kuş bakışı öğrenmek mümkün.
Özellikle Türk siyasal yaşamının İkinci Dünya Savaşı’yla çok partili rejime, demokrasiye giden yılları kuyumcu titizliğiyle özetlenmiş...
İlk kitap Altan Öymen 18 yaşındayken noktalanıyor, yani 1950’de. Daha yarım yüzyıl var yazılacak.
Kaç cilt çeker bilmem...
Ancak, önde gelen bir gazeteci olarak bu yarım yüzyılı başkent siyasetinin ta göbeğinde, bazen de siyaset adamı olarak yaşamış olan Altan Öymen’in bundan sonraki ciltleri, sanıyorum, gitgide heyecanlı hale gelecek.
Sonunda Altan Öymen’in kaleminden, Türk siyasal yaşamının yakın tarihini daha iyi öğrenmek isteyenler için referans niteliği taşıyacak bir yapıtın ortaya çıkacağını düşünüyorum.
Güzel ve keyifli bir kitap.
Devamını merakla bekliyor, meslek büyüğümü kutluyorum.
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|