06 Ekim 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Moralinizi bozmak istemem, ama...

     Önce dün yazdıklarımı 3 cümleyle özetleyeyim: Koç Holding’in CEO’su (bir numaralı profesyonel yöneticisi) Bülend Özaydınlı, Nakkaştepe’deki basın ve kamuoyunu bilgilendirme toplantısında şu önemli tespitlerde bulunmuştu:
     1) Yüksek enflasyonun, büyümenin sineye çekilmesi gereken maliyeti olduğu görüşünün yanlış olduğu, son 30 yılın verileriyle apaçık görülmektedir.
     2) Peşpeşe yaşanan krizler sonucu Türk iş dünyasında yatırım yapacak yeterli sermaye birikimi kalmamıştır. Milli gelirimizin artabilmesi, ancak yabancı sermaye yatırımlarına bağlıdır.
     3) Koç Topluluğu’nun 2002 cirosunun % 34’ü, ihracat ve yurt dışındaki faaliyetlerinden sağladığı gelirlerden oluşacaktır.
     
İç talepsiz olmaz
     Özaydınlı’nın çok önemli bir diğer tespiti ise şu:
•  Türkiye büyümesini sadece ihracata dayalı olarak sürdüremez. İç talep canlanmadığı takdirde ihracat olanaklarımız da sınırlanabilir.
Özaydınlı’nın bu son tespiti aslında, yabancı sermayenin yoğun olduğu otomotiv sektörüne yönelikti. Oyak - Renault ve Koç, son dönemde yabancı ortaklarıyla başarılı bir performans sergileyerek Türkiye’yi dünya markalarının önemli üretim üslerinden biri haline getirmeyi başarmıştı. Ancak iç talep şu andaki sıfır noktasından herhangi bir kıpırdanma göstermediği takdirde, yabancı ortakların üretim üslerini, iç talebin canlı olduğu başka pazarlara kaydırmaları pekala mümkündü.

Mucize bile yetmez
     Özaydınlı’yı dinlerken "Türkiye’yi 90’ların başındaki durumuna yeniden getirmek için mucize bile yetmez" diye not almışım. Şu üstteki tabloya bakın. 10 milyon nüfuslu Belçika’ya 87 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye girişinin olduğu bir yılda 67 milyon nüfuslu Türkiye hava almış! Üstelik de bu veriler, yükseklerden uçtuğumuz, milli gelirimizin 3 bin doların üzerinde olduğu 2000 yılına ait. Özaydınlı’nın "AB trenini kaçırmamamız gerekir" bağlamında önümüze koyduğu bu tabloyu aslında hepimizin malumu, ama altalta görünce her seferinde fena halde sarsılıyorsunuz!
     Şimdi Türk işadamında yatırım yapacak para kalmamışsa (ki kalmadığına kuşku yok), şirketler gibi halk da peşpeşe yaşanan krizler sonucu sıfırı tüketmiş, satın alma gücü erimişse (ki buna da kuşku yok) ve iç talebin yeterli olmadığı bir ülkeye yabancı sermaye de gelmeyecekse (kaldı ki Türkiye’ye iç talebin canlı olduğu dönemlerde bile gelmiyordu) bize mucize de yetmez!
     
Boyner’e itiraz
     Bir pazar günü içinizi kararttığım için üzgünüm. Ama yeni Çarşı mağazalarının açılışı nedeniyle hafta içinde gazetelerde görüşlerine geniş olarak yer alan Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner kadar iyimser olamıyorum ben. Bir gazete ilanı verilerek satışların artabileceğine -hele Anadolu’yu dolaştıktan sonra hiç ihtimal vermiyorum. Kaldı ki Akmerkez ve Nişantaşı’ndaki bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki mağazalarda satışlar birkaç günlüğüne artacak olsa bile, bunu genelleştirmenin çok yanlış olduğu kanısındayım.
     Benden söylemesi: Kendinizi, kemerlerin daha da sıkılabileceği günlere karşı hazırlıklı tutun. Şu sıralar ortalıkta yürüyen ceset olarak dolaşan firmalar da seçim sonrasında kepenklerini birer - ikişer indirdiğinde, iç piyasada alışveriş yapabilme gücüne sahip tüketici sayısı daha da azalacaktır.
     Yılbaşında Koç’a CEO olarak atanan Özaydınlı, marttaki ilk basını bilgilendirme toplantısında, "belirsizliklerin yoğun olduğu bunalımlı bir dönemde biraraya geldik" diye başlamış meğer söze. Perşembe günkü toplantıda kendisi hatırlattı:
     "Hepimizin tanık olduğu gibi Türkiye yine çok önemli değişim ve belirsizlik günleri yaşıyor. Öyle görünüyor ki, bundan sonra da sizlerle hep belirsizlik ve bunalım dönemlerinde biraraya geleceğiz..."
     Ben de maalesef Özaydınlı ile aynı fikirdeyim.
     
2000 yılı yabancı sermaye girişi (milyon / milyar dolar)
Ülke Nüfus Yabancı s.
AB üyesi
Belçika /Lük. 11 87
Hollanda 16 55
İspanya 39 37
İrlanda 4 16
Danimarka 5 16
AB’ye aday
Polonya 39 10
Çek Cum. 10 5
Macaristan 10 2
Türkiye 67 0.9
     
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Kabaramazsın kel Fatma, annen güzel sen çirkin...

Melih AŞIK
Gel de utanma...

Fikret BİLA
Kömür havzasında durum

Hasan CEMAL
Bir meslek büyüğü kitap yazınca...

Güneri CIVAOĞLU
Köpeğinin gölgesi olmak

Can DÜNDAR
Ne okumalı?

Abbas GÜÇLÜ
Öğretim üyelerinin maaşları (68)

Mehmet Y. YILMAZ
Ben seni unutmak için sevmedim...

Hasan PULUR
Seçime doğru ibretlik afişler...

Derya SAZAK
Pandora’nın kutusu

Meral TAMER
Moralinizi bozmak istemem, ama...

Ece TEMELKURAN
Liberal aydınların konuşma çöplüğü

Güngör URAS
İçkalpakçı Çıkmazı

Serpil YILMAZ
Yoksa bunların hepsi yalan mı!

© 2002 Milliyet