06 Ekim 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Liberal aydınların konuşma çöplüğü

11 Eylül sonrasında, muhalif entelektüeller arasında uluslararası düzeyde bir sessizlik yaşanmaya başladı. Duruma ilişkin hakikaten muhalif bir fikir üretmek "hain" ilan edilme tehlikesi taşıyordu. Peki ne zaman konuşacaklar?

     Amerika’dan gelen profesör bir hanımefendi ile Kanada’da bir panel sırasında tartışıyoruz. Profesör uzun uzun 11 Eylül’de ne kadar şaşırdıklarını (!), nasıl üzüldüklerini, olaylara hiç inanamadıklarını, hiç anlayamadıklarını anlatıyor. Konuşmasının herhangi bir ortalama Amerikalının "11 Eylül ıstırabı" yansıtmasından farklı olmadığını fark etmiş olacak ki, ABD hükümeti gibi düşünmediğini belirtmek ihtiyacı hissediyor bir yandan da: "Ben o çirkin Amerikalılardan değilim. Yani mesela Vietnam savaşına karşı çıkmıştım."
     O kadar duygu dolu ve o kadar "ortalama Amerikalı" bir konuşma ki, sormak icap ediyor:
     "Vietnam’a karşı çıktınız. Peki niye Afganistan’a yapılan saldırıya karşı çıkmadınız? 11 Eylül’le ilgili niye sadece duygularınızdan bahsediyorsunuz? Bir entelektüel olarak başka şeylerden de bahsetmeniz gerekmiyor mu? ABD’de ve Batı dünyasındaki entelektüellerin ‘hain’ ilan edilmek korkusuyla düşünsel bir sessizliğe büründüğüne inanıyor musunuz?"
     ABD’li profesör kendini "saldırıya uğramış" hissettiğini söylüyor ve soruya cevap vermiyor. Oysa vereceği cevap önemli zira kendisi Birleşmiş Milletler Sekreteri Kofi Annan’ın danışmanlarından biri! Yani ABD’nin keyfî kararlarına karşı güç oluşturması beklenen kurumlarından birinde kararları etkileyebilecek pozisyonda bulunan bir şahsiyet. Fakat heyhat! Ne mümkün... Dünya politikası konuşurken duygulardan bahsetmek genellikle hiçbir şey söylememek veya "zararsız" sözler sarf etmek anlamına geliyor ve Kanada’daki çok kültürlülük sempozyumunda görüldüğü kadarıyla Batı entelektüellerinin çoğunluğu 11 Eylül’den sonra "zararsız" takılmak istiyorlar!
     
Konuşma enflasyonu
     11 Eylül’den sonra böyle bir şey oldu. Yapılan neredeyse bütün uluslararası toplantılarda muhalif olması beklenen, geçmişte egemen ideolojinin karşısında yer almış aydınlar aniden ABD hükümetinden çok da farklı olmayan cümleler kurmaya başladılar. Güya dünyanın gidişatını eleştirmek, mümkünse bu gidişe hayır demek için toplanan sivil girişimciler ve aydınlar kullandıkları dille bile Başkan Bush’un başlattığı "Teröre Karşı Savaş" fasaryasına yenildiler. "Uygarlıklar arasında gerilim ve diyalog" meselesi temcit pilavı gibi çevrilip durmaya başladı. Kimse farklı bir şey söylemez, neredeyse herkes bu tuzaklarla dolu dilin içinde döner durur oldu. Bu yüzden sivil toplum toplantıları tuhaf bir "çöplüğe" dönüştü:
     Liberal aydınların konuşma çöplüğü!
     Sanki konuşma özgürlüğüne sahip insanlar kapalı alanlarda toplanıp konuşuyor, konuşuyor, böylece kendilerini iyi hissediyor ve sonra evlerine dönüyorlardı.
     11 Eylül’den sonra, uluslararası düzeydeki politik tartışmalar emniyetli bir duygusallıktan sümsüklüğe uzanan bir çizgide gitgide aynı şeyleri söylemek halini aldı. Çünkü herkes "hain" ilan edilmekten, "terör destekçisi" olarak adlandırılmaktan korkar hale gelmişti. Bu ruh hali hâlâ uluslararası düzeyde sürüp gitmekte. Muhalif aydınların, hiç değilse muhalif cümlelerini kurmaktan çekinmeyen aydınların sayısı ciddi bir oranda düştü.
     
Muhalif aydınlar ne yapıyor?
     Çek Cumhuriyeti’nde siyaset bilimci olan ve 11 Eylül sonrasında muhalif kesimce saygı duyulan kitaplar yazmış bulunan Pavel Basqa ile konuşuyoruz Kanada’da. Bu "konuşma çöplüğü" fikrine katılıyor. Peki ne yapmalı, nerede durmalı diye tartışıyoruz. Susuyoruz...
     Galiba şöyle bir şey olacak. Walter Benjamin’in dediği gibi "barbarlar" yolumuzu açacak! Onların nereye doğru yürüyecekleri biraz daha belli olduğunda muhalif aydınlar konuşmaya başlayacak. Önce bir "şeyler" olacak, sonra teorize edeceğiz. Önce Seattle’daki, Cenova’daki enerji bir yere doğru akacak, "barbarlar" bir yol açacak ve biz ondan sonra bunun üzerine cümle kurmaya başlayacağız. Şimdi uygarlık tarihinde muhalif aydınların "es" verdiği bir yerdeyiz. Şimdi muhalif aydınların gidişata baktıkları, gidişatı anlamaya çalıştıkları bir noktadayız. Herhalde pek yakında hakikaten konuşmaya başlayacaklar ve göreceğiz.
     
     ecetem@hotmail.com
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Kabaramazsın kel Fatma, annen güzel sen çirkin...

Melih AŞIK
Gel de utanma...

Fikret BİLA
Kömür havzasında durum

Hasan CEMAL
Bir meslek büyüğü kitap yazınca...

Güneri CIVAOĞLU
Köpeğinin gölgesi olmak

Can DÜNDAR
Ne okumalı?

Abbas GÜÇLÜ
Öğretim üyelerinin maaşları (68)

Mehmet Y. YILMAZ
Ben seni unutmak için sevmedim...

Hasan PULUR
Seçime doğru ibretlik afişler...

Derya SAZAK
Pandora’nın kutusu

Meral TAMER
Moralinizi bozmak istemem, ama...

Ece TEMELKURAN
Liberal aydınların konuşma çöplüğü

Güngör URAS
İçkalpakçı Çıkmazı

Serpil YILMAZ
Yoksa bunların hepsi yalan mı!

© 2002 Milliyet