
|

Ucuz şöhretin bedeli!
Bir hanım okuyucum telefonda hemen hücuma geçti:
- Bunlar hep sizin medyanızın kurbanları dedi! Ümit’ler, Hakan’lar, İlhan’lar, Hasan Şaş’lar hepsi hepsi. Genç çocuklar; bir maçta iyi oynadılar mı veya gol attılar mı hemen göklere çıkartıyor, onları yüceltecek hayale sığmaz kelimeler, cümleler buluyorsunuz! Bazen de tanrılaştırma derecesine getiriyorsunuz övüyor, affedersiniz yağlıyorsunuz!
Ama hanımefendi diyecek oldum, bırakmadı devam etti atışa.
- Hele bir kötü oynasın! Takımının veya kendisinin şanssız günü olsun! Forvet oynuyorsa gol kaçırsın, savunmada ise kalesine bir iki gol girsin... daha önce yaptığınız övgülerin, yüceltmelerin yüz katı yerin dibine batırıyorsunuz! Bir hafta içinde oluyor bütün bunlar. Yüz derece sıcaktan sıfır derece soğuğa sokuyorsunuz çocukları! Buna can mı dayanır? Netice itibariyle Anadolu’nun muhtelif yörelerinden gelmiş düşük gelirli veya orta halli ailelerin yetenekli çocukları bunlar.
Hanımefendi devam etti suçlamalarına:
- Şöyle bir bakınız... yalnız Türkiye’de değil dünya ortamında bile müthiş paralar kazanan bu çocukların bindikleri otomobillere. Porche, Mercedes, BMW ve 4x4 en modern jipler. Belki de evleri yok ama lüks arabaları var. Etraflarında ünlü mankenler, yıldızlar, güzel güzel kızlar. Veee gazetelerde, TV’lerde balon gibi şişirme övgülü haberler!
Halbuki bu saltanat 10 yıl, 12 yıl sürüyor o kadar! Top koşturdukları yıllar var, sonra paydos!
Övgüde yergide denge
Bu golleri bana attı attı, telefonu kapattı hanımefendi! Ben de derin derin düşünmeye başladım. Galiba haklıydı endişelerinde.
İşte en son Ümit Davala olayı. Üstelik bu değerli futbolcumuz uzun yıllar Avrupa’da yaşamış, yani gurbetçi. Ama anlaşılan o da eziklikten kurtulamamış! Şöhret kuşu başına konmuş fakat, ağır geliyor taşıyamıyor! Genç yaşında bir sokağa adını bile vermişler! Acele etmeyip hiç değilse kariyerini tamamlasın bekleselerdi ya! Hayır olmaz, övgüde de yergide de illa ipin ucunu kaçıracağız ki, toplum olarak en büyük kusurumuz bu! Acele etmek, olayı sindiremeden aleyhte veya lehte hemen harekete geçmek!
Hakan, Hasan, İlhan... bunlar sadece Türkiye’nin futbolcuları değil dünya futbolunun yıldızları! Ama ne oldu, medyanın magazin yarışı arasında sıkışıp kalan koskoca Hakan çenesini de tutamadığı için şu an oynayacak takım bulamıyor! Bir yandan Galatasaray’a dönmek için içi titriyor ama kardeşi bir taraftan, babası öte taraftan, Şükür’ü istemeyenler (olur a) elbirliği ile konuşa konuşa çocuğu bir kaşık suda boğuyorlar! Bu ünlü futbolcunun şu an maddi sıkıntısı pek yok ya... bilmem kaç yıllık hocası Fatih’in ve Başkan Canaydın’ın üç metre ilerisinde oturuyor, oynuyor, çalışıyor (yine onların verdiği izinle) ama dönüp de yuvama dönmek istiyorum diyemiyor! İlgisiz kişilere gidiyor yakınıyor! Yani efendim, burnu yere düşse eğilip almayacak!
Yıldızların tehlike sınırı
Hasan Şaş son Dünya Şampiyonası’na kadar yeteneğinin sınırları içinde her geçen gün daha iyi futbol oynuyordu. Kore’de, Japonya’da yerli, yabancı medya, Hasan Şaş’ı füze gibi yukarıya fırlattı, genç yetenek bu sürate dayanamadı! Şimdi bocalayıp duruyor!
Ümit olayı da aynı türden bir değişik sahne! Ünlü futbolcular, mankenler, dizi filmlerin genç sanatçıları hep aynı tehlike sınırındalar! Şöhrete, paraya ve onların getirdiği güzelliklere, zevk dünyasının girdabına bir kez girince dayanabilmek güç! Ama dayanabilen kazanıyor, ayakta kalıyor, diğerleri yok olup gidiyor.
Medya bence biraz insaflı olmalı, anlayış göstermeli, çünkü ellerindeki silah çok güçlü! İnce eleyip sık dokumadan sahte şöhret sağlayarak layık olmayan gençleri şişirmemeli. Övgü de, yergi de ölçülü olmalı...
SAYFA BAŞI

|
|

|