10 Ekim 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Amerikan TV’lerinden Bush’a sansür

     Dün gazeteye gelirken Ömer Madra’nın Açık Radyo’da İngiliz The Guardian gazetesinden aktardığı bir habere epey şaşırdım: Amerika’nın 3 büyük televizyonu da (ABC, NBC ve CBS), Başkan Bush’un Irak’la ilgili ulusa hitaben yaptığı konuşmayı (önceki akşam) canlı olarak yayımlamayı reddetmiş.
     Türkiye’de Cumhurbaşkanı ya da Başbakan’ın ulusa hitaben yapacağı bir konuşmayı reddedecek babayiğit TV kanalı düşünebiliyor musunuz? Değil Cumhurbaşkanı ya da Başbakan, protokolde daha arka sıralarda yer alan yetkililerimizin demeçleri bile bakıyorsunuz tüm kanallarda canlı olarak yayımlanmış. Kaç tane kanalı zaplarsanız zaplayın, karşınıza aynı kişi çıkıyor ve söylediklerine kaldığı yerden devam ediyor.
     Tam Amerikan televizyonlarına helal olsun diyecektim ki, yine Açık Radyo’da duyduğum bir başka haber geldi aklıma. New York’ta 20 bin kişi, Irak’a askeri müdahaleyi protesto etmek üzere Central Park’ta toplanarak gösteri yapmış ve haber, biz gazetecilerin pek bayıldığı New York Times gazetesinde bile tek satır yer almamış!
     
Bush’u devirelim
     Yoksa Amerikan televizyonları, canlı yayında pot kırma olasılığına karşı Başkan Bush’a kıyak mı geçtiler? Tabii bir ihtimal daha var: ABD’nin büyük ulusal kanalları, reyting meselesine çok hassaslar. Bush’un Irak’a askeri müdahale çığırtkanlığının Amerika’da bile artık pek ilgi çekmediği de aşikar. Belki de izleyici kanal değiştirmesin diye Bush’u reddetmişler ve sonra da haber saatinde banttan yayımlamışlardır.
     Zaten The Guardian’daki yazıyı kaleme alan Simon Tisdall da ABD yönetiminin çocuk kandırır gibi hep aynı şeyleri tekrarlamakla inandırıcılığını iyice yitirdiğine işaret ettikten sonra "Bir rejim değişikliği mutlaka gerekli ve olacak da, Irak’ta değil Amerika’da olacak" diyor. Olmaz - olmaz demeyin, bakarsınız oluverir!
     
Londra’da da sansür mü?
     Irak’a askeri müdahaleyi protesto için 2 hafta önce Londra’da yapılan ve ülkenin dört bir yanından gelen 250 bin kişinin katıldığı büyük gösteri sırasında ben de oradaydım. Ve gerek günlük gazeteler, gerekse başta BBC İngiliz TV’leri, gözyaşları içinde izlediğim bu görkemli ve etkileyici gösteriyi de neredeyse görmezlikten geldi. Hatta o gün Londra’da savaşı protesto gösterisinin olup olmayacağını bile medyadan öğrenebilmek mümkün değildi.
     Oysa bir hafta önce tilki avlama yasağını protesto etmek üzere İngiltere’nin değişik yörelerinden başkente gelen köylülerin yaptığı gösteri görsel ve yazılı basında kendine nasıl da geniş yer bulmuştu?
     Bunu da mı reyting deyip geçiştireceğiz? İngiliz halkı kırsal kesimin tilki avlama geleneğine sekte vurulmasıyla fevkalade ilgilenirken, Ortadoğu’da bir ülkede hiç suçu olmayan genç - yaşlı, kadın - erkek binlerce kişinin öldürülmesini umursamıyor mu diyeceğiz?
     Ömer Madra’dan öğrendiğime göre Londra’daki savaşa hayır gösterisini Daily Mirror gazetesi hem önceden duyurmuş, hem de sonradan ayrıntılarıyla gösteriyi anlatmış. Daily Mirror’un 11 Eylül’ün ertesinde kulvar değiştirdiğine işaret eden Madra, tabloid diye burun kıvırmayıp izlememizi salık veriyor.
     
     İtibar yönetimi
     Kurum ya da kişi olarak itibarınızı artırmak istiyorsanız, Amerikalı Prof. Charles Fombrun’a kulak vermenizde yarar var. Kendi oluşturduğu kurumsal itibar yönetimi modeli ile kurumların itibarını ölçen Prof. Fombrun, yarın Borusan Oto’nun İstinye’deki konferans salonunda "kurumlara rekabet avantajı sağlamada itibarın giderek artan önemine dikkat çekecek" ve itibarınızı nasıl artıracağınız konusunda sizlere bazı ipuçları verecek.
     İtibar yönetimi diye bir kavramı ben ilk kez duyuyorum. Enron skandalıyla patlayan olaylar zincirine baktığımızda, bugün Amerika’da şirketler için belki de en acil konu, kurumların hızla eriyen itibarları.
     Prof. Fombrun’a ilk başvurması gereken kişi, aslında ABD Başkanı Bush, ama ayağınıza kadar geldiğine göre vaktiniz varsa siz de yararlanabilirsiniz belki.
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Hangi Avrupa?

Çetin ALTAN
Bak maşallah, aferin...

Melih AŞIK
Vali Pataki...

Fikret BİLA
Fiskos siyaseti

Hasan CEMAL
"AB’siz evet, işkenceyle asla!"

Yılmaz ÇETİNER
Ucuz şöhretin bedeli!

Güneri CIVAOĞLU
İstanbul buluşmaları

Can DÜNDAR
Siyasi dart

Hurşit GÜNEŞ
Irak savaşının dünyaya zararı da büyük olacak

Sami KOHEN
Kararı belirleyecek siyasal etkenler

Mehmet Y. YILMAZ
İstediğim tek şey ‘şeffaf’ ihale...

Meliha OKUR
Ne olacak şu aracı kurumların hali?

Hasan PULUR
"Bütün kabahat bizde" şarkısını söyleyenler...

Derya SAZAK
Kaf Dağı’ndaki üyelik

Meral TAMER
Amerikan TV’lerinden Bush’a sansür

Güngör URAS
‘Yap-işlet’ ya devret ya devretme

Serpil YILMAZ
Nihayet Mavi Akım!

M. Ali BİRAND
AB Komisyonu, neden tarih vermedi?

© 2002 Milliyet