
|

Konuş onunla
Medyamızdaki Avrupa Birliği İlerleme Raporu maniasına katılamadığım için sizlerden özür dilemem mi gerek bilemiyorum. 30 yıldır ne uzayıp ne kısalan Kıbrıs sorunundan da bıktım, Amerikan kovboyu Bush’un Irak harekatından da...
En iyisi ben size bir film anlatayım.
2 genç erkek. Biri gazeteci, diğeri hastabakıcı.
İkisinin sevdiği kadın da komada.
Dansçı olanı trafik kazası sonucu komaya girmiş. Matador olanını boğa tepip yere seriyor...
Film boyunca hastanede komadaki 2 kadının başında, birbirinden çok farklı davranan 2 erkeği izliyorsunuz. Ve izlerken de en sosyal olanlarımız bile şuuru açık olduğu halde aslında sevdikleriyle ne kadar az konuşuyor diye düşünmeden edemiyorsunuz!
Platonik olarak sevdiği kız komaya girdiği için hastabakıcılığı kabul eden genç adam, hem kızın her türlü bakımını yapıyor, 24 saat bıkıp usanmadan sevgiyle başında nöbet tutuyor, hem de gerek dünyada gerekse çevresinde olup biteni, hatta kendi en gizli duygularını komadaki genç kadına anlatıyor. Onunla sürekli konuşuyor.
Komadaki sevgililer Hastaneye sonradan gelen gazeteciye de, komadaki matador sevgilisiyle konuşması için ısrarla telkinde bulunuyor: Konuş onunla! Ama gazeteci, benzeri bir diyaloğu (daha doğrusu monoloğu) bir türlü başaramıyor. Belki sevgilisiyle platonik olmayan bir ilişkiyi yaşamış olduklarından, belki ruhunun derinliklerinde bir başka kıza aşık olduğundan, belki de sevdiği de olsa komadaki biriyle sürekli konuşmayı mantıksız bulduğundan...
Korkmayın, sürprizlerle dolu bu film hakkında fazla ayrıntıya girecek değilim. Annem Hakkında Her Şey’le kalbimi iyice fetheden usta İspanyol yönetmen Pedro Almadovar’ın, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar duygulu ve anlamlı bu son filmini çok merak ediyorsanız, cuma gecesi Emek Sineması’nda İKSV’nin (İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı) düzenlediği bir haftalık "filmekimi" bağlamında izleyebilirsiniz. Yerlerinizi bir an önce ayırtın.
1 haftalık filmekimi Görgün Taner’in genel müdür olmasıyla birlikte İKSV yeniden dinamizm kazandı. Yaz başında Caz Vapuru’nda geçirdiğim enfes saatleri sizlerle paylaşmıştım. İstanbul Film Festivali’nin hasta izleyicilerinden olduğum da malumunuz.
Taner şimdi bir de filmekimi icat etmiş. Ticari amaçla çekilmiş Amerikan filmlerinden zor nefes aldığımız bir ortamda sinema severlere festivaller dışında pek de kolay ulaşamayan, hasılat kaygısı ağır basmayan, buna karşılık son dönemdeki festivallerde ödül kazanmış Avrupa filmleriyle buluşturuyor bizi. Bir - iki Amerikan filmi de var, ama onlar da festivaller olmasa sinemaseverle buluşamayacak türden... 20 filmden sadece 3’ü (Konuş Onunla da dahil) daha sonra vizyona girecek filmler. Size önceden görme fırsatı sağlıyor. Siz en iyisi 18 - 24 Ekim arasını Beyoğlu’na ve sinemaya ayırın. 25 Ekim’de ufkunuz genişlemiş olarak hayata devam edersiniz.
Film tanıtımı kötü Filmekimi’nde gösterilecek filmler arasından seçim yapmak için İKSV’nin www.istfest.org sitesine girerek ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz diyeceğim ama, ödüller ve oyuncular dışında bu pek kolay değil. Son dönemde film özetleri öyle tuhaf yazılıyor ki, "haydi şu filmi göreyim" diye heveslenemiyorsunuz. En iyi örnek de Konuş Onunla. Yurtdışında izlememiş olsam, aman gideyim demem.
Nisan ayındaki Film Festivali süresince Beyoğlu’nda karşılaştığım tanıdık - tanımadık pek çok kişi, bu yılki tanıtım broşüründen şikayetçi olmuş, geçmişte kolaylıkla film seçerken bu yıl seçecek film bulamadıklarından, bu yüzden de Beyoğlu’na daha az indiklerinden yakınmışlardı. Zaten Film Festivali de galiba ilk kez bu yıl zarar etmiş. Bunun nedeni ekonomik kriz değil de, broşürün caydırıcılığı olabilir mi acaba? Zira önceden biletinizi blok halinde alıp kendinizi angaje etmemişseniz, son gün gazetelerde en davet edici tanıtım yazılarını bulsanız bile, gitmemek için bir nedeniniz olabiliyor.
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|