11 Ekim 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



‘Satın’ veya ‘kapatın’ diyorlar

     Demir, demir, demir... Üst üste kazanlar, borular yığılmış. Demirden bir kule olmuş. İşte "rafineri" bu dediler... Hani resimlerde gördüğümüz petrol rafinerisi gibi bir şey... Ama bu rafineri petrol rafinerisi değil, Tariş Zeytinyağı Birliği’nin İzmir’in Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde yeni kurulan, Türkiye’de benzeri bulunmayan zeytinyağı rafinerisi. Çalışmaya başlayalı üç ay olmuş. Daha tamamlanmamış. Ama Dünya Bankası bastırıyor. Satın diyor... Kaça satarsanız, satın... Ne için kurulduğu ve ürettiği önemli değil, bir an önce satın...
     Bu tesis bir kişinin, bir şirketin, bir holdingin malı değil. Tam 28 bin zeytin üreticisinin malı. Ege Bölgesi’ndeki yaklaşık 160 bin zeytin üreticisinin yüzde yirmiye yakın bölümü 33 zeytin kooperatifi altında örgütlenmiş. Bu kooperatiflerin 28’inde Ege’nin değişik yerlerinde modern zeytinyağı sıkma tesisi var. Kooperatif üyeleri yağlık zeytinleri bu tesislere getiriyor. Yağın belli bölümlerini alıyor. Kalan ham yağı kooperatife bırakıyor. Kooperatifler üyelerin bıraktığı ham yağları İzmir’de Zeytinyağı Birliği tarafından yaptırılan rafineriye gönderiyor. Bu yağlar kalitesine göre rafineride ayrı ayrı depolanıp işleniyor. İç ve dış piyasada satılıyor.
     Üç ay önce üretime başlayan, henüz yatırımı devam eden rafinerinin 14 bin metrekarelik kapalı alanında 8 bin ton ham yağı depolayacak dev çelik paslanmaz, bilgisayar kontrollü tanklar yapılmış.
     Ham yağ, modern tesislerde işleniyor. Rengi müşterinin talebine göre ayarlanıyor. Yağın özellikleri korunarak, doğal maddelerinin tamamının yaşamasına özen gösterilerek rafine edilen yağlar, özelliğine göre ayrı ayrı çelik tanklarda biriktirilerek satışa sunuluyor.
     Tesis günde 250 ton ham yağ işliyor. Bu dev tesisi yirmi yıldır Tariş’te çalışan yüksek kimya mühendisi Merih Yenisey kurmuş. İşletme sorumluluğunu taşıyor. Tam otomatik tesis nerede ise kendi kendine çalışıyor. Bilgisayarın başında üç genç gördüm. Ege Üniversitesi’nden Eylem Pehlivan, Kocaeli Elektronik’ten Gürkan Ünlütürk ve de kimya teknisyeni Fethiye Aysu... Bu koskoca tesis tam kapasite çalıştığında en fazla 10 kişiye iş imkanı sağlayabilecekmiş.
     26 bin ton ham yağ işlendiğinde kendini amorti edecek (ödeyecek) olan tesis 3 ay çalışma sonucu 6 bin ton ham yağ işleyerek yaklaşık 1/4’ünü amorti etmiş.
     Tariş Genel Müdürü Ayhan Özer, bu yatırımı kooperatiflerin öz kaynaklarıyla 6 trilyon liraya gerçekleştirdiğini anlattı.
     Fakat üretici de, kooperatifler de, birlik de, Tariş de dertli. Dünya Bankası kafayı bu tesise takmış. Bu tesisi "ya satın, ya kapatın" diyormuş.
     Dünya Bankası Türkiye’de Tariş’in ve Tariş şemsiyesi altındaki birliklerin sanayi tesisleri kurmasına, işletmesine karşı imiş... Olur mu böyle şey demeyin. Olur... Olur abicim... Burası Türkiye...
     Haraç mezat satılması veya kapatılması istenen tesis beni çok etkiledi. Yazı ile anlatmak güç. Resim de bilgi vermez. Umarım Kanal D veya CNN Türk tesisin görüntülerini yayımlar da sayın okuyucularım neler anlattığımı daha iyi anlama şansına sahip olur.
     
     guras@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
HADEP veya DEHAP

Çetin ALTAN
Hamasi babalanma yerine, realist olmak...

Melih AŞIK
NATO’lu gece

Fikret BİLA
Hesap sormak için görüşün

Hasan CEMAL
AB eğer koşulsuz tarih vermezse!

Güneri CIVAOĞLU
AB ve eşitlik

Abbas GÜÇLÜ
Partiler, eğitim ve gençlik

Hurşit GÜNEŞ
Maneviyat ekonomisi ile tüpte ekonomi

Sami KOHEN
Şimdi ne yapmalı?

Mehmet Y. YILMAZ
Herkesten gizli şeffaflık!

Hasan PULUR
Gençleri şımartmak!

Derya SAZAK
Temiz siyaset sözü

Meral TAMER
Konuş onunla

Ece TEMELKURAN
"Anlatmak için yaşamak"

Güngör URAS
‘Satın’ veya ‘kapatın’ diyorlar

M. Ali BİRAND
"Türkiye girmek isterse, kapı açık"

© 2002 Milliyet