13 Ekim 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Dolapdere sahnede

Metin Kaçan’ın "Ağır Roman"ı filmden sonra şimdi de sahnede. Fahir Atakoğlu-Aysun Aslan ortak çalışması "Ağır Roman (Bir Doğu Yakası Hikayesi)" adlı dans gösterisinde 100 kişilik bir ekip görev yapacak

     YİĞİT KARAAHMET

     Dolapdere sokaklarında yaşayan insanların hayatını bir aile dramıyla beraber anlatan Metin Kaçan’ın "Ağır Roman"ı daha önce filme çekilmişti. Şimdi de İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından 23 Kasım’dan itibaren "Ağır Roman (Doğu Yakasının Hikayesi)" adıyla sahnelenmeye başlanacak.
     Müziklerini Fahir Atakoğlu’nun, koreografisini de Aysun Aslan’ın yaptığı eser 100 kişilik bir dans ekibiyle sergilenecek. Oyuncuların karşılıklı konuşacağı gösterinin diyaloglarında tiyatrocu Zafer Algöz yardımcı olacak. Algöz "Ağır Roman" filminde de rol almıştı.
     Atakoğlu bu proje için bestelerinde etnik sazlar kullandı. Oyunun bir bölümünde 25 davul aynı anda çalacak. Aslan, Atakoğlu ve Kaçan hazırlık aşamasında hep beraber Dolapdere’ye gidip gözlemler yaptı, fotoğraflar çekti, ekibe dağıttı.
     
     "Gösteri filmden iyi oldu"
     METİN KAÇAN (Yazar)
     "Ağır Roman"ın İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sergileneceğini üç sene önce öğrendim. Aysun Aslan getirdi teklifi. Filmden sonra şimdi de sahneye uyarlanmasının sebebi bu eserde hayattan birçok öğe olması bence. Şefkat, yanlış anlaşılan insanlar, öfke, şiddet olması. Burada bir caz hayat anlatılıyor. Varoluş kaygısı taşımayan insanların dünyası bu.
     Ben provalara da birkaç defa katıldım. Kesinlikle filmden daha iyi. Filmin senaryosunu da ben yazdığım halde uyarlamasını beğenmedim. Ayrıca filmden hiçbir telif ücreti almadım. Bu eserin klasik bir anlatımı olduğu için hem filme hem de sahneye kolayca uygulanır.
     
     "Bir ‘Doğu Yakası Hikayesi’ yarattık"
     FAHİR ATAKOĞLU (Müzisyen)
Siz bu projeye nasıl dahil oldunuz? Ne kadar zamandır içindesiniz?
     Bir buçuk-iki sene kadar. Aysun Aslan’la beraber oldu bu iş, o çok uzun zamandır "Ağır Roman" üzerine çalışıyordu. Hep konuşurduk işte "Müzikler nasıl olur?" falan diye ama sonra beraber girdik.
     
Müziklerin tamamı yeni besteler mi?
     Yüzde 98’i yeni. Benim sadece Avrupa’da yayınlanan ve Türkiye’de kimsenin duymadığı üç bestemin dışındaki eserleri bu oyun için yazdım.
     
Toplam kaç tane enstrüman çalacak ve canlı mı olacak?
     Renk sazı olarak bir 10 kişilik grup çalacak ama kemanları falan sayarsak bu sayı daha da artar.
     
     "Roman müziğine yabancı değilim"
Dolapdere’ye gidip gözlemlerde bulundunuz mu?
     Evet, Aysun’la beraber gittik. O insanların hüznü, sevinci nasıl yaşadığını görmek ve bunun müziğe nasıl yansıyacağını düşünmek lazımdı. Ben burada bire bir Roman müziği yerine o müziklerin bana verdiği duyguları yansıttım.
     
Neydi o duygular?
     O müzikleri genel olarak kendime yakın buluyorum. Ben her ne kadar 10 yıldır Amerika’da yaşıyor olsam da burada doğdum ve bu tarz müziklere alışkınım. Bu duygulara yabancı değilim ama Dolapdere’de yaşamadım; bu da gerekli miydi bilmiyorum. Bu müzikleri kendime göre yorumladım. İçinde Roman müziği olacak ama tek başına değil. Bu "Ağır Roman"ın müziği ve bir "Doğu Yakasının Hikayesi" olacak.
     
     "Şimdiki aklım olsa bu işe girişmezdim"
     AYSUN ASLAN (Metin yazarı, reji ve koreografi)
Bu proje nasıl doğdu?
     Bir gece yataktayken kafamda bir ışık çaktı. Eseri ben üç kere okumuştum. "Ağır Roman" bana bir ışık gibi geldi. Bu öyle bir eser ki içinde dans ve müzik çok hakim. Ama şimdiki aklım olsa girişmezdim bu işe.
     
Neden?
     Çünkü cidden çok "ağırmış" (Gülüyor). Sadece projelendirip metne dönüştürmem iki buçuk yılımı aldı. Metne dönüştükten sonra Fahir’le çalışmalarımız başladı. Fahir bana verileri yolladı. Çok fazla tipleme olduğu için oyuncu seçimi de uzun sürdü. Müzikleri yerleştirmek de...
     
Kadroyu oluştururken nelere dikkat ettiniz?
     Devlet Opera ve Balesi elinde çok zengin bir kadro bulunduruyor. Çocuklardan 65 yaşına kadar dans edebilen insanlar var. Bizim oyunumuzda da böyle bir kadro oluşturuldu. Bu insanların hepsini bir arada kullanabilme zevkine eriştim çünkü ben mahalleyi belli bir yaş grubuyla oluşturamazdım. 60 yaşın üstünde 10’a yakın dansçı var.
     
Müzikleri yapması için Fahir Atakoğlu nereden aklınıza geldi?
      Fahir’le dostluğumuz uzun yıllara dayanır. Ayrıca bence Fahir, Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli müzisyenlerden biri. Ama arkadaşla çalışmak için bunu teklif etmedim ben ona. Müzisyen niteliği nedeniyle teklif ettim.
     
     "Oyunu 20 kez yeni baştan yazdım"
Oyunda klasik dans gösterisi kalıplarının dışına çıkacak mısınız?
     Biliyorsunuz dans dilsizdir, konuşma olmaz. Hareketlerle, figürlerle anlatırsınız. Oyundaki en önemli yenilik konuşma olması. Ayrıca bir film gibi hızlı akacak.
     
"Ağır Roman" size neden cazip geldi?
      Her romanı alıp sahneye koyamazsın. Orhan Pamuk’un en sevdiğim romanını eğer dans barındırmıyorsa sahneye koymam çok zor. İkincisi bunun bir aile dramı olması. Alkolik bir babanın aileyi ne hale getirdiğinin dramı. Özellikle bunun altını çizmek istedim.
     
Hazırlıklara başlamadan Metin Kaçan’la görüştünüz mü?
     Başladıktan sonra görüştüm. Ben bunu 20 kere yazdım, her yazdığımı da götürdüm. Ona aykırı gelecek bir şeyi yapmak istemem. Bana "Sen doğru yoldasın" diye teslim etti. Onun yarattığı dünyayı küçültmem gerekti.
     
Anlattığınız kadarıyla büyük bir prodüksiyon olacak. Teklifi ilk götürdüğünüzde nasıl karşılandınız?
     Böyle bir projeyi teklif etmek de kabul etmek de cüret isterdi. Buradan Mesut İktu’ya (İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürü) ne kadar teşekkür etsem azdır. Ben projeyi kenara koyduğum anda Mesut Bey arka çıktı buna.
     
Oyun arka sokaklardaki insanları anlatıyor. Bunu sahneye, özellikle de kültür düzeyi yüksek insanların takip ettiği bir etkinliğe uyarlıyorsunuz. Burada kimi hedefliyorsunuz?
     Ben insanları ayırmıyorum, benim hedef kitlem insan. Bu kitleyi genişletebiliyorsam ne mutlu bana. Deneysel işler yapmaktan hoşlanan bir koreograf değilim. İnsanların hoşça vakit geçirmesini seviyorum. Zannediyorum ki o arka sokak insanı dediğiniz insanlar da diğerleri gibi bunu izlemeye gelecek.
     



 PAZAR


Dolapdere sahnede
‘Sanatçının içkisine de, şarkı söylemesine de karışırım’
Küçük otomobillerin büyük yarışına az kaldı
Bedava illüzyon dersi veriyor
54 saat film izlerlerse rekor kıracaklar
Elektronik müzikçilerin buluşma noktası
Radyonun çöpçatan "böcüğü"
"Başarıyla gelen mutluluk beni kışkırtır"
Artık taşın da marketi var
Kat kat eğlence
Moustaki istek üzerine yeniden
Kekemeler dernek kurdu
Gezici festival yollarda
Viski soslu yemekler
Çiftçi çukurda
Uzmanlar sayesinde erkeklerin yalan söylemesi zorlaşıyor
Meslek mızmızları
Pamuk prenses ve cüceleri
"Tamamen renkli" bir "anılı kitap"
Çocuğunuza oyuncak almazsanız, ileride koleksiyoncu olur!
"Vınnnn" diye gelen ölüm


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet