13 Ekim 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Sefiller" bende devrim yaptı!

Araştırmacı yazar Server Tanilli’nin Victor Hugo’yu konu alan "Çağdaşımız Victor Hugo" adlı kitabı yayımlandı.

     ILGIN KÜREKÇİOĞLU

     Hugo çalışmanızın daha dar bir versiyonunu 80’lerde yayımlamıştınız. Neden yıllardır Hugo çalışıyorsunuz?
     Bahsettiğiniz kitap 1985’te, Hugo’nun ölümünün 100. yılında yayımlanmıştı. Bu yıl ise Hugo’nun doğumunun 200. yıldönümü. İlk kitap yayımlandıktan sonra gördüm ki, Hugo’yu layıkıyla kucaklayıp anlatan bir kitap değil. Bunun üzerine o kitabı da aşan yeni bir çalışmaya başlamak gereğini duydum. Zaten Fransa’da da büyük neşriyat oldu. O yayınları da inceleyerek, izleyerek daha kapsamlı olan bu Hugo kitabını hazırladım.
     
     Biz bugün Hugo’ya baktığımız zaman 19. yüzyıl bilgisiyle Hugo’nun yazarlığını nasıl karşılaştırabiliriz? Nasıl bir ortamda, nasıl bir Fransa’da yazıyordu? Misyonu neydi Hugo’nun?
     Misyonu çeşitli oldu. 19. yy.’da başka Avrupa uluslarında olduğu gibi özellikle Fransa’da büyük altüst oluşlar görürüz. Yani 1789 devriminden sonra Fransa durulmaz, onu başka devrimler izler. Hugo, ihtilal sonrası böyle karışıklıklar, çelişkiler içerisinde çırpınan bir Fransa’da yaşadı. Hugo’nun yüzyılı Fransız edebiyatının altın çağıdır. 19. yy.’ın yıldızı olarak da en başta Hugo gösterilir. Tabii onun yanı sıra kendinden önce Stendhallar, Balzaclar, kendisinden sonra ise Flaubert var.
     
     Hugo’ya bugünün gözüyle bakacak olursak, kendi zamanı içerisinde ‘anarşizan’ bir edebiyatçı olarak kabul edebilir miyiz?
     Kendi çağının koşullarıyla, değerleriyle bir hesaplaşması var. Hugo’nun böyle bir hesaplaşmaya girmeden önce geçirdiği bir takım aşamalar görülür. Gençliğinde kralcıdır. Sonra cumhuriyetçiliğe doğru evrilir. 1848 devriminin arkasından cumhuriyetçi olur. Aynı zamanda gençliğinde sağcıdır, sonra sola doğru evrilir. Sosyalizme gelip varmaz. Devrimin özgürlük, eşitlik ilkelerinin yanı sıra kardeşlik ilkesinin altını çizer. Hugo orada noktalar işi. Bütün kitaplarını bir yana bırakın, yalnız "Sefiller"i kâfidir Hugo’nun sosyal dünyaya bakarken nasıl bir tavır içerisinde olduğunu anlamak için. Yeryüzünden sefaletin kalkabileceğini haykırır. Kadının, çocuğun korunması gerektiğini... Bu ve bunun yanı sıra yığınla büyük davada anarşizan demeyelim ama demokratça bir tavır takınır.
     
     Bugünün çağdaş eleştirmenleri Hugo’ya nasıl bakıyorlar?
     Bugünkü eleştiri açısından bakıldığında Hugo’nun tiyatrosunun eskidiği söylenir. Belli bir dönemin tiyatro anlayışını temsil eden eserlerdir. Romanları, özellikle Balzac’tan başlayarak, roman anlayışına biraz ters düşen eserlerdir.
     
     Neden?
     Çünkü romanın kendine mahsus birtakım kuralları, bir tavrı var. Hugo’nun romanları, Balzac ve Stendhal ile beraber gelişmekte olan roman anlayışına ters düşer. Bir yerde poemler olarak bakmak mümkündür. Örneğin "Sefiller" böyledir.
     
     Ters düşme noktasını biraz daha açar mısınız?
     "Sefiller"i okuduğunuz vakit o klasik roman anlayışına hangi yerlerde ters düştüğünü açıkça görürsünüz. "Sefiller"in bize anlattığı ayrı bir dünyadır. Yani ezilenlerin, haksızlığa uğrayanların dünyası. En yetkili şekilde anlatır. "Sefiller"in başında bir önsöz vardır. Orada Hugo, "Erkeğin yoksulluk ve sefaletle alçalması, kadının açlık yüzünden düşmesi, çocuğun karanlıklar içinde köreltilmesi çözümlenmedikçe bu türden kitaplar daima gerekli olacaktır," der. Üç davada da 19. yy.’a en önemli tavır Hugo’nun bu kitabındadır.
     
     Çağdaş feminist eleştirmenler Hugo’ya nasıl yaklaşıyorlar?
     Kitapta Hugo’nun kadın sorununa yaklaşması diye bir bölüm var. ‘Kadın sorunu’ diye kendine özgü bir sorun olduğunu Hugo da görüyor. Başlarda genel bir yaklaşımı vardır kadın sorununa. Fransa’da, kendi toplumundaki kadın hareketi de yükseldikçe, aydınlar için kadın sorununa sahip çıkmak gereği doğar. Hugo, sadece bir acımayla yetinmez politik bir tavır içerisine girer.
     
     Hugo eserlerinde kadını erkekten güçsüz bir varlık olarak göstermiş midir?
     Bağlı olduğu romantik hareket içinde kadına bakış laf aramızda biraz tutucu ve gerici bir bakıştır. Hatta kadını bir kötülük kaynağı olarak görürler. Romantik hareket içinde öyle yazarlar görüyoruz. Hugo’da o tavır yoktur. Doğrudan doğruya kadının açlık yüzünden düşmesi başta olmak üzere kadının nasıl ezildiğini, nasıl dışlandığını görür ve gösterir.
     
     Hugo ve çocuk deyince?..
     Çocuk sorununa sahip çıkıyor ilk defa. Çocuğun hakkı diye bir şeyi kabul ediyor. Önsözde dediği gibi, ‘çocuğun karanlıklar içinde körelmesi önlenmedikçe’ sorunların süreceğine inanıyor. Eğitim konusunda açık bir tavrı var. Çocuklara zorunlu parasız eğitimi, parlamentodaki mücadelelerinde bütün yüksekliğiyle haykırıyor. Yandaş bulamasa da zorunlu, parasız ve laik eğitimi haykırıyor.
     
     Arkasında durduğu başka davalar da var mı?
     Sefalete son verme, hem politikada hem edebiyatta özgürlük bahsi, bağımsızlık arkasından koşan halklar için mücadele, barış, savaş karşıtlığı, Avrupa’nın bütünleşmesi... Avrupa Birleşik Devletleri onun deyimidir. Bugün de bu Avrupa Birliği dediğimiz şeyin ilk önemli esinleticisidir. Ölüm cezasının karşısındadır.
     
     Türkçe’de Hugo’yu "Sefiller" ile tanıyoruz.
     "Sefilleröden sonra "93" ü okumak gerekir. Hugo’yu en çok ele veren, en çok anlatan iki büyük eserdir bunlar. "Ruy Blas" ve "Notre Dame de Paris"in de çevirisi var.
     
     Siz kitabınızı hazırlarken Hugo’yu anlatmak için kendinize nasıl bir rota çizdiniz?
     Fransa’da yazsam böyle genel bir kitapla yetinemezdim. İster istemez Hugo’nun bir cephesini alıp incelerdim. Çünkü yığınla eser var. Ama kitabımı Türkiye okuru için hazırlarken, Hugo’yu bir bütün olarak vermeliydim. Önce çağını, onun yanı sıra çocukluğunu, sanattaki evrimini, kralcılıktan cumhuriyetçiliğe, sağdan sola geçişini anlatmalıydım. Ölümüne kadar Hugo’yu bir bütün olarak verebilirsem okura daha yararlı olabilirim diye düşündüm. Kitabımda yalnız Hugo değil aynı zamanda 19. yy. Fransız edebiyatının tablosu da dile getirilmiştir.
     
     Hugo’ya olan bu sadakatinizin hikâyesi nedir?
     Haydarpaşa Lisesi’ndeyim, 1948 yılında. Biyoloji dersine giriyoruz. Halit Ağvan son derece iyi giyimli, tam bir İstanbul efendisi. Dedi ki, "Ben biyoloji öğretmeniniz Halit Ağvan, Ağvanzade Mehmet Süleyman Bey’in oğluyum. Babam "Sefiller"in ikinci mütercimidir". Halit Bey için çok büyük bir övünme bu. Ve döndü tekrar sınıfa, "Okuyan var mı?" diye sordu. Yoktu. "Arkadaşlar", dedi: "Sefiller okunmadan hayata bakılamaz". Sonra biyoloji dersine başladı. Babamın kütüphanesinden iki ciltlik çeviriyi alıp bir haftada okudum. İkinci hafta hasta oldum. Kitap çarptı beni allak bullak etti. Dünyaya bakışım değişti. Dünyada ezenlerle ezilenlerin, haksızlarla haklıların olduğunu gördüm. Haksızların safına geçme gereği duydum ve bende bir devrim yaptı bu kitap.
     
     "Çağdaşımız Victor Hugo"
     Server Tanilli
     Adam Yayınları
     303 s.
     Fiyatı: 10.000.000 TL.
     







 KÜLTÜR & SANAT


İngiliz havalı Hollywood çocuğu
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Kalemi tutkulu Viktoryen kadınlar
"İçtenlikle soyunup dökündüm!"
Yazar, yönetmen, ressam!
İki yıl bekleyin
"Sefiller" bende devrim yaptı!
Sophie Calle’ın sadistik dünyası
Aman yazmayın!
"Bir misafirhane burası,, bu dünya,,,"
Seçim afişleriyle siyasi nostalji
Camdan tuvale yansıyan öyküler
Çallı ve Atölyesi Eskişehir’de
Senfonik resimler
Beyninize kan yürüyecek
Kalbi sabıkalı olanlar utansın!
Sonbahar festivalle geldi
Aynı yola devam
Bu adamlar ‘olmuş’
Rahmaninof’dan Ravel’e "klasik" şöleni
"Bin Yılın Türküsü" İstanbul’da
Aşk ateşiyle yanmak
Siyah deri tayt giyen kadınlar
Yabancıların gözü üzerimizde
Bodrum otogarı ve başka şeyler
Hayat atölyesi
Gölgeler daha ürkektir insanlardan
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet