"Bir misafirhane burası,, bu dünya,,,"
Leyla Erbil’in 1985 tarihli romanı "Karanlığın Günü"nün yeni baskısı yapıldı. Roman, okuyanı hâlâ dumura uğratıyor. Çarpıyor.
SERPİL GÜLGÛN
Bir misafirhane burası,,, bu dünya,,, koltuk,,, evrende,,, oturuyorum,,, evren, felek, kainat, acun,,, kainat kozmosta,,, uyumlu, kaosa karşıt olan,,, yaban, bir koltukta İstanbul’da...
İstanbul burada!... Burada düşünüyor, annemin vaktiyle Armina’nın kocası Ohan Efendi’den ucuza kapattığı fotöyde...
Gelirler birazdan,,, biter,,, yemek hazırlanır, kül tablaları, fincanlar, ortalık... Hep konuşulur,,, aynı şeyler,,, ne kadar sıkıcı, ne kadar sıkıcı!.. Uyumadan önce okurum... Yazılmasalar da olurdu,,, insanı kendinden uzaklaştıran şeyler,,, insan kendini ararken yoluna çıkan,,, yaban,,, yolunu tıkayan,,, korkudan...
Bitişik apartmanın sarsıntısıyla uyuyamam, yazamam da,, beklerim; kimse gelmez,, kimse telefon etmez,,, kimse telefon etmez,,, kimse konuşmaz,,, ben de,, ben düşlerim...
(..)
Balkon kapısını aralık koyar eşim giderken; sağ ayağımı uzatarak ayarlarım BALKON KAPISInı=CAMı=AYNAyı; denize inen yokuşu,
denize inen yokuşu
karşımızdaki kısa tuğla duvarı
üstündeki kel yeşillikleri
duvardan sarkan yaban hıyarlarını
oluklu
duvarla kaldırım arasına sıkışmış
kalmış inatçı
leylak ağacını
öldümle ölmedim arası bir kedi yavrusu
gibi
bakınan
o kavruk ağacı
yokuşun başını ve yokuşla deniz
arasındaki düz
yolu
denizi
Kondor’u"
"Karanlığın Günü", işte böyle bir ön düşünmeyle başlıyor.
Güvercinler apartman aydınlığını, boşluğunu ya da karanlığını doldurmuşlardır ve anlatıcı Nesli - yazma eylemini bitirmiş, belki de birazdan okuyacaklarımızı yazıp bitirmiş bir Nesli - bellek kaybına uğramış annesinin ölümünün ardından, onun koltuğunda oturmuş, bekliyordur. Dizili bekleyen tabutları andıran, kıyıya yüzükoyun kapatılmış sandallar gibi. Bu bekleyiş / duruş an’ında, yazar - anlatıcı Nesli’nin belleğinden; amnezi hastası anneden kızı Bilge’ye, aydaşık Asiye’den kömürcü güzeli İkbal’e, köşe sahibi eleştirmen Mümin’den iflah olmaz çapkın Turhan’a, Nesli’nin kocası Sadrettin’den ressam Fikret’e dek pek çok kişi ya da bu kişilerle ilişkiler değil sadece, 12 Mart ile 12 Eylül’ün - kurtları, faili meçhul cinayetleri, idamlarıyla - hatta Kurtuluş Savaşı’nın (annenin belleği devreye girdiğinde özellikle) izdüşümleri de geçecektir.
Bundan tam 17 yıl önce, ilk kez 1985’de yayımlanan ve vakti zamanında (roman kişilerinin tümünün yazar ve çizer olması yüzünden olacak) Asiye şu mu, İkbal bu mu gibi tartışmalara da neden olan, Talat Halman’ın yaratıcı gücün bir zaferi olarak tanımladığı "Karanlığın Günü" söz dizimini kıran şiirsel metinleri, 1930’lu yıllara ait çizimlere yer verilmesi ya da Leyla Erbil’in bilinen yazım işaretlerinin yetmediği cümlelerde, sorunun sonlanmadığı ya da duraklamanın uzun sürdüğü yerlerde, sadece yan yana üç virgül değil, virgüllü ünlem, virgüllü soru ya da üç virgüllü soru ve türevlerini kullanmasıyla değil tanrıtanımazlık, kadercilik, baskı ve özgürlük, aşk ve cinsellik, batıl inançla akılcılık, iyilik ve kötülük, sadakat ve ihanet, Doğu ve Batı arasında parçalanmış kişilikleriyle de çarpıyor ve bir girdap gibi içine çekiyor okurunu. Bu arada, on katlı Kondor’la apartman boşluğuna, aydınlığına ya da karanlığına yerleşen güvercinlere gelince: Onlar, üzerinden ne kadar yıl geçerse geçsin, romanın unutulmazları!
Karanlığın Günü
Leyla Erbil
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
339 s.
Fiyatı: 10.000.000 TL.
KÜLTÜR & SANAT


İngiliz havalı Hollywood çocuğu
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Kalemi tutkulu Viktoryen kadınlar
"İçtenlikle soyunup dökündüm!"
Yazar, yönetmen, ressam!
İki yıl bekleyin
"Sefiller" bende devrim yaptı!
Sophie Calle’ın sadistik dünyası
Aman yazmayın!
"Bir misafirhane burası,, bu dünya,,,"
Seçim afişleriyle siyasi nostalji
Camdan tuvale yansıyan öyküler
Çallı ve Atölyesi Eskişehir’de
Senfonik resimler
Beyninize kan yürüyecek
Kalbi sabıkalı olanlar utansın!
Sonbahar festivalle geldi
Aynı yola devam
Bu adamlar ‘olmuş’
Rahmaninof’dan Ravel’e "klasik" şöleni
"Bin Yılın Türküsü" İstanbul’da
Aşk ateşiyle yanmak
Siyah deri tayt giyen kadınlar
Yabancıların gözü üzerimizde
Bodrum otogarı ve başka şeyler
Hayat atölyesi
Gölgeler daha ürkektir insanlardan
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|