13 Ekim 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Camdan tuvale yansıyan öyküler

1992’den bu yana farklı tekniklerle "Camdan Bakanlar" serisini sürdüren Mehmet Yılmaz, yeni sergisinde ise camda puslanan görüntüleri, tuvalin yüzeyine taşıyor.

     DİLEK ŞENER

     Yaşamımızda şu ana kadar camın arkasında gizlenen görüntülerde, gözlerimizin önünden belki de koca bir dünya akıp gitmiştir. Sessizce... Farkında olsak da olmasak da hâlâ daha devam ediyor, camın arkasındaki yaşam görüntüleri. Bir merakla soruyor izleyici: "Nereden çıktı bu camdan bakanlar?" Hiçbir kararsızlığa cümle açtırmadan hemen yanıtlıyor Mehmet Yılmaz: "Bir cama yaslanarak öbür tarafı seyreden insanların, cama değerek yassılaşan kısımları biçim olarak oldum olası etkilemiştir beni. Bu temada ilk çıkan iş bir kabartmaydı. Ondan yola çıkarak devam eden kabartmalar serisi resimsel ve heykelsel etkilerin aynı bünyede yakalanmasına yönelik çalışmalardır." Sanatçı, 1992 yılından bu yana heykel, kabartma, resim, fotoğraf ve kolaj gibi farklı tekniklerde "Camdan Bakanlar" adını taşıyan sanat uğraşının içinde bulunuyor. İlayda Sanat Galerisi’nde açılan kişisel sergisinde ise camda puslanan görüntüleri, tuvalin yüzeyine taşıyor. Amacı, yaşamın içinden yakaladığı ‘temanın’ sunduğu geniş sınırlar içerisinde, tuvalin tanıdığı belli sınırlarda mekân araştırması. O, bu çaba içerisindeyken izleyici tuval karşısında kendi dünyasıyla baş başa kalıyor. Belleğine gizlenen cam arkası görüntülerle, tuvale yansıyan yaşamlara yeni öykü başlıkları yazmak için.
     "Atlar", "Nilgün Kafeste", "Aslan ve Ben", "Yaklaşma", "Korku", "Kediçocuk" gibi büyük boyutlu yüzeylerde yer alan resimlerde kendine bir dünya yaratıyor sanatçı. Ama o aslında yaratılan bu dünya içinde, giderek "hapis" kaldığına inanıyor. Ve bu yüzden cam arkasında gizil bakışlarla etrafı gözetleyen figürlerin dışında kalan dünyaya "dışarıdakilerden" eklemeler yapıyor. Çoğunlukla hayvan figürlerinin oluşan gerçek ya da şematik diyebileceğimiz siluetleri iç ve dış dünyayı birbirine yaklaştırıyor. Yarattığı bu imgelerden oldukça hoşnut sanatçı. Çünkü bir bakıma "Camdan Bakanlar" serisiyle peşinde koştuğu plastik dünyada özgürce hareket ediyor: "Camdan Bakanlar ile kendime ait bir dünya kurmuştum; anlıyorum ki, yarattığım bu dünya benim hapishanem olmuş aslında. Bu hapishanenin cam ve duvarlarına imgeler çiziyorum, dışarı çıkmak istiyorum." Bu sözlerle Mehmet Yılmaz, sergideki resimlerde de görüldüğü gibi tuvalin düz yüzeyinde fırçasının bağımsızca dolaşabileceği dünyanın içinde bir yolculuğa çıkıyor. İç ve dış dünyaya ait görüntüler gerçekte, farklı mekânlarda yaşamlarını sürdürseler de Yılmaz’ın yarattığı alanda birbirlerine yaklaşıyor. Ama yine de "iç" ve "dış" ayrı ayrı düşünüldüğünde onlar birbirlerinden habersiz, sadece kendi dünyalarına aitler.
     Mehmet Yılmaz’ın "Camdan Bakanlar" adlı sergisinin bir diğer ayağı ise 2003 Nisan’ında gerçekleşecek. Bu sergi, İlayda Sanat Galerisi’nin İstanbul’daki yeni mekânında "İçine Yabancı Dış - 2" adı altında yeni resimlerle izleyicilerle buluşacak.
     
     İlayda Sanat Galerisi
     Bitiş tarihi: 25 Ekim 2002
     (0312) 441 31 31
     




 KÜLTÜR & SANAT


İngiliz havalı Hollywood çocuğu
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Kalemi tutkulu Viktoryen kadınlar
"İçtenlikle soyunup dökündüm!"
Yazar, yönetmen, ressam!
İki yıl bekleyin
"Sefiller" bende devrim yaptı!
Sophie Calle’ın sadistik dünyası
Aman yazmayın!
"Bir misafirhane burası,, bu dünya,,,"
Seçim afişleriyle siyasi nostalji
Camdan tuvale yansıyan öyküler
Çallı ve Atölyesi Eskişehir’de
Senfonik resimler
Beyninize kan yürüyecek
Kalbi sabıkalı olanlar utansın!
Sonbahar festivalle geldi
Aynı yola devam
Bu adamlar ‘olmuş’
Rahmaninof’dan Ravel’e "klasik" şöleni
"Bin Yılın Türküsü" İstanbul’da
Aşk ateşiyle yanmak
Siyah deri tayt giyen kadınlar
Yabancıların gözü üzerimizde
Bodrum otogarı ve başka şeyler
Hayat atölyesi
Gölgeler daha ürkektir insanlardan
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet