13 Ekim 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Kalbi sabıkalı olanlar utansın!

Doğuş’un son albümü "Denge"nin adına bakarak, şarkıcının bu sefer yeni bir formül denediğini, yeni bir üslûp geliştirdiğini düşünenler tamamen yanılacak. Delikanlımız her zamanki gibi canhıraş feryat ediyor.

     NAİM DİLMENER

     70 ya da 80’lerde olsak, Doğuş’u Türk Popu’nun içinde değil, tamamen dışında, müziğin en ağdalı arabesk - fantezi kanadında görmemiz işten bile değildi. Ama "pop" egemenliği altındaki 90’lı yıllar ve sonrasında, Doğuş’un pek de fazla seçme şansı olmadı. Satan müzik buydu, o da boynu bükük bir şekilde böyle kurdu şarkılarını, albümlerini. Ama aklı hep öteki tarafta kaldı. Şarkılarının altını döşerken yapamadıklarını, üstte çığlık atarak telafi etmeye çalıştı. Sesini her albümde bir parça daha yükselterek, daha çok bağırıp çağırarak.
     Son albüm "Denge"de de durum aynı, hiçbir şey değişmemiş. Albümün adına bakarak, şarkıcının bu sefer yeni bir formül denediğini, yeni bir üslûp geliştirdiğini düşünenler tamamen yanılacak. Denge menge yok. Delikanlımız her zamanki gibi aynı: "Şehirleri dolaştım, bulamadım, virane oldum, divane oldum, söz vermiştin, yemin etmiştin..." İnsanın, "söz verdiyse verdi, yemin ettiyse etti" diyesi geliyor bu canhıraş feryatları duyduğunda. Bir insan, bütün albüm boyu da ağlamaz ki... Şu aşkların mutlu - keyifli bölümlerine biz dinleyiciler hiç mi denk gelemeyeceğiz? Bize hep gam - tasa dönemleri mi isabet edecek?
     Aslında haksızlık etmeyelim. Albüm, tam da "Hah, bu sefer işler başka galiba," dedirten "40 Yılda Bir" adlı şarkı ile başlıyor: "Yaşarım seninle, ömrümün sonuna kadar paylaşırım, kırk yılda bir buldum seni..." Ama nerede... Bir şarkı kadar sürüyor bu sadakat... Ya bizimki ya karşısındaki "Kırk yıl mı, olacak şey değil" deyip sıvışıyor, dertlerini zincir yapıp, birbirine ekliyor: "Hasret denizinde bir fener, sensiz çökmüş yine hüzün..." Bu hüzün de bırakmaz yakasını bu tür gençlerin, yine o, hep o.
     Albümdeki şarkılar (bir tanesi hariç) Doğuş tarafından yazılmış. "Affetmez" adlı şarkıyı yazan Cenk Eroğlu, Doğuş’un karabasanlarını dağıtacağı yerde, aynı cins maldan bir tuğla daha koymayı seçmiş. Düzenlemelerin tamamı ise Eroğlu’nun. 60’lı yıllarda, Türk Popu’nun kurucuları arasında yer almış emsalsiz müzisyen Ümit Eroğlu’nun yetenekli oğlu olarak piyasaya bir giriş yapmış olan Cenk Eroğlu, piyasa şartları gereği işi tüccarlığa dökmek zorunda kalmış. Her türden formül ve slogan var alt yapıda. Diskodan rock’a kadar her türlü eğilim de. Ekibin toplantılar sırasında konuştuklarını duyar gibi oluyorsunuz: "Abi, bu şarkıya acayip bir Teoman havası verebiliriz," ya da, "Öyle bir şarkı yazdım ki Cenk, bunu ancak sen bir disko - bar klasiği haline getirebilirsin..." O bunu, bu diğerini övüp duruyor, göklere çıkarıyor, ekibin her bir parçası "Ben neymişim be abi," havalarından yıkılıyor, ayaklar yere basamıyor.
     Sonunda ortaya çıkan da nereye çeksen oraya giden paramparça bir albüm. 90’lı yılların bolluğunda, bu tür albümleri, böyle "kara kuru bir çocuktan Superman’liğe terfi eden" bir imajla birleştirdiğinizde turnayı gözünden vurur, ceplerinizi doldurabilirdiniz. Ama artık imkânsız. Bu kadarı kimseye yetmiyor. Doğuş, istediği kadar "Bunun adına yürek, bunun adına aşk derler" diye çığlık atsın, yalnızca bu kadarı ile kimsenin yüreğine dokunamaz artık.
     
     
     Denge
     Doğuş
     Ulus Müzik
     







 KÜLTÜR & SANAT


İngiliz havalı Hollywood çocuğu
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Kalemi tutkulu Viktoryen kadınlar
"İçtenlikle soyunup dökündüm!"
Yazar, yönetmen, ressam!
İki yıl bekleyin
"Sefiller" bende devrim yaptı!
Sophie Calle’ın sadistik dünyası
Aman yazmayın!
"Bir misafirhane burası,, bu dünya,,,"
Seçim afişleriyle siyasi nostalji
Camdan tuvale yansıyan öyküler
Çallı ve Atölyesi Eskişehir’de
Senfonik resimler
Beyninize kan yürüyecek
Kalbi sabıkalı olanlar utansın!
Sonbahar festivalle geldi
Aynı yola devam
Bu adamlar ‘olmuş’
Rahmaninof’dan Ravel’e "klasik" şöleni
"Bin Yılın Türküsü" İstanbul’da
Aşk ateşiyle yanmak
Siyah deri tayt giyen kadınlar
Yabancıların gözü üzerimizde
Bodrum otogarı ve başka şeyler
Hayat atölyesi
Gölgeler daha ürkektir insanlardan
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet