13 Ekim 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Politikacı, reklamcı için bir üründür

     İlahi Reklamcılar Derneği!
     İlahi Reklamcılar Vakfı!
     İlahi Kalite Derneği!
     Ya işiniz yok, ya vaktiniz çok olmalı ki hiç üşenmeyip dünyaca ünlü siyasi iletişim gurularını Türkiye’ye davet etmişsiniz, Politik Reklama Yeni Bakışlar konulu panel düzenlemeye kalkışıyorsunuz.
     
Blair’i pazarlamak
     Neymiş efendim, son seçimlerde İngiliz İşçi Partisi ve Başbakan Tony Blair’in seçim kampanyalarına yön veren siyasi iletişim danışmanı Denis Kavanagh, panelde "Blair’i pazarlamak" başlıklı bir konuşma yapacakmış. Güney Afrika Cumhurbaşkanı Nelson Mandela’nın seçilmesinde büyük rol oynayan reklamcı Reg Lascaris’in konu başlığı "Politikacıların marka yöneticilerinden öğrenecek nesi var?" imiş.
     Salı günü Conrad Oteli’ndeki panelde ayrıca Middlesex Üniversitesi’nden Paul Baines, bir politikacının dikkat etmesi gereken en temel iletişim kurallarını ele alacak, başarıya ulaşmış siyasi kampanyalardan örnek vererek "tüketici davranışı - siyasi davranış" ilişkisini yorumlayacakmış.
     Hele panelin yegane Türk konuşmacısı eski Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu’nun konu başlığını duysanız gülmekten yerlere yatarsınız! Politikacıların seçim öncesi vaadleriyle seçim sonrası yaptıklarını karşılaştırarak "Söylediğinin arkasında durmak" temasını işleyecekmiş.
     
Dekor olarak vekil
     Yıllardan beri benim gözümde politikacı, seçim öncesinde bol keseden atar, seçim sonrasında da kendi cebini doldurmak için saman altından su yürütür. En tepedekinin mutlaka cebini doldurmak gibi bir derdi olmayabiliyor tabii. Ancak hemen altındakilerden bu açığı kapatan, onun ruhu bile duymadan bu görevi üstlenen mutlaka bulunur. 550 kişilik Parlamento’da musluğun başını tutan 100 kişinin bu kumaştan olması kâfidir. Geri kalan 450 milletvekilinin fonksiyonu dekor ve fon müziği oluşturmaktan ibarettir.
     Hasan Denizkurdu, TBMM’nin pek sık rastlayamayacağı türden saygın ve birikimli bir politikacıydı. Zaten bu yüzden de ancak bir dönem milletvekilliği yapabildi. Salı günkü panelde de önümüze zengin içerikli, titiz bir çalışma koyacağından kuşkum yok.
     
Genç Parti olayı
     Pekiyi senin derdin de diyeceksiniz? Benim derdim tek kişilik Genç Parti: Lideri Cem Uzan ve reklamcısı Ali Taran, aklı başında herkesin şapkasını uçurtacak bir seyir izlettiriyorlar bize. Başlangıçta tiyatro zannetmiştik, giderek belgesele dönüştüğünü fark ediyoruz. Daha 3 ay önce (9 Temmuz günü) TV kanallarından siyasete gireceğini açıkladığında herkesin gülüp geçtiği acemi siyasi çaylak, bugün barajı geçmesi kesinleşmiş, hatta koalisyon ortağı olarak hükümete girmesi muhtemel bir siyasi lider olarak karşımızda.
     Eminim Ali Taran ve Genç Parti olayı, dünya literatürüne geçecek bir örnek vaka olacaktır. Ve insan içine çıkmaktan hiç hoşlanmayan Ali Taran, eğer paşa gönlü isterse dünyaca ünlü siyasi iletişim guruları arasına adını altın harflerle yazdırabilecektir. Tabii Taran’ın performansına kokuşmuş mevcut siyasetçilerimiz ve ucuz menfaatçılık peşindeki halkımız da hatırı sayılır katkılarda bulunmuşlardır.
     
Tutulan vaad var mı?
     Toplumun alt kesimlerini yakalamaya dönük bütün kampanyalarda olan, Genç Parti’nin seçim kampanyasında da karşımıza çıkıyor. Lümpen takımının en ilkel avantacılık duygusuna hitap ediliyor. Hamasetin altından ucuz menfaatçılık fışkırıyor. Bir yanda KDV tümüyle kaldırılıyor, Hazine arazileri bol keseden dağıtılıyor, tüm öğrencilere bedava ders kitabı veriliyor ve kimse de bu desteksiz vaadler nasıl yerine getirilecek diye sorgulamıyor. Çünkü daha önce de politikacılar vaadlerini zaten hiç yerine getirmemişler ki... Dolayısıyla vaad destekli olmuş, desteksiz olmuş ne fark eder?
     Dahası "Bu adamın kulağı kesik. Motorola’yı bile dolandırmış. IMF’yi de dolandırır ve biz de avantamızı buluruz" diyerek Genç Parti’nin saflarına geçenler bile var.
     Hal böyleyken Conrad Oteli’ndeki toplantının gerek politikacılar, gerekse siyasi iletişimle ilgilenenler için ufuk açıcı olacağını düşünüyorum.
     Panelle ilgili ayrıntılı bilgi için: 0212 263 03 36 / 263 03 41
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Vur vur inlesin; salyangozlar dinlesin...

Melih AŞIK
Genelgeye bak

Fikret BİLA
Gelişmeler bizi savaşa sürüklüyor

Hasan CEMAL
Umudu dişleri arasına alanlar!

Güneri CIVAOĞLU
Guru Collina

Yasemin CONGAR
Türkiye ABD’yi uyaracak

Can DÜNDAR
Medyada görünmek seçim kazandırır mı?

Abbas GÜÇLÜ
Pratik zekânıza güveniyorsanız hodri meydan

Mehmet Y. YILMAZ
Herkesin gözü önünde...

Hasan PULUR
Kıssadan hisse...

Derya SAZAK
Seçim sonrası Irak

Meral TAMER
Politikacı, reklamcı için bir üründür

Ece TEMELKURAN
Aşk ideolojiyi affeder mi?

Osman ULAGAY
Seçimden sonra her şey iyi olacak(!)

Güngör URAS
38 kuşağından Cahit Kayra

Serpil YILMAZ
Bozüyük zirvesi değil, Eskişehir festivali

© 2002 Milliyet