15 Ekim 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Faizleri düşürmek bir nolu dertse...

     Ekonomide dengelerin çok zorlandığı bir dönemden geçiliyor. Kimine göre ekonomide bıçak kemiğe dayanmış durumda.
     Sorun, faizde düğümleniyor.
     Çok yüksek olan faizler düşürülmeden çarkı yeniden döndürmeye başlamak imkansız. Düze çıkmak istiyorsak, yani bu ülkede aş ve iş sorunu çözülecekse, öncelikle faizlerin inişe geçmesi şart.
     Bu nasıl olacak?
     Yanıt siyasette yatıyor.
     3 Kasım’da seçim sandığından güven çıkarsa, istikrar çıkarsa, ne yapacağını bilen güçlü hükümet çıkarsa, hiç kuşkunuz olmasın, faizler 4 Kasım’dan itibaren inmeye başlar.
     Ama ne demek güven?
     İstikrar?
     Veya güçlü hükümet?
     Ne anlama geliyorlar?
     Örneğin, tek başına AKP hükümeti... İlle de güven ve istikrar mıdır? Tayyip Erdoğan’ın partisi seçimlerinden mutlak çoğunluğu kazanarak çıktı diye, yalnız bu nedenle faizler inişe geçebilir mi?
     Sanmıyorum.
     Tek başına AKP hükümetinin piyasalara güven telkin etmesi güç.
     Güvenin doğabilmesi için ekonomik program ve IMF konusunda alınacak tutum önem taşıyor.
     Ve güven açısından yeni bir hükümetin manevra alanı fazlasıyla dar. Ekonomik programla ilgili olarak en ufak bir sapma işareti verilirse, bıçak sırtındaki dengeler bir anda altüst olabilir.
     Bu sapma işareti, uygulamayla ilgili olabilir. Uygulamayı üstlenecek kadroların seçiminden kaynaklanabilir. Bu kadroların yapacakları ilk açıklamalar da bir sapmaya işaret edebilir.
     Tayyip Erdoğan’la yakın çevresinin güven konusunda vermiş oldukları ilk işaretler umut verici değil.
     Eğer böyle giderse, bu konuda gerekli çaba sarf edilmezse veya bu önemsenmezse, 3 Kasım siyasal belirsizliğin sona erdiği bir tarih olmayabilir. Tam tersine, 4 Kasım sabahından itibaren yeni bir istikrarsızlığın sularına sürüklenebilir Türkiye...
     3 Kasım’da faizleri aşağı çekebilecek bir güvenin doğabilmesi için ikinci bir koşul daha var:
     AB ile ilişkiler...
     4 Kasım sabahında bu konuda da piyasalara güven verilmesi gerekiyor. AB’yi içine sindirebilen bir hükümet mi sahneye çıkıyor? Yoksa zaten engebeli olan Avrupa yolunu biraz daha zora sokacak bir yeni oluşum mu?
     Demek ki, ille tek başına hükümet güven ve istikrar anlamını taşımıyor.
     Faizleri inişe geçirecek güçlü hükümet olabilmenin yolu, ekonomik program, IMF ve AB konularında ne yapacağını bilen bir iktidardan geçiyor.
     Bir nokta daha var.
     Önemsenmesi gereken bir nokta bu.
     Unutmayın!
     Bu seçimde bir ilki yaşıyoruz:
     Türkiye milletvekili seçimlerine gidiyor ve araştırmalarda bir numara çıkacağı öngörülen partinin başbakan adayı hala orta yerde yok.
     Olacak iş mi?
     AKP’nin başbakan adayını bir an önce açıklaması yalnız bir belirsizliğin giderilmesi açısından değil, daha önemlisi seçmene bir saygının gereğidir.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Emre Kongar ve metot

Melih AŞIK
Bali’de patlama

Fikret BİLA
ABD’yi beklerken...

Hasan CEMAL
Faizleri düşürmek bir nolu dertse...

Güneri CIVAOĞLU
Askerin şarkısı

Can DÜNDAR
Washington Post: "AKP darbe nedeni" Kenan Evren: "Değil"

Abbas GÜÇLÜ
Türkiye, AB konusunda neden sınıfta kaldı?

Sami KOHEN
Kuzey Irak uyarısı

Derya SAZAK
Kuzey Irak’a müdahale

Meral TAMER
Okyanusu yutabilir misiniz?

Güngör URAS
ABD ‘can’ biz ‘mal’ derdindeyiz

Serpil YILMAZ
Erdoğan İstanbul’u böyle yönetti

M. Ali BİRAND
Türkiye, Irak tuzağına düşüyor...

© 2002 Milliyet