15 Ekim 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Türkiye, Irak tuzağına düşüyor...

     Irak’ta hepbirlikte bir "felakete" doğru sürükleniyoruz.
     "Felaket" kelimesini bugünkü belirsizliklerden dolayı kullanıyorum. Belki ilerde korktuklarımız başımıza gelmeyebilir. Ancak şu sıralarda tam bir kargaşa var.
     ABD kararlı. Şu veya bu şekilde Saddam’ı devirecek.
     Devirmesine devirecekte, bunu nasıl başaracak?
     Bağdat’ı vurmak, Taliban’ı yok edip Kabil’i almak kadar kolay olmayacak. Savaş senaryolarından hangisini ele alırsanız alın, her biri diğerinden daha tehlikeli. Amerikalılar, Irak halkından büyük bir direniş beklemiyorlar. Irak ordusunun, harekatın başlamasıyla birlikte Saddam’ı terkedeceği varsayımından hareket ediyorlar.
     Bu beklentiler gerçekleşmezse ne olacak?
     Saddam devrildikten sonra, sorunlar daha da artacak. Saddam ertesinde, yönetime kim gelecek? Kontrol nasıl sağlanacak? Irak’a Demokratik bir sistem getirilene kadar, Amerikan askeri Bağdat’ı istilası altında tutacak.
     Nasıl olacak bu iş?
     Irak, Afganistan değil ki...
     Hem ülke içindeki Saddam yanlıları veya rejimin bozulmasından dolayı çıkarları bozulacak güçler acaba seyirci mi kalacaklar?
     Bir de, Irak dışındaki olası tepkilere bakalım.
     Arap dünyası seyirci mi kalacak?
     Yoksa, "Amerikalılar , sürekli şekilde müslümanlara karşı savaşıyorlar" deyip tepki göstermeyecekler mi?
     Hadi korkacaklar ve susacaklar, diyelim. Köktendinci gruplar bu fırsatı değerlendirip İslam dünyasındaki eğilimleri körükledikleri taktirde ne olacak? Amerika ve müttefiklerine karşı eylem fırtınası başlarsa ne yapacağız?
     Bütün bu sorular yanıtsız. Üstelik, geçen Körfez savaşındaki gibi, bu defa ABD’ye destekte yok. Avrupa ters bakıyor, Birleşmiş Milletler ayak sürüyor. Bölge ülkeleri (Türkiye başta) niyetsiz olduklarını bağıra çağıra ilan ediyorlar.
     Bush yönetimi ise, bütün bunlara rağmen ısrarlı. "Kimse gelmezse, tek başımıza vururuz" diyor.
     İşte bu manzaraya bakıp "felakete gidiyoruz" sonucuna varıyorum.
     Gelelim bir de Kuzey Irak durumuna. Oradaki manzara daha da karışık...
     
     ABD, TÜRKİYE’Yİ İŞİN İÇİNE İTİYOR...
     Kuzey Irak’ın iki lidere, Barzani ve Talabani 1992 Körfez Savaşı sonrasında kaybettikleri fırsatı bu defa kullanmak istiyorlar.
     Körfez savaşı sırasında birbirleriyle mücadeleye girdiklerinden dolayı, yaklaşık 6 yıl kaybettiler. Oysa isteseler, bugün geldikleri noktaya, 93-94 yıllarında ulaşabilirlerdi. Birbirlerini yenemeyince, birlikte hareket etmeyi tercih ettiler.
     Hazırladıkları anayasa taslağı, 97 yılından bu yana elde ettikleri statünün kağıda dökülmüş şekli. Kürtler özellikle son yıllarda bağımsızlıklarını zaten uygulamaya sokmuşlardı. Kendi kendilerini yönetiyorlardı. Sadece işin adını koymamışlardı. Türkiye-İran-Suriye ve Bağdat’ı kıskırtmak istememişlerdi.
     Kürtler bu defa daha hazırlıklı davranıyorlar.
     Anayasa taslağı, ABD’nin Bağdat’a harekatı ve ardından kurulacak yeni düzene göre yeniden şekillenecek ve kesinleşecek.
     Türkiye ise, hop oturup hop kalkıyor.
     Kontrolü elinden kaçırmış bir görüntü içinde.
     Tam bir seyirci gibi, garip ve etkisiz tepkiler veriyor. Adeta paniklemiş gibi bir tutum sergiliyor.
     Başbakan bir yandan ABD müdahelesine karşı olduğunu, ardından çaresiz şekilde savaşa sürüklendiğini söylüyor.
     Peki, Kuzey Irak’ta ne olacak?
     Ankara, Washington’un kapısını çalmaya hazırlanıyor. Kürtlerin engellenmesini isteyecek.
     Bu olasılıkta, ABD Türkiye’ye dönüp "Kuzey Irak’taki durumu kontrol altında tutmak istiyorsanız, bizimle birlikte Saddam’ın devrilmesine yardımcı olun" demez mi?
     Türkiye kendi kendini tuzağa düşürmüyor mu?
     Geçen haftasonu İstanbul’da aralarında bizim de bulunduğumuz Amerika’nın ve Avrupanın üst düzey Sivil Toplum Örgütlerinin önemli isimlerinin katıldıkları Irak konulu bir toplantı vardı. Konuşuculardan biri, Saddam’ı bir fil’e benzetti. Aynı toplantıya katılan CHP İstanbul Milletvekili adayı emekli Büyükelçi Onur Öymen, bu benzetmeyi şöyle sürdürdü:
     "... Eğer Saddam fil ise, Türkiye’de züccaciyeci dükkanına benzetilebilir..."
     Durumumuzu bundan iyi özetleyen başka bir yakıştırma olamazdı...
     
     mabirand@e-kolay.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Emre Kongar ve metot

Melih AŞIK
Bali’de patlama

Fikret BİLA
ABD’yi beklerken...

Hasan CEMAL
Faizleri düşürmek bir nolu dertse...

Güneri CIVAOĞLU
Askerin şarkısı

Can DÜNDAR
Washington Post: "AKP darbe nedeni" Kenan Evren: "Değil"

Abbas GÜÇLÜ
Türkiye, AB konusunda neden sınıfta kaldı?

Sami KOHEN
Kuzey Irak uyarısı

Derya SAZAK
Kuzey Irak’a müdahale

Meral TAMER
Okyanusu yutabilir misiniz?

Güngör URAS
ABD ‘can’ biz ‘mal’ derdindeyiz

Serpil YILMAZ
Erdoğan İstanbul’u böyle yönetti

M. Ali BİRAND
Türkiye, Irak tuzağına düşüyor...

© 2002 Milliyet