19 Ekim 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 


BELGELER

AB- KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ
KOPENHAG KRİTERLERİ



Merkeze çekilip sağı boşalttılar

DYP ve ANAP liderleri, yıpranmalarının yanında, ezilmiş ve muhafazakâr kitlelerle gereken düzeyde ‘duygudaşlık’ oluşturamadılar. Giderek ‘merkez’e çekilip ‘sağ’da boşluk bıraktılar. Bu boşluğu da önemli oranda AKP doldurdu

     AKP'nin arkasında ne var? Öteki partiler ne yapıyor? - 3
TAHA AKYOL


     AKP’nin yükselişindeki en önemli siyasi sebep, dayandığı "muhafazakâr alt ve orta sınıflar"ı merkez sağ partilerin kaçırmış olmasıdır. Sosyolojik bir süreklilik gösteren bu kesimler nereye kayarsa orayı güçlendiriyor.
     İstikrarsız koalisyonlarda Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz oy kaybettikçe, bir ara Erbakan’ın, sonra Devlet Bahçeli’nin şimdi de daha hızlı bir biçimde Tayyip Erdoğan’ın oyları yükseliyor.
     1983’ün kısıtlı seçimlerinde iki merkez sağ partinin, ANAP’la asker destekli MDP’nin toplam oyları yüzde 68, solda tek başına seçime giren Halkçı Parti’nin oyu ise yüzde 30.5 idi.
     1991 seçimlerinde Özal Çankaya’ya çıktıktan sonra, Mesut Yılmaz’ın ANAP’ı yüzde 24, Demirel’in DYP’si yüzde 27 oy almıştı; toplam yüzde 51’dir bu... Bu oyların içinde, sonradan Erbakan’a, Bahçeli’ye ve bu seçimde de Tayyip Erdoğan’a oy verecek kesimler vardı.
     Erol Tuncer’in "Seçim 99" araştırmasından aldığımız aşağıdaki grafikte DYP ve ANAP’ın toplam oyları ile merkez sol partilerin toplam oyları ve bir de Erbakan, Türkeş ve Bahçeli’nin toplam oyları görülüyor. Ben "radikal sağ" demedim, "öbür sağ" dedim çünkü ANAP’la DYP dışındaki sağ partilerin yükselişi aynı zamanda merkeze açılma anlamına geliyor.
     ANAP ve DYP’deki büyük düşüş merkez sağdaki ve Türkiye’deki büyük istikrarsızlığın da fotoğrafıdır: Seçmenlerin yüzde 35’i ANAP ve DYP’den kopup başka yerlere gitmiştir!
     DYP ve ANAP liderleri, koalisyonların yarattığı kaçınılmaz yıpranmaların yanında, ezilmiş ve muhafazakâr kitlelerle gereken düzeyde "duygudaşlık" oluşturamadıkları için giderekömerkez"e çekilmişler "sağöda boşluk bırakmışlardır.
     
     "Çiller, yanlışlıkla DYP’de"
     Sayın Oktay Ekşi’nin Çiller’i ilk gördüğünde "CHP’de olması gerekirken yanlışlıkla DYP’ye gitmiş" izlenimini edinmesi, "duygudaşlık" dediğim faktörün güzel bir fotoğrafıdır. ANAP’ın 2002 Seçim Bildirisi’nde "merkez sağ" kavramını reddedip "merkez partisi" kimliğini benimsemesi de aynı sürecin fotoğrafıdır.
     Sağda oluşan bu boşluktan aldığı oylarla, Erbakan klasik olarak yüzde 10 civarında donmuş olan oylarını 1995 seçimlerinde yüzde 21.4’e çıkardı.
     Talihsiz ve kaotik iktidar tecrübesinden sonra Erbakan gerilerken, MHP’nin başına geçen Devlet Bahçeli hem yeni isim olarak, hem MHP’de "merkez sağ" istikametinde bazı yenilenmeler yaparak partisinin oylarını yüzde 18’e yükseltti; Türkeş hiçbir zaman yüzde 8’i aşamamıştı.
     Siyaset bilimci Prof. Ümit Cizre Sakallıoğlu’nun belirttiği gibi, 28 Şubat müdahalesi merkez sağı ezen, sağda boşluk yaratan başka bir önemli etken olmuş, ANAP’ı klasik muhafazakâr tabandan koparmıştır. Bu yüzden oy kaybettiklerini Yılmaz da ifade etmişti. 28 Şubat DYP’yi hem bölmüş, hem CHP tipi laiklikle "dininizin kefili benim!" şeklindeki bir popülizm arasında alabora etmiştir.
     
     ‘Duygudaş lider’in çıkması
     28 Şubat sürecinde TESEV’in Şubat 1999 araştırmasına göre, halkın yüzde 42’si devletin dindarlara baskı yaptığını düşünüyor, türban gibi somut konular sorulduğunda bu oran yüzde 76’ya kadar çıkıyordu!
     Menderes’ten beri merkez sağın temel karakterlerinden biri "merkezödeki seçkinci yapının "kenarödaki halk kitlelerine yaptığı bu tür baskılara, "gerici" suçlamasına karşı çıkmak olmuştur. 28 Şubat’ta bunu yapamayan merkez sağ biraz daha erimiştir.
     Bu süreç kimsenin aklında olmayan AKP’nin dayanacağı birikimi yaratıyordu, ekonomik kriz bunun üzerine tuz biber ekecekti.
     Siyasi ve ekonomik şartlar İslamcı kökenli olsun, merkez sağ kökenli olsun "ezilmiş muhafazakâr" kitleleri yeni bir arayışa yöneltirken, onlarla duygudaşlık kurabilecek bir lider ortaya çıkmasının sosyopolitik şartları oluşuyordu.
     TESEV’in Şubat 1999 araştırması, Erbakan’ın tükenişinin ve 1999’un Mart ayında hapse girecek olan Erdoğan’ın bugünkü yükselişinin işaretlerini veriyordu:
     Daha ortada AKP yokken ve Tayyip Erdoğan’ın ne olacağı belirsizken klasik Refah / Fazilet tabanının Erbakan’ı bırakıp Erdoğan’a yönelmesi, öteki partilere mensup olanların da Erbakan yerine Erdoğan’ı düşünmesi, 2002 yılının Ekim ayının 1999 Şubat’ının çekilmiş fotoğrafı gibidir.
     Fazilet’in başına Erbakan yerine Erdoğan’ı uygun bulanların soldaki seçmenlerden ziyade öteki sağ partilerdeki seçmenlar olması da önemli.
     
     AKP, kimden oy alıyor?
     Bu tablo bizi AKP’nin hangi partilerden oy çekerek bugün başa güreştiğini araştırmaya götürür.
     Yukarıdaki veri ve analizlere göre teorik olarak AKP’nin en çok oyu eski Refah ve Fazilet partilerinin tabanındaki ‘yenilikçi’liğe dönüşmüş kesiminden ve sağ partilerden alması lazım. Fiiliyatta da böyle mi?!
     Bu konuda ANAR ile SAM adlı araştırma kurumlarının ekim başında yaptıkları araştırmalar var. Rakamlar arasında fark olmakla beraber sıralama aynı: AKP’nin oyları en çok, oransal olarak, 1999 seçimlerinde FP’ye oy verenlerden geliyor. Sonra MHP ve öteki partilerden, biraz da DSP’den... Yüksek eğitim ve ekonomik statüye sahip ve laik CHP tabanında AKP oy alamıyor.
     İki araştırma kurumu ‘diğer’ adı altında topladığımız bölümde farklı kategorilere (oy vermeyen, yaşı tutmayan, hiçbiri vs.) yer verdiği için ve örneklem farkı da olduğu için rakamlar tıpatıp aynı da olmasa benzer eğilimleri yansıtıyor.
     1999 seçimlerinde Erbakan’ın partisi olarak bilinen Kutan liderliğindeki Fazilet’ten gelen oylar, AKP oylarının ANAR’a göre üçte birini, SAM’a göre dörtte birini oluşturuyor. Bu, AKP’nin Milli Görüş’ün aynen devamı değil, daha geniş kesimlerden oy alabilecek bir açılıma sahip olduğunu gösterir.
     Yani, merkez sağ partilerin merkeze çekilerek sağda bıraktığı boşluğu önemli oranda AKP doldurmaktadır. Fakat bunlar çok kaygan oylardır, çabuk geldikleri gibi, AKP’nin ciddi hatalar yapması halinde çabuk da gider...
     
     Merkez sağ kimliği
     Sosyal demokrat eğilimli sosyolog Prof. Sencer Ayata bir konuşmamızda, sembollerle ifade ederek "merkez sağ için bayrak ve ezan simgesi ile milli irade kavramı çok önemli birer etkendir" demişti.
     Yani milliyetçilik, muhafazakârlık ve "yeter, söz milletindir" ilkesi...
     Menderes’in DP’sinde, Demirel’in AP’sinde de dönemin şartlarına göre bunlar görülür. Özal da, kanlı bir sağ sol kavgasından sonra sola da uzlaşma çağrısı yaparak merkez sağın bu geleneksel sentezini "dört akımı birleştirdik" diye ifade etmişti.
     
     Sağda Müslüman kimlik
     Dünyanın her tarafında, modernleşme düzeyine göre içerik ve dozları değişmekle beraber, merkez sağı bir tür "milliyetçi, muhafazakâr liberal" sentez gibi görmek mümkün.
     ANAP ve DYP oy kayıplarıyla önemli oranda "merkez"e çekilmiş olsalar da mevcut seçmen kitlelerinde de bu duyarlıkları görüyoruz.
     SAM’ın kimlikler araştırmasına göre:
     Müslüman kimliğini benimsemede AKP ile merkez sağ arasında fazla bir fark yok!
     Bu değerler bakımından Türkiye ortalaması ile AKP, CHP ve MHP’yi yazı dizimizin ilk bölümünde vermiştik. Öteki şu milliyetçi oyların önemli bir bölümünü MHP’ye, muhafazakâr oyların büyük bir bölümünü AKP’ye kaptırdıktan sonra, ANAP ve DYP tabanında muhafazakâr değerler AKP’nin gerisinde ama CHP’nin ilerisinde görünüyor. "Milliyetçiyim" nitelemesi de merkez sağda MHP’nin gerisinde, CHP’nin ilerisinde...
     
     CHP ve evrensel kavramlar
     CHP ise SAM’ın değerler araştırmasında "vatandaşlık, demokratlık" gibi daha evrenselci kavramların, çağdaşlık gibi değerlerin şampiyonu...
     Rejimin istikrarı ve ülkenin iyi yönetilmesi sağın ve solun toparlanmasına ve temel olarak iki kanatlı bir yelpazenin oluşmasına bağlı... Bunun mümkün olup olmayacağını yazı dizimizin sonunda ele alacağız.
     
Adnan Menderes’e göre irtica
     İrtica konusunda "merkezödeki devletçi seçkinlerle "kenarödaki halk kitlelerini temsil eden merkez sağ liderler hep farklı düşünmüşlerdir.
     İşte, Ocak 1960’ta İsmet İnönü’nün irtica suçlamasına karşı Menderes’in sözleri:
     "Onlara göre, bu en anlayışsız, iptidai, yıkıcı, mürteci millet ekseriyetine göz açtırmamak, yani bir vesayet sistemi kurmak lazım gelir...
     Vatandaşların bir kısmı medeni, terakkiperver (ilerici), velhasıl ne kadar makbul sıfatlar varsa hepsi onlarda mevcut. Diğer kısım vatandaşlar ise geri, zararlı ve her manasıyla fena vatandaşlar! Ve hatta vaktiyle devleti batırmışlar, yine batırabilirlermiş. Demek ki Halk Partisi’ne rey verecek olanlar ileri, faydalı ve iyi vatandaşlar. Diğeri ise devleti batıran kütlelerdir.
     ....
     Milletin muazzam ekseriyetini irticaya mail (eğilimli) olmakla lekelemek, milleti içinden ve kendi kendisiyle tefrikaya düşürmek ve millet ve vatan bütünlüğüne suikast etmek demektir.
     Tek Parti tahakkümü daima irtica vardır diye lüzumundan çok devam ettirilmiş ve laiklik öyle bir tahakküm ve taaddinin (zulüm, baskı) aleti haline getirilmiştir. Halbuki laiklik asla meteaddi (saldırgan, baskıcı) değildir. Hatta müdahaleci değildir. Laiklik taaddiyi ortadan kaldırmanın ve vicdani kanaatlerimize her türlü müdahalenin önünü almanın prensibidir..." (Menderes’in Konuşmaları Demeçleri Makaleleri, cilt IX, sf. 116 - 117)
     Ecevit’in de "Ortanın Solu" hareketi ile benzer bir yaklaşımda bulunduğunu dün görmüştük.
     
     YARIN: Kürtler ve Aleviler
     



 SİYASET


Merkeze çekilip sağı boşalttılar
Seçimi bekleyemedi
‘Saadet’ için seferberlik
Türk âdeti sandı
DYP de ‘dokunacak’
Fındık fiyatını artıran artırana
‘Dokunulmazlık vurgusu çok iyi’
‘12 bin Mehmetçik Kuzey Irak’a girdi’


 SAYFA BAŞI 




© 2002 Milliyet