19 Ekim 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Üçüncü şahıs lehine meşru müdafaa

     Meşru müdafaa tartışması bir öğretim üyesinin evine giren hırsızı tüfekle vurması ile başladı. Eve giren hırsızın kaçarken vurulmasının meşru müdafaa olup olmayacağı tartışıldı da, son Adana’daki olayda karısını bir saat boyunca zabıtanın gözü önünde doğrayan koca olayında meşru müdafaa tartışılmadı. Olaya sadece polisin bu hallerde müdahalesinde sorumluluğu olur mu, olmaz mı tartışması ile girildi. Polisin elinde plastik mermi var mı, yok mu? Varsa bunu toplumsal olaylarda mı kullanır yoksa münferit olaylarda mı tartışması olayı başka cephelere saptırmak amacını güttüğü için polisi savunanlar bu yola girdi. Size Türk Ceza Kanunu’nun 49/2 m. aynen yazıyorum.
     "Gerek kendisinin ve gerekse başkasının nefsine veya ırzına vukubulan haksız bir taarruzu filhal defi zaruretinin bais olduğu mecburiyetle işlenen fiilerden dolayı faile ceza verilmez."
     Olaya polisin özel yasasındaki sınırlamalar ile bakmak hatalıdır. Açıkça görüldüğü gibi hukumuzda meşru müdafaa denen bir durum vardır ve bunun içinde özel bir hal de "üçüncü şahıs lehine meşru müdafaa"dır. Yani ölümle burun buruna gelmiş birini kurtarmak için yapılacak kurtarma amaçlı hareketler suç teşkil etmez. Adana’daki olayda bırakın görevli polisi, vatandaştan herhangi birinin, kocaya karşı şiddet kullanarak bıçaklanmakta olan kadını kurtarması hali dahi hukuka uygundur. Hele hele görevi suç işlemeyi engellemek olan polisin bunu bilmemesi veya bilerek uygulamaması suçtur.
     Türk Ceza Kanunu’nun yukarıda verdiğim 49. m’si iyi okunduğunda savunma hakkının sadece canı savunmada değil, ırz ve namusun korunmasında da uygulanacağı görülmektedir.
     Elbette birine karşı şiddet kullanırken bunun yasal çerçevede kalması gerekmektedir. Yasal sınırlar içinde kalmayı şöyle özetlemek mümkündür.
     
     a Tecavüz haksız olmalıdır.
     b Tecavüz şahsa veya ırza yönelik olmalıdır.
     c Tecavüz defedilmeye çalışıldığında devam ediyor olmalıdır.
     d Müdafaada mecburiyet olmalı ve müdafaa tecavüzü defedecek şiddet ve sınırda olmalıdır.
     
     Bu şartlar Adana’daki olaya uygulandığında olayda bir saat boyunca bıçaklanan bir kadın vardır ve bırakın polisin müdahalesini, herhangi bir kişinin müdahalesi dahi yasaldır, hele hele polisin müdahale etmeyip buna karşın müdahale etmek isteyen vatandaşları engellemesi izahı kabil olmayan bir durumdur. Polis bu olayda bıçaklanan kadını korumamak gibi pasif bir davranışta bulunmuş ama itfaiye su sıktıktan sonra faili korumakla kendini görevli kabul etmiştir. Yani koruma görevinin bulunduğu bilincindedir ama bunu tek taraflı kullanmayı tercih etmiştir. Zabıta, üçüncü kişi lehine meşru müdafaa diye bir kavramı bilmiyorum, diyemez. O zaman bu farklı tutum niye diye sormak gerekir.
     
     tamerheper@host.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İki MHP

Çetin ALTAN
Zavallı İsmet Hanım

Melih AŞIK
İletişimciler...

Fikret BİLA
İşçi Partisi

Hasan CEMAL
Siyaset neden enkaz yığını?

Güneri CIVAOĞLU
Ruh çağırmak!

Can DÜNDAR
GS şerefine ateş açan tank

Abbas GÜÇLÜ
Öğrenciler çok, ama çok sıkıntıda

Sami KOHEN
Yeter ki kışkırtıcı laflar edilmesin...

Mehmet Y. YILMAZ
Kadına yalan söylenmez! Doğru da...

Derya SAZAK
İşkence, Çelikel, F tipi

Meral TAMER
Müşteri yaşlanmış ve yorgunsa...

Tamer HEPER
Üçüncü şahıs lehine meşru müdafaa

Güngör URAS
Bütçe, bütçe olmaktan çıktı

M. Ali BİRAND
Çuvaldızı bir de kendimize batıralım...

© 2002 Milliyet