22 Ekim 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Umberto Eco ve ütopya

Umberto Eco, son romanı "Baudolino"da mükemmel bir dil ve mükemmel bir ülke peşindeki "yalancı"yı ütopya tadında işliyor.

     ŞEBNEM ŞENYENER/New York

     Zeki ve dile kabiliyeti olan bir oğlan çocuğu Baudolino. Onu yaratan ve beş dili ana dili kadar iyi konuşan Umberto Eco’ya benziyor. Amerika’da bu ay yayına giren kitabın kahramanı Baudolino, Eco’nun aklına 1960’lı yıllarda takılmış. "Bu sihirli palyaço sonunda Baudolino adlı romanımda hayat buldu," sözleriyle kahramanına duyduğu tutkuyu ifade eden Eco, Baudolino’ya "yalancı" denilemeyeceğini, yalancıların şimdiki zaman ve geçmiş hakkında yalan söylediklerini halbuki Baudolino’nun gelecek hakkında yalan söylediğini, bu açıdan ancak öngören bir dahi olabileceğini savunuyor.
     Dile olan kabiliyeti ve konuşkanlığı sayesinde kısa sürede İmparator Frederick’in beğenisini kazan Baudolino, kendini Doğu’nun ötesinde cennetten farksız olduğu söylenen bir krallığın yolunda bulur. Hikâyesine, babasının intikamını almak için ilk kez elini kana buladığını iddia ederek İstanbul eteklerine kapaklanır vaziyetteyken başlar Baudolino. Dildeki becerisini bir türlü yazıya aktaramaz: "Allah kahretsin equus muydu yoksa equum muydu," diye söylene söylene, pek çok kelimenin üzerini çizerek devam eder hikâyesine. Konuşurcasına bir hızla... "Mamma mia, hainlerin niyeti beni öldürmekti!" gibi nidalarla.
     Hayatının büyük kısmını "mükemmel bir dil arayışına" adayan Eco’nun yarattığı kahramanın yazma serüveni bu çalışmasının bir sonucu. Mükemmel bir dil ütopyasını olduğu kadar mükemmel bir ülke ütopyasını da irdeliyor Eco yeni romanında. Prester John hikâyesi romana bu yüzden karışmış: "Ütopyaların tarihi işlevi, insanların ütopyayı bulma ya da yaratma arzusu olmuştur. Thomas More’un ideal siyasi düzeni ya da Ponce de Leon’un gençlik çeşmesi buna örnektir. Portekizliler Prester John’un krallığı hayali ile yola çıkıp Etiyopya’yı buldular - Afrika’nın ortasında bir Hristiyan cenneti. Prester John’u bulduk dediler. Sonra uzun süre imparatoru Prester John olarak isimlendirdiler. Ama o kadar heyecan verici olmadı. Çünkü orada yaşayan zavallılar çok fakirdi. Aradılar, buldular ve ilginç olmadı... Şimdi ütopya artık bir yer değil, çünkü keşfedilmeyen bir yer kalmadı. Siyasi sistemler açısından son ütopya ‘Marksizm’di diyebiliriz. Ama küçük ütopyalar mevcut. Waco, Bin Laden’in ütopyası türünden. Hitler’in ütopyası vardı. Pasifist hareketlerdeki ütopyadan bahsedebiliriz. Evrensel barış arayışı da muhtemelen bir ütopyadır. Yani ütopyaları gerçekleştirmenin peşine düşen insanlar hâlâ mevcut. Küreselleşmeye karşı harekete ütopya diyebiliriz mesela. İyi ütopyalar dahi tehlikelidir. Thomas More bize mükemmel bir toplum ütopyası vermiştir, kitabını okursanız yaptığı şey tümüyle Stanilizm’dir. Öyle bir toplumda yaşamak dehşet vericidir... Prester John mektubu da bir ütopya metniydi. Onu bir araç olarak kullandım."
     
     "Baudolino"
     Umberto Eco
     Hartcourt Brace
     27 Dolar
     2002
     







 KÜLTÜR & SANAT


41 kereye az kaldı
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Altyazılı aşklar geçidi
Gel de yazma!
İyi ki doğdun!
Karin’in kırıkları tene batacak
"Aşağılık duygumuzu aydınlar körüklüyor"
Umberto Eco ve ütopya
"Ben yalnızca insanı tanırım"
Nişantaşı görmeye değer!
Tehlikeli bir sergi
Kudretin simgeleri
Troya’ya unutulmaz bir yolculuk
Camla açılan yeni sayfa
"Bir fotoğrafla bahar olmaz"
Sözü olan fotoğraflar
Kadınlar, erkekler ve insan yasaları
Tiyatroda bir Yaşar Kemal klasiği
Bir oyun yaratamamak
Eskişehir’de festival vakti
İki kıtada blues
Fahir Atakoğlu memlekette
Ankara’da rock
Koca baskısına ‘yeter’
İKSV’nin yeni hasadı
Aşk, para ve suikast
Hındaroğlu Henek Bey
Hayat atölyesi
Bir "koreografik fırtına" ya da "sessiz diplomasi"
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet