22 Ekim 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Ben yalnızca insanı tanırım"

Alman Yeni Sineması’nın önde gelen temsilcisi Rainer Werner Fassbinder’in "Kahvehane", "Korku Kemirir Ruhu" ve "Kerhaneci"den oluşan "Toplu Oyunları 1" çıktı.

     Cannes Film Festivali, 1977. Ağır hasta olan Luchino Visconti son filminin gösterimine katılıyor. Bütün ilgi ona odaklanmış. Carlton Bar’da deri çizmeli, deri montlu bir adam. Bir elinde sigara öbür elinde bira bardağı. Hiç utanmadan Visconti’nin tahtını ele geçireceğini ilan ediyor.
     O adam "Despair" adlı filmin yönetmeni Rainer Werner Fassbinder’dan başkası değil. Yeni Alman Sineması’na biraz gecikmeyle de olsa katılan ama kısa sürede diğer bütün yönetmenleri gölgede bırakan bir auteur. Cesur, asi, ikon kırıcı, üretken, çok yönlü, marjinal yazar, yönetmen, oyuncu, müzisyen...
     Fassbinder gerçekten de Visconti gibi kariyerinde tiyatronun önemli bir yer tuttuğu, senaryolarını oyun gibi yazan, oyunlarını film çeker gibi sahneye koyan ve iki farklı disiplini çok az kişinin becerebildiği şekilde kaynaştıran bir yönetmendi. 1945 doğumlu Fassbinder 1963’te Münih’te adım attığı tiyatro ve sinemada birbiri ardına yapıtlar vererek, tartışılarak, lanetlenerek, göklere çıkarılarak ‘tırmandı’. Sahnede Antiteatr / Karşı Tiyatro, perdede Yeni Alman Sineması Fassbinder’in ‘68 sonrasında bile kolay kolay kabullenilemeyecek marjinalitesini zor da olsa kaldırabilen akımlardı. Alman burjuvazisine her yönden saldırıyor, yabancı düşmanlığından eşcinselliğe bütün önyargıları, tabuları kırarak, yazılı ve görsel dili sakınmadan kullanarak buldozer gibi ilerliyordu. Ama Visconti’nin tahtına oturamadan öldü... 1982 yılında, daha 37 yaşındayken. "Hızlı yaşa, genç öl" deyişini bambaşka bir nedenle de olsa "Eğer bir şey var ise o da harekettir" diye düstur edinmişti kendine...
     Tiyatro eleştirileriyle tanıdığımız Sibel Arslan Yeşilay’ın Fassbinder’in 20. ölüm yıldönümünde Türkçe’ye çevirdiği oyunlar, "Ben yalnızca insanı tanırım" diyen Fassbinder’in kişiliğini ve sanatını yalın haliyle gösteriyor bize. Fassbinder’in kaleminden dökülen sözcüklerle, allanıp pullanıp beyazperdede görücüye çıktıktan sonra, ilk kez baş başa kalmak, onları çıplak ve makyajsız okumak bambaşka bir tat. 1968 tarihli "Katzelmacher / Kerhaneci", filmden oldukça farklı. Oyun, filmin bir bölümü sadece. Bir Yunanlı göçmen işçinin geldiği kasabada Alman erkeklerinin huzurunu kaçırmasını, bir de Alman kadınla ilişkiye girince hepsinin nefretini üstüne toplamasını kısacık repliklerle çarpıcı biçimde anlatıyor.
     "Das Kaffeehaus / Kahvehane", Fassbinder’in Goldoni’den bir uyarlaması. Yeşilay, kumarbaz Venedikli tacirin öyküsünün Commedia dell’Arte geleneğinden ayrılarak Fassbinder’in elinde trajik bir farsa dönüştüğünü yazıyor...
     Marjinal yönetmenin toplumun en alttakilerinden iki kişinin, 60 yaşında dul bir Alman temizlikçiyle genç bir Faslının aşkını ve evliliğini anlattığı "Angst essen Seele auf / Korku Kemirir Ruhu" ise başyapıtlarından biri. Birebir sinemaya uyarlanan oyun, minimalist tarzı ve naif içeriğiyle dikkat çekiyor. Fassbinder, olağandışı çiftin çevresindekilerin, ailenin, komşuların, iş arkadaşlarının önce önyargılı, sonra çıkarcı yaklaşımlarını dolaysız bir anlatımla, bir tek fazla sözcüğe yer vermeyen ekonomik bir dille aktarıyor.
     Kitapta bir Fassbinder kronolojisi, Sibel Arslan Yeşilay’ın kaleminden tek tek oyunlarının da tanıtıldığı bir biyografi, tiyatro eleştirmeni Michael Skasa’nın 1998’de İstanbul’da verdiği konferanstan bir bölüm ve Hans Günther Pflaum’un "Korku Kemirir Ruhu" üzerine yaptığı söyleşi de yer alıyor.
     
     Toplu Oyunlar 1
     Rainer Werner Fassbinder
     Çeviri: Sibel Arslan Yeşilay
     Mitos Boyut Yayınları
     144 s.
     Fiyatı: 6.500.000 TL.
     







 KÜLTÜR & SANAT


41 kereye az kaldı
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Altyazılı aşklar geçidi
Gel de yazma!
İyi ki doğdun!
Karin’in kırıkları tene batacak
"Aşağılık duygumuzu aydınlar körüklüyor"
Umberto Eco ve ütopya
"Ben yalnızca insanı tanırım"
Nişantaşı görmeye değer!
Tehlikeli bir sergi
Kudretin simgeleri
Troya’ya unutulmaz bir yolculuk
Camla açılan yeni sayfa
"Bir fotoğrafla bahar olmaz"
Sözü olan fotoğraflar
Kadınlar, erkekler ve insan yasaları
Tiyatroda bir Yaşar Kemal klasiği
Bir oyun yaratamamak
Eskişehir’de festival vakti
İki kıtada blues
Fahir Atakoğlu memlekette
Ankara’da rock
Koca baskısına ‘yeter’
İKSV’nin yeni hasadı
Aşk, para ve suikast
Hındaroğlu Henek Bey
Hayat atölyesi
Bir "koreografik fırtına" ya da "sessiz diplomasi"
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet