22 Ekim 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Tehlikeli bir sergi

Ey izleyici! Levent Çalıkoğlu’nun küratörlüğünü yaptığı Tehlikeli Şeyler sergisinin yarattığı çağrışımlar denizinde boğulmamaya dikkat edin.

     AYŞE SU SEL

     Karşı Sanat Çalışmaları’ndaki Tehlikeli Şeyler sergisi, teması gereği izleyicinin kafasını karıştırıyor. Çok kalabalık bir denizin içinde yüzmek zorunda bırakıyor. Çünkü tehlikenin hangisinin söz konusu olduğunu bilmeyen izleyici, tehlikeli olduğu söylenen şeylerle karşı karşıya. Çağrışım denizinde boğulmamaya gayret etmek zorunda bu durumda. Galeriden içeriye giriyor karşısına Michael Schön çıkıyor. Schön, Tanrı’ya ulaşmanın kolay ama pahalı (bedeli özel bir telefon ücreti) yolundan bahsediyor. Schön’ü solda bırakıp galerinin içine doğru ilerlediğinde Temür Köran’ın bir dizi tuvaliyle karşılaşıyor. Köran’ın kırmızı dudakları, arzu nesneleri, bir ruj reklamındaki gibi yarı açık öpülmeyi bekliyorlar. Bu dudakları hemen bir kovboy takip ediyor. Erim Bayrı’nın kovboy adını verdiği araba lastiğinden heykeli, her haliyle sibernetik ortamlara özgü dişiliğiyle günün çizgi roman kadınlarına benziyor. 11 Eylül sonrasında yeni bir okumaya sahip olan kovboy, önüne siber takısı istiyor. Bu işin hemen ilerisinde Taner Ceylan’ın ensesini ve profilini gösteren hiper / realist resimleri bulunuyor. İzleyici enseyi bir süre inceledikten sonra odalardan ve uzun bir koridordan oluştuğu için gerilim yaratan mekânda hızla ilerliyor. Bu sefer Gül Ilgaz’ın sarı çizgiyi geçmek yasaktır yazısına basıp basmama kararını vermeli. Basmadan ilerleyip Juan Botella Lucas’ın sünnet ettiği penise, "Yırtmaç"ın bel fıtığının durumunu yansıttığı camdan duvara ve Neriman Polat’ın serginin en karmaşa yaratan fotoğraflarını astığı duvarın olduğu odaya çıkabilir. Sarı çizgiyi geçtiği için metro geliyormuş gürültüsünü ardında bırakıp o odaya varıyor. Bir koca şey! Makasların arasında kanlı yerde, "Yırtmaç"ın omurgasının işlendiği cama bakıyor. Denizhan Özer’in Metropolitan Polis bürosu tarzında döşediği sorgulama odasından önce Mukadder Şimşek’in videosu başını suya sokan Şimşek’in nasıl güzel hava kabarcıkları çıkardığını gösteriyor. Önce uyarmalı, Denizhan Özer’in bürosunda iki gizli kamera bulunuyor. Bu arada yine bu odada İngiltere’ye eroin kaçıran Türklerin İngiliz polisiyle yaptıkları sorgu kasetlerinden tutun da Escobar’ın oğlunun resimlerine, Özer’in bir çevirmen olarak yardım etttiği suçluların içinde eroin kaçırdıkları bebeklere kadar her şey var. Mustafa Pancar’ın gerçekten röntgenlediği iki kızın görüntüleri önünde bir kısa bej perdeyle, izleyicinin tam tepesine gelecek şekilde sergileniyor. Merih Akoğul’un Türk İtfaiyesi odası ve Botella’nın fare kapanına bakarak yaptığı insan kapanı, Nurseren Tor’un "ailecek" piknik durumlarının resimleri ve Horasan’ın estetik video - art’ı da serginin diğer işleri.
     Tehlikeli Şeyler, tıpkı izleyici gibi serginin sanatçılarının da tehlikeli şeyler içinde boğulduğunu gösteriyor. İşler birbiriyle iletişim halinde olmaktan çok uzak. Tehlike geliyor, el ele verelim diyemiyor; küratörün değil, yapıtların sahiplerinin egosu buna izin vermiyor. Sergi ister istemez, vaad ettiği tehlikeli nesnelerden çok politik doğruculuk üzerine kavramsal bir sergi olmuş. O yüzden naçizane bir öneri: Tehlikeli şeyler kalsın ama bir de alt başlık, "politik doğruculuk üzerine riskli okumalar". Bir de siz bakın bakalım. Nasıl olsa bu sergide her şey’lere! izin var...
     Tehlikeli Şeyler
     
     Bitiş tarihi: 28 Ekim 2002
     Karşı Sanat Çalışmaları
     0212 245 15 08
     




 KÜLTÜR & SANAT


41 kereye az kaldı
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Altyazılı aşklar geçidi
Gel de yazma!
İyi ki doğdun!
Karin’in kırıkları tene batacak
"Aşağılık duygumuzu aydınlar körüklüyor"
Umberto Eco ve ütopya
"Ben yalnızca insanı tanırım"
Nişantaşı görmeye değer!
Tehlikeli bir sergi
Kudretin simgeleri
Troya’ya unutulmaz bir yolculuk
Camla açılan yeni sayfa
"Bir fotoğrafla bahar olmaz"
Sözü olan fotoğraflar
Kadınlar, erkekler ve insan yasaları
Tiyatroda bir Yaşar Kemal klasiği
Bir oyun yaratamamak
Eskişehir’de festival vakti
İki kıtada blues
Fahir Atakoğlu memlekette
Ankara’da rock
Koca baskısına ‘yeter’
İKSV’nin yeni hasadı
Aşk, para ve suikast
Hındaroğlu Henek Bey
Hayat atölyesi
Bir "koreografik fırtına" ya da "sessiz diplomasi"
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet