22 Ekim 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Sözü olan fotoğraflar

Kemal Cengizkan ve Dora Günel, sosyolojik araştırmalarla desteklenen "İçkalpakçı Çıkmazı - Bir Sokağın Monografisi" isimli fotoğraf sergisiyle, tüm çaresizliklere rağmen ayakta durmaya çalışanların öyküsünü anlatıyor.

     YASEMİN BAY

     Bizans dönemine kadar uzanan bir tarih... Avrad pazarının kurulduğu, sarayın sebze ihtiyacının karşılandığı semt: Samatya... Bir zamanların, sıra evlerden dolayı, ‘kırmızı fenerli sokak’ı: İçkalpakçı Çıkmazı... Günümüzdeyse, Mardin’den, İzmir’den, Kayseri’den, özetle dört bir yandan gelenlere kucak açmış durumda. Pencerelerden sarkan çamaşırların gölgesinde yapılan kapı önü sohbetlerinin en koyusu burada... Sabahları Elvis Mehmet’in pastanesinden yayılan sıcak poğaça kokusuyla uyanan sokak, artık dile geliyor siyah beyaz karelerde... "İçkalpakçı Çıkmazı - Bir Sokağın Monografisi" sergisiyle...
     Projenin yaratıcıları Kemal Cengizkan ve Dora Günel. Samatya’nın bir çıkmaz sokağından yola çıkarak, onun görünen ve görünmeyen yüzlerini keşfetmeye çalıştıklarını söylüyor Günel: "Samatya bizim büyüdüğümüz mahalleler gibi. Haziran 2000’de gittik ilk kez oraya. Sözü olan fotoğraflar ortaya koymak istedik. Sokakta neler oluyor, burası neresi? Öyle bir Samatya kitabı yapalım ki ne popülist yaklaşımla bir fotoğraf albümü olsun ne de akademik dille yazılsın istedik. Bir süre sonra bir şeyi anlatmak için bütünden yola çıkmanın zor olduğunu gördük ve tam da o anda İçkalpakçı Çıkmazı’nı keşfettik. Ve böylelikle sokağı fotoğraflamaya başladık."
     İçkalpakçı Çıkmazı, oldukça göç alan, bir zamanlar çeşitli etnik kökenden insanların bir arada yaşadığı ve 6 - 7 Eylül olaylarından çok etkilenen bir sokak. Hemen yanı başımızda var olmaya, yaşamaya çalışan ama bir türlü fark edilemeyen "öteki Türkiye"den bir örnek... Dora Günel, 6 ayın sonunda sosyolog Gülay Karacan, Ebru Soytemel ve Gamze Toksoy’un önerileriyle projenin adının konduğunu belirtiyor: "Çalışmalarımızı izleyen üç sosyolog arkadaşımız bu süreci bir sözlü tarih çalışmasıyla bütünleştirmeyi önerdiler. Gözlemlerimiz, deneyimlerimiz, edindiğimiz bilgiler ışığında projenin sınırları belirlendi ve adı kondu. Projede sokağın demografik, sosyo - ekonomik, siyasi, kültürel haritalarını, fotoğrafik ve sosyolojik bir dille çıkarmayı hedefledik."
     Bir yandan fotoğraflar çekilirken, diğer yandan da sokakla ilgili araştırmalar yapıldı. Evlere girildi, sohbetler, anketler, sözlü tarih çalışmaları gerçekleştirildi. Henüz bitmeyen bir çalışma bu. Sergiyi ve eşzamanlı olarak çıkan kitabı projenin bir ön sunumu olarak nitendirebiliriz. Kemal Cengizkan, esas amacın sözlü tarih kitabı çıkarmak olduğunu açıklıyor: "Hanelerden yola çıkarak fotoğraflarla desteklenen bir sözlü tarih kitabı ortaya koymak istiyoruz. Çalışmalarımıza devam edeceğiz. Şu an yayımlanan kitapta araştırmanın sonuçları yer alıyor ama değerlendirme basit düzeyde yapıldı."
     Çalışma sırasında 149 sorulu bir anket çalışması gerçekleştirildi ve mahallenin bir portresi ortaya konuldu. Araştırma sonuçları vahim. İşte birkaç veri: Hane reisi olan erkeklerin % 21’i uzun süredir işsiz. Kadınların % 90’ı ise ev hanımı. Geriye kalanlar ise temizlik işçiliği başta olmak üzere çeşitli alanlarda vasıfsız işçi ve hemen hemen hepsi sigortasız olarak çalışıyor. Görüşülen kişilerin % 21’inin ise hiçbir geliri yok, çevreden aldıkları yardımlarla yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. En düşük gelire sahip olan % 14’ün hanesine giren aylık gelir 100 milyon TL.’den az, en yüksek gelirli % 17’nin aylık gelirleri 300 - 400 milyon TL. Hanelerin % 70’i çocuklarının eğitimi için para ayıramıyor. Sokakta yaşayanların % 21’i son 10 yılda İstanbul’a göç etmiş. Yaklaşık dörtte biri köyleri boşaltıldığı için İstanbul’a gelmiş. Sokağın bugününü tanımlayacak en iyi sözcükler "göç" ve "yoksulluk".
     Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen çalışmanın yaklaşık % 85’i tamamlanmış durumda. Kemal Cengizkan, yurt dışında pek çok örneğine rastlanan bu tarz çalışmalarının yapılamamasını şöyle açıklıyor: "Türkiye’de insana pek değer vermiyoruz. Dolayısıyla insana değer veren kurumlar da az. Böyle bir çalışmaya sponsorluk yapacak bir kurum yok. Oysa yurt dışında bu çalışmaların birçok örneğine rastlanıyor. Fotoğrafa salt estetik kaygılarla yaklaşmıyoruz. Bizim için fotoğraf sosyal bir araç. İçkalpakçı Çıkmazı’nda yaşananlar herkes tarafından biliniyor. Fakat fotoğraf bunu kaydettiğinde, bir sosyolog da yazdığında belge oluyor ve tarihe kalıyor. Suç üstü yakalamış gibi oluyorsunuz ve tamir etmek gibi bir yola gidiliyor."
     
     Bitiş tarihi: 25 Ekim 2002
     Fotoğrafevi (0 212) 251 05 6
     




 KÜLTÜR & SANAT


41 kereye az kaldı
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Altyazılı aşklar geçidi
Gel de yazma!
İyi ki doğdun!
Karin’in kırıkları tene batacak
"Aşağılık duygumuzu aydınlar körüklüyor"
Umberto Eco ve ütopya
"Ben yalnızca insanı tanırım"
Nişantaşı görmeye değer!
Tehlikeli bir sergi
Kudretin simgeleri
Troya’ya unutulmaz bir yolculuk
Camla açılan yeni sayfa
"Bir fotoğrafla bahar olmaz"
Sözü olan fotoğraflar
Kadınlar, erkekler ve insan yasaları
Tiyatroda bir Yaşar Kemal klasiği
Bir oyun yaratamamak
Eskişehir’de festival vakti
İki kıtada blues
Fahir Atakoğlu memlekette
Ankara’da rock
Koca baskısına ‘yeter’
İKSV’nin yeni hasadı
Aşk, para ve suikast
Hındaroğlu Henek Bey
Hayat atölyesi
Bir "koreografik fırtına" ya da "sessiz diplomasi"
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet