
|

Tayyip’in oyunuyla AKP’nin mektubu...
Tayyip Erdoğan’ın ekonomi kurmaylarından Ali Babacan’dan bir not geldi. Konu, geçen perşembe günü bu köşede çıkan Tayyip Erdoğan’ın tehlikeli oyunu başlığını taşıyan yazımdı. Daha çok AKP hakkında ekonomiyle ilgili kuşkuları ele alan, iç ve dış piyasalardaki soru işaretlerine yer veren bir yazıydı bu...
AKP’de MKYK üyesi ve Ekonomik İşler Koordinatörü olan Ali Babacan’ın mektubu şöyle:
"Yurt dışında 7 Ekim - 11 Ekim 2002 tarihleri arasında beş gün süren bir road show programından hafta başında döndüm. Ak Parti MKYK üyelerinden Nazım Ekren ve Şaban Dişli’nin de katıldığı bu programda Londra, New York, Connecticut, Boston ve dönüşte tekrar Londra’da toplantılar düzenledik.
Yatırım bankaları, yatırımcı kuruluşlar (özellikle büyük fonlar) ve ticari bankalarla 5 günde toplam 28 toplantı yaptık. Yatırım bankaları, kendi müşterileri olan yatırımcıları da bu toplantılara davet ettiler. Bu toplantıların amacı, Ak Parti’nn seçim beyannamesi ile açıkladığı politikalarını yabancı yatırımcılara ilk elden anlatmak ve soruları yetkili ağızlardan cevaplayabilmek idi.
Ak Parti’nin 3 Kasım seçimlerinden sonra Türkiye’nin yeni hükümetini kurması kuvvetle muhtemel. Yaptığımız bu tanıtım faaliyeti, seçimlerden sonraki dönemle ilgili belirsizliği azaltma konusunda önemli bir adım oldu...
Toplantılardan sonra yabancıların Türkiye’ye olan ilgisinin arttığı, hatta belli miktarlarda alım yapmaya başladıkları piyasalarda konuşuluyor.
Türkiye gibi seçim döneminde olan Brezilya’dan yabancı yatırımcılar hızla kaçmış, Brezilya büyük bir krizle karşı karşıya kalmıştı. Bu kriz nedeniyle Brezilya, IMF’den 30 milyar dolar daha borçlanmak zorunda kalmıştı.
Seçime giden Türkiye’de ise yabancıların alım yapması çok sevindirici... Ankara’da bu hafta ve önümüzdeki hafta yabancılarla 6 toplantı daha yapacağız."
AKP Ekonomik İşler Koordinatörü ve Tayyip Erdoğan’ın ekonomi kurmayı Ali Babacan’ın mektubu böyle.
Benim özet yanıtıma gelince:
(1) Ali Babacan ve arkadaşları, dış yatırımcılar için yaptıkları toplantılarda AKP’nin ekonomik yaklaşımlarıyla ilgili güven yaratmış olabilirler. Ama bundan dolayı AKP’ye ilişkin kuşku ve soru işaretlerinin ortadan kalktığı söylenemez.
(2) Bunun bir nedeni, parti lideri Tayyip Erdoğan ile başbakan adayı olarak adı geçen Abdullah Gül’ün ekonomiyle ilgili bazı açıklamalarıdır. İç borçlar, faiz dışı fazla, fındık fiyatları ve emeklilik yaşı konusunda kendini belli eden tutum, seçim meydanlarına özgü nabza göre şerbet vermek değilse eğer, iyiye işaret değildir.
(3) ‘Dış yatırımcılar’ derken, iki açıdan bakmak gerekiyor. Bunlardan biri, para piyasalarındaki al - satçılar, İngilizce deyişle ‘dealer’lardır. Bu kesim işe çok kısa vadeli bakar.
AKP’nin seçimlerde tek başına hükümet kuracak çoğunluğu kazanacağına, 4 Kasım sabahı bir sürpriz olmayacağına ve çok kısa sürede işlerin kötü gitmeyeceğine inanıyorlarsa, bu takım bugünden alım yapmaya başlayabilir, yani kısa günün karı zihniyetiyle hareket edebilir.
(4) Ancak, dış yatırımcıların yönetici düzeyinde olanları için iş daha farklıdır. Çünkü yönetici takım, konuya daha uzun vadeli bakar. Uygulamadır onlar için önemli olan.
Seçim meydanlarında, son günlerde türban gibi duyarlı konuların da dahil edilmeye başladığı görülen nutukların ne kadar geçerli olacağını görmek isterler. Bu da bir bekle - gör süresine ve belirsizliğe yol açar.
(5) Tayyip Erdoğan ve yakın çevresinin gizli bir gündemi olabilir mi? Demokrasi oyunu ne kadar kuralına göre oynanabilir?
Asker - hükümet ilişkileri, yani 28 Şubat sendromu ne kadar yaşanabilir? Bu gibi soru işaretleri bir süredir dışarıda kafalara çengellerini asmış durumda...
(6) Bu sorular yalnız dış yatırımcıların nezdinde değil, iç piyasalarda da kaygı ve kuşku konusu olmaya devam ediyor.
Bunları belirsizlik ve sorun kaynağı olmaktan çıkarmak, açıklık ve şeffaflıktan geçiyor ve öncelikli görev AKP lideri Tayyip Erdoğan’a düşüyor.
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|