22 Ekim 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Irak kavşağında

     Irak’ı vurmak bağlamında ABD’nin unutulmaz başkanlarından Wilson’ın şu sözlerini hatırlayalım: "İçinde yaşadığımız çağın yeni düzeninde sormalıyız:
     Bu iş doğru mudur? Haklı mıdır? İnsanlığın yararlarına uygun mudur?"
     Daha sonra Kennedy ve Clinton gibi iz bırakan başkanlar da aynı mesajı verdiler.
     Şimdi, ABD’nin Irak’a silahlı müdahale için bu soruların cevaplarıyla inandırıcı olması gerekiyor.
     Dünya kamuoyunu kazanmalı.
     Zor...
     Ama... Asıl önemli olanı pratik... Yani BM Güvenlik Konseyi’nden istediği sertlikte bir karar çıkarttırabilmek.
     Bir joker kart...
     
Poker masası
     BM Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler, ABD ile birlikte Çin, Rusya, Fransa ve İngiltere.
     İngiltere, zaten Irak’a silahlı müdahale için ABD’nin sözcüsü gibi.
     Çin ise ihracatının yazgısını elinde tutan ABD’ye karşı çok direnemez. ABD onun eylemsizliğini sağlamak hesabında.
     Sorun... Fransa ve Rusya.
     Onların vitrini barış... Ancak derindeki neden, her iki ülkenin de Saddam’dan petrol yataklarında ileriye dönük işletme imtiyazları almış bulunmaları.
     Diplomasinin üst düzey kulislerine göre ABD ile Rusya ve Fransa arasında sıkı pazarlık var.
     Irak’a olası ABD müdahalesinden ve Saddam’ın düşürülmesinden sonra o petrol işletme imtiyazları ne olacak?
     İşte, Fransa ve Rusya kilitlerini açacak anahtar.
     Ama ABD’nin de gözü o petrol yataklarında.
     
Ya Türkiye?
     Türkiye ne Saddam ile böyle bir koşullu ve takvimli petrol anlaşmasına girmiş... İpleri ABD’de olan IMF ilmiği boynunda.
     Ne istiyor?
     "1- Bu harekat nedeniyle uğrayacağı 8 - 10 milyar doların tazmini... Bunun 1991 harekâtında olduğu gibi lafta kalmaması.
     2- Müdahaleye topraklarını kullandırmanın gerekçesi için BM Güvenlik Konseyi kararı...
     3- Saddam’ın köşeye sıkıştığında kullanabileceği kitle imha silahlarına karşı yüksek teknolojide koruma şemsiyesi.
     4- Savaş sonrası Kuzey Irak’ın statüsünde söz sahipliği... Kuzey Irak’ta Kürt devleti oluşmaması ve Irak sınırlarının korunması için güvence."
     Türkiye, sadece üslerini, limanlarını (İskenderun) açmakla kalmamalıdır. Artık doğu ve güneydoğusunda problem yaşanmayacak bir düzenlemeyi şimdiden planlamalıdır. Savaş sürecine paralel olarak hayata geçirmelidir.
     
Suyu bulandıran Saddam
     Saddam bu arada BM denetçilerine ülkesini ve hatta saraylarını açsa... "Buyurun, koşulum yok. Nereyi ne zaman isterseniz denetleyin" derse ne olur?
     "Hatta kuşkulu gördüğünüz her stoku, her tesisi imha edin" diye eklerse!
     Elbette ABD’nin eli çok zorlaşır...
     Fakat gene de ABD, Saddam’ın suyu gölgesiyle de olsa bulandırdığına inanmış. Onu yok etmekte kararlı görünüyor.
     Bunun için "BM’ye dahi gerek yok, Türkiye yeter" söylemi ABD’nin.
     Çünkü ABD, petrol hesaplarının ötesinde, "terörle mücadele politikasına" da makas değiştirtti.
     Artık tek başına dünyanın jandarması olmak istemiyor. Çünkü bu rolüyle terörün hedefi haline geldiğine inanıyor.
     11 Eylül’den sonra yeni stratejisi şöyle:
     "1- Dünyada teröre karşı etkin bir dayanışma ağı kurmak. Hedef olmamak için bütün yerküre coğrafyasını devrede tutmak.
     2- Özellikle Ortadoğu Arap ülkelerinde otoriter yönetimlerin, terör örgütlerini kullandıkları ve besledikleri kanısıyla, bunları, dini kuralların elverdiği ölçüde ‘daha esnek İslami demokrasiler’ haline getirmek. Böylece harcamalarının ve ilişkilerinin, halklarına ve uluslararası platforma karşı nispeten şeffaflaşmasını sağlamak. Canavarın başını, okşatmamak."
     Şu ilkeler dahi, Irak’a silahlı müdahalenin Türkiye için önemini vurguluyor. Sadece Irak sınırlarının bütünlüğü değil, yeniden yapılanması... Ortadoğu’nun İslami demokrasilere geçerken kabuk değiştirmesi...
     O çerçevede AB üyesi, laik ve Atatürkçü Türkiye mi?.. Yoksa yeşil demokrasi coğrafyasına itilmek tezgâhları mı?
     
     g.civaoglu@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İsmail Cem ve sol

Melih AŞIK
I love you hakem

Fikret BİLA
Ecevit’ten Bush’a: Artık karar ver!

Hasan CEMAL
Tayyip’in oyunuyla AKP’nin mektubu...

Güneri CIVAOĞLU
Irak kavşağında

Can DÜNDAR
Çok acele ucuz kana ihtiyaç var

Abbas GÜÇLÜ
Öğretmen atamaları kafa karıştırdı

Sami KOHEN
Amcaya mesaj...

Mehmet Y. YILMAZ
Açıklamayan namerttir!

Derya SAZAK
AKP, "Truva atı"mı?

Meral TAMER
Yeni yoksulluk ve değişen sosyal politika

Güngör URAS
Halkımız ‘çantacılar’ı seçmeye mahkum

Serpil YILMAZ
Atını atladı ve gitti

M. Ali BİRAND
Kuzey Irak'ı yine cezalandıralım mı?

© 2002 Milliyet