22 Ekim 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Kuzey Irak'ı yine cezalandıralım mı?

     KDP lideri Mesud Barzani’nin CNN TÜRK söyleşisi kamuoyunda yeterince tartışılmadı. Tartışılsa, savaş isterisi içindeki çevrelerin ne kadar yanlış düşündükleri daha iyi anlaşılabilirdi.
     Barzani, bağımsızlık konusunda hepimizin bildiklerini çok açık şekilde tekrarladı. Kelimelerini çiğnemedi ve en önemlisi yalan söylemedi.
     Bağımsızlığın bir nihai hedef olduğunu, şu anda gerçekleştirilemeyeceğini, zira güçlerinin yetmeyeceğini, üstelik Uluslararası konjonktürün de müsait olmadığını açıkladı. Bu konunun gelecek kuşakların gündemine gireceğini belirtti.
     Aslında yeni veya bilinmeyen birşey söylemedi.
     Şimdi bazılarımız, " İşte kendini ele verdi. Gerçek niyetinin bağımsızlık olduğunu açıklamak zorunda kaldı" diyorlar. Sanki Barzani ailesinin geçmişi, Kürtlerin en büyük rüyalarının bağımsızlık olduğu bilinmiyormuş gibi, hareket ediliyor.
     Mesud Barzani de bunu açıklıyor. Ancak sonunu gelecek kuşaklara bıraktığını anlatıyor.
     Şimdi ne yapmalıyız?
     Yine askeri gücümüzü gösterip, Kuzey Irak’ı gelecek kuşaklar tarafından gerçekleştirilebilecek bir olasılıktan hareket ederek tehdit mi etmeyi sürdürmeli miyiz? Hatta daha da ileri gidip Kuzey Irak’ı askeri abluka altına mı almalıyız?
     Böylece Kuzey Irak’ın bağımızlığını engellemiş, dolayısıyla da kendi Kürt kökenli vatandaşlarımızın aklına kötü fikirler sokmamış oluruz (!).
     Yoksa farklı bir yaklaşım mı denemeliyiz?
     Sertlik gösterisi yapmak, sürekli tehdit etmek yerine, işbirliğini arttırmak ve destek vermek mi daha doğru olur?
     Bilinen birşey varsa, bağımsızlık hareketlerinin daima bir düşman aradıklarıdır. Bu "düşmana" karşı mücadele ederek halklarını birleştirir, motivasyonunu arttırırlar. Kuzey Irak Kürtleri için bu "düşman" şu sıralarda Saddam rejimidir.
     Eğer Türkiye, Kuzey Irak’lılar için " düşman" konumuna girmek istiyorsa, o zaman askeri tehdidini ve baskısını sürdürmelidir.
     Eğer Türkiye, Kuzey Irak’ta bağımsız bir devlet kurulmasını engellemeyi hedefliyorsa, kısa vadede Kuzey Irak’ın federatif bir çatı altında Bağdat’a bağlı kalması için elinden geleni yapmaladır.
     Uzun vadede ise, Kuzey Irak Kürtleriyle ilişkisini, işbirliği temeline oturtmalıdır. Kavgaya değil, destek ve iyi komşuluk zeminine dayanan bir ilişki geliştirmelidir. Bu bölgede hem bizim, hem de Kürtlerin rahat edebilmemizin tek yolu budur.
     
TÜRKMENLERE DE YER BULUNMALI
     İşte böyle bir ilişki düzeyine girildiği taktirde, Kuzey Irak’taki Türkmenlerin sorunu da daha rahat şekilde çözülebilir. Yoksa, zorlamalar ve tehditlerle Türkmenlere yer bulabilmek son derece güçtür.
     Barzani’nin MANŞET programında Türkmenlerle ilgili sözleri son derece ilginçti. Türkmen Cephesi ile Kuzey Irak’ta yaşayan Türkmen halkını birbirinden ayırdı. Cephe’yi kışkırtıcı olarak gördüğü izlenimini verdi.
     Ne olursa olun, Türkmenlere mutlaka bir yer sağlanmalıdır. Kuzey Irak ile iyi ilişki içine girecek bir Türkiye’nin böylesine duyarlı olduğu bir konuya, Barzani-Talabani ikilisinin de olumlu yaklaşmaları akılcılık olmaz mı?
     Hayatı zehir etmek için, her iki tarafın da elinde kozlar var. Akıllı insanlar, akıllı davranarak belirli bir uzlaşı noktasında buluşurlar.
     Akılsız insanlar ise, hayatı zorlaştırırlar.
     Türkiye ile Barzani yönetimi arasında bu hafta önemli görüşmeler yapılacak. Yukarıda altını çizdiğimiz konularda sağduyu hakim olursa, her iki tarafta kazanır. Aksi halde hepimiz kaybederiz.
     
     mabirand@e-kolay.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İsmail Cem ve sol

Melih AŞIK
I love you hakem

Fikret BİLA
Ecevit’ten Bush’a: Artık karar ver!

Hasan CEMAL
Tayyip’in oyunuyla AKP’nin mektubu...

Güneri CIVAOĞLU
Irak kavşağında

Can DÜNDAR
Çok acele ucuz kana ihtiyaç var

Abbas GÜÇLÜ
Öğretmen atamaları kafa karıştırdı

Sami KOHEN
Amcaya mesaj...

Mehmet Y. YILMAZ
Açıklamayan namerttir!

Derya SAZAK
AKP, "Truva atı"mı?

Meral TAMER
Yeni yoksulluk ve değişen sosyal politika

Güngör URAS
Halkımız ‘çantacılar’ı seçmeye mahkum

Serpil YILMAZ
Atını atladı ve gitti

M. Ali BİRAND
Kuzey Irak'ı yine cezalandıralım mı?

© 2002 Milliyet