
|

Atatürk de sağ olsa ve seçimlere katılsaydı...
3 saati 100 milyara düzenlenen parti mitinglerinde, her liderin abarta abarta kendisini övüp, öteki liderleri; yalancılık, talancılık, vurgunculuk, soygunculuk, üçkağıtçılık, "yuttur - kaydıröcılık, şarlatanlıkla yerin dibine batırması; ne kadar eğlenceli, ne kadar hoş, - ülkedeki insan malzemesi düzeyinin ortaya çıkması açısından - ne kadar saydamlaşmaya dönük bir görüntü, öyle değil mi?
Liderlerin, şayet kendileri başbakan olurlarsa, herkese neler vereceklerini; eski zamanların yangın tellalları gibi, bağıra çağıra miting kürsülerinden ilan edip durmaları, bendenize bir kara mizah şaheseri gibi görünüyor ve:
- İşte Türkiye’nin gerçek rontgeni, diyorum... Bir yanda "ihsan - ı şahane" bekleyen kul yığınları; bir yanda "ihsan - ı şahane"de bulunacaklarını vaat ederek padişah olmak isteyenler...
***
Acaba Atatürk de, sağ olsa ve bir parti lideri olarak seçimlere katılsaydı; öteki liderleri nasıl suçlar, öteki liderler de kendisini nasıl çürütürlerdi?
Böyle bir varsayım üstüne siyasal bir komedi yazsanız, Türkiye sahnelerinde oynayabilir mi?
Hiç sanmıyorum.
Peki, neden oynayamaz?
İşte Irak sorununu da, Kıbrıs sorununu da, AB üyeliği sorununu da aşan, Türkiye’nin gerçek sorunu...
***
Türkiye, Türkiye’nin içinden görünmez.
Örneğin 8.5 milyon nüfuslu İsveç’in ihracat hacmi 90 milyar dolar. 68 milyon nüfuslu Türkiye’nin ise ihracatı 30 milyar dolar. "Türk’e Türk propagandası" yapıla yapıla varılan fiyaskonun son tablosu.
Türkiye’nin içinden ne kadar görünüyor ki, bu fiyasko?
***
Şimdi gelelim bazı sorulara:
1945’te, nasıl oldu da İsmet Paşa, çok partili düzene geçti?
Nasıl oldu da, 1947’de Washington, Türkiye’de karayolları seferberliği başlattı ve özellikle İstanbul’un taşra tarafından yağmalanmasına neden oldu?
Nasıl oldu da 1950’de, halk yığınlarına "siz isterseniz Şeriat’ı da getirebilirsiniz" diyen Menderes iktidar oldu?
1957’de Atatürk’ün Selanik’teki evinin bombalanması sonucu, İstanbul’da 6 - 7 Eylül olayları patladı ve azınlıkların malları yağmalandı; ABD’den 300 milyon dolar yardım isteyip de alamayan Menderes, Sovyetler’e yaklaşma eğilimi gösterince, bir darbeyle devrilip idam edildi.
Derken efendim, kimsenin tanımadığı Morisson firmasının Türkiye temsilcisi iktidara geliverdi.
Bütün bunlar nasıl oldu?
Bu tür sorular, daha da ayrıntılara inilerek uzatılabilir.
Nasıl oldu da, Cami’ci siyaset Meclis’e giriverdi? Türünden...
***
Bize kalırsa, bugün de Washington’un Türkiye’yi nasıl bir tablo içinde görmek istediğini algılamakta yarar var.
Washington, İslam profilli ama bikiniyle tanganın da serbest olduğu, adam başına düşen ulusal geliri Yunanistan’ınkine yaklaşmış, AB üyesi bir Türkiye arzulamakta...
Neden?
Budistler çağdaşlık örneği vermişler, Japonya. Yahudiler de öyle. Katolikler, Protestanlar, Ortodokslar, Angilikanlar, zaten öyle...
Sadece 1 milyar 200 milyonluk İslam, bunun dışında...
Ve bir yandan küreselleşme süreci hızlanmakta... İşçi sınıfı enerjisine dayanmayan, modern teknolojinin üretimi de arttıkça artmada...
İslam ülkelerinin yoksul kalması ve tüketimini artıramaması nedenlerinin başında, kendi siyasetçilerinin talancılığı ve har vurup harman savurmaları gelmede...
Soğuk Savaş yılları bitmiş. "Allahsız komünizm"e karşı, hareketlendirilebilecek İslam köktenciliğine artık gerek kalmamış.
Ve ABD’nin parametrelerini çok iyi bildiği bir Türkiye var. Hem İslam profili, hem saydam ekonomisi, hem gerçek demokrasisi, hem AB üyeliği ile tüm İslam’a model olacak bir Türkiye...
Ve önümüzdeki 20 yıl içinde Türkiye bu rotada gelişecektir.
Enseyi karartmayın...
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|