23 Ekim 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Türkiye çok yorucu bir ülke!

     Sabah vakti ilk sohbetim Ankara’yla, Dışişleri’nden üst düzeyde diplomatik bir kaynakla oldu.
     Konu Irak’tı, yani savaş!
     Amerikalı General Tommy Franks’in başkent ziyaretinden çıkan sonuç ya da izlenimler sürpriz değildi. Amerika’nın kararlılığında herhangi bir değişiklik yoktu. Saddam’ı devirmek için eninde sonunda Irak’ı vuracağı anlaşılıyordu.
     Diplomatik kaynak şöyle dedi:
     "Ama tek boyutlu bir olay değil ki. Savaş bunun tek boyutu. Diğerleri ne olacak? Diyelim Amerika vurdu, Saddam’ı devirdi. Sonra ne olacak? Ne kadar biliyoruz, sonrasını?.."
     Irak’ta iç savaş patlayabilir mi? Kuzey Irak’ta ne olacak? Yeni bir Kürt göçüyle karşı karşı kalabilir miyiz? Yeni yeni 11 Eylül’ler, Bali’ler yaşanabilir mi bölgede ve dünyada?
     Saddam devrilirken Körfez’deki petrol altyapısına, örneğin Suudi Arabistan’a ne kadar zarar verebilir? Bu durum, varil başına ham petrol fiyatlarını 60 dolarlara, 100 dolarlara zıplatıp Batı’da bir ekonomik krizi tetikler mi? Bizde turizm ne olur? Ekonomi nasıl etkilenir?
     Kısacası:
     Savaş, kıyamete kapıyı açar mı?
     Bu sohbetten sonra Tayyip Erdoğan’ın partisinden bir kurucu üye gazetede konuğum oldu. Aynı zamanda milletvekili adayı olan bu AKP’liyle sohbet konumuz ilginçti:
     İslam ve demokrasi...
     Müslümanlıkta din ve devlet işleri nasıl ayrılır, din siyasete alet edilmekten nasıl kurtulur, İslamiyet ile demokrasi nasıl bağdaşır gibi sorularda düğümlendi sohbetimiz.
     Ben daha çok dinleyiciydim.
     Geçmişteki yanlışlar konuşuldu. Özellikle Erbakan Hoca’yla yakın çevresinin katılığı gündeme geldi. Müslümanlığı, devlet işlerine karıştırmak isteyenlerin hangi yollardan bu amaçlarına erişmek istediklerini tartıştık.
     Dini yalnız vicdanlarında değil, devlet işlerinde de yaşamak isteyenlerin İslamiyetteki dayanakları nelerdi?
     Bunlar nasıl aşılabilirdi?
     Bu sorular ve türban gibi duyarlı konular nasıl kaşınmaz ve soğukkanlı ele alınırsa, zaman içinde sorun olmaktan nasıl çıkardı? Bu da Türkiye’yi nasıl rahatlatır, demokrasiyi yerli yerine oturtabilirdi?
     Makul görüşlerdi dinlediklerim...
     Bundan sonra günün üçüncü konusu geldi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin ‘gelecek bildirgesi’... Karanlık bir tablo çizmişti Odalar Birliği:
     İşletilemeyen demokrasi...
     IMF’ye muhtaç ekonomi...
     Çağdışı kamu yönetimi...
     Kördüğüm siyasi yapı...
     Dökülen yargı...
     Odalar Birliği, "Bu karanlık tablo kaderimiz olamaz" diyordu...
     Yemek sonrası dördüncü sohbet konum kapımı çaldı:
     Avrupa Birliği ve Kıbrıs...
     İşi ve mesleği gereği bu konuları yakın takipte tutan bir arkadaşım Ankara ve Atina’dan yeni gelmişti. Ankara’nın her iki konudaki muhtemel katı tutumundan tedirgindi. Atina’da ise BM Genel Sekreterliği’nin Kıbrıs’la ilgili planının müthiş bir kaygıyla beklendiğini söyledi.
     Dört saatte dört konu:
     Irak’la savaş... İslam, demokrasi, AKP... Ekonomi... AB ve Kıbrıs...
     Konulara bakın!
     Hangisini yazayım?
     Türkiye gerçekten yorucu bir ülke!
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Milli güvenlik ve tarih

Çetin ALTAN
Atatürk de sağ olsa ve seçimlere katılsaydı...

Melih AŞIK
Gladyatör filmi

Fikret BİLA
Rahşan Hanım’dan Özkan’a...

Hasan CEMAL
Türkiye çok yorucu bir ülke!

Güneri CIVAOĞLU
Röntgenciler

Abbas GÜÇLÜ
Ceza mı yoksa ödüllendirme mi?

Hurşit GÜNEŞ
Bir daha fırsat verilmeyecek!

Nail GÜRELİ
Televole medyası ve siyasetin AKP’si

Sami KOHEN
Şaşkınlık mı, taktik mi?

Mehmet Y. YILMAZ
Taşlar bağlandı, köpekler serbest!

Meliha OKUR
İMKB’de başkanlık yarışı

Meral TAMER
Beyoğlu Akbank’tan sorulur

Ece TEMELKURAN
Başka türlü bir şey benim istediğim

Güngör URAS
Daha iyi gazete için daha iyi gazeteci

M. Ali BİRAND
ANAP, baraj altı kalmamalı...

© 2002 Milliyet