23 Ekim 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Şaşkınlık mı, taktik mi?

     Başbakan Bülent Ecevit, Fikret Bila’ya verdiği demeçte, Bush yönetiminin Irak konusundaki kararsızlığından yakındı. "Başkan Bush bir yandan her an askeri müdahalede bulunabileceklerini belirtiyor, bir yandan da BM’de müdahalenin son seçenek olduğunu söylüyor" diyen Başbakan, Washington’un artık kararını vermesi çağrısında bulundu.
     Bush yönetiminin askeri müdahale konusunda henüz bir karar vermediğini önceki gün Ankara’ya gelen ABD Merkezi Kuvvetler Komutanı Orgeneral Tommy Franks de tekrarladı. Haftalardan beri Washington’dan gelen çelişkili haberler de zaten bunu gösteriyor.
     Nitekim ABD’nin son günlerde iki ayrı kulvarda yürüdüğü, bir yandan askeri hazırlıklarına hız verirken, diğer yandan da diplomatik çabalarını (son olarak BM’ye sunduğu yeni öneri ile) yoğunlaştırdığı görülüyor.
     ***
     BUSH yönetiminin bu tavrı gerçekten kararsızlıktan - veya şaşkınlıktan - mı kaynaklanıyor, yoksa başka bir nedeni var mı? Örneğin bu, Saddam rejimini baskı altında tutmak, onu yıpratmak amacını da gütmüş olamaz mı?
     Bu olabileceği gibi, bir başka neden de, savaş hazırlıkları için gereken zamanı kazanmak da olabilir. ABD’nin diplomasi çarkını işletirken, aynı zamanda bölgedeki askeri hazırlıklarını (ve bunun için bölge ülkeleri ile temaslarını) sürdürdüğünü de unutmayalım. Orgeneral Franks’in Ankara’yı da kapsayan son Ortadoğu turnesinin bu amaca yönelik olduğu açık.
     Başkan Bush’un savaşla ilgili kesin kararını vermemesinde rol oynayan bir başka neden, dost ve müttefik ülkelerin tepkileri de olsa gerek. Bir ay öncesine kadar Bush’un sanki diplomasi yolunu hiç denemeden, kimseyi dinlemeden "tek yanlı bir politika" (unilateralism) uygulayarak Irak’ı vuracağı sanılıyordu. Oysa ABD yönetiminin her şeye rağmen, şimdi silah deneticileri üzerinde odaklanan sorunu, diğer ülkelerle danışarak ve BM Güvenlik Konseyi’nden de bir karar çıkartarak halletmeyi denemekte olduğu görülüyor. Bu da zaman alıyor tabii. Belki de bu durumdan ABD’nin olası bir askeri müdahaleyi aceleye getirmek niyetinde olmadığı ve dolayısı ile savaşın bu yakınlarda (kasım sonunda veya aralıkta) çıkmayabileceği sonucunu çıkarmak da mümkün...
     ***
     BUSH yönetiminin ne yapacağı henüz tam belli olmadığı için, şimdilik karşılıklı nabız yoklaması ve "senaryo egzersizleri" cereyan ediyor. Orgeneral Franks’in Ankara’daki temaslarını bu çerçevede değerlendirmek lazım. Yani bu aşamada, bir ABD operasyonu olduğu takdirde Türkiye’nin askeri alanda ne yapabileceği konuşuluyor. Bu temaslar Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök’ün Washington’a yapacağı ziyaret sırasında da sürdürülmüş olacak.
     Ama bu bağlamda önemli olan, ABD’nin müdahaleye karar vereceği güne kadar, Ankara’nın siyasi iradesini nasıl ortaya koyacağıdır. Bu olayın Türkiye’deki seçim dönemine rastlaması bir talihsizlik. Bu hükümet bir "topal ördek" durumunda - yani "gidici"... Seçim sonrasında nasıl bir hükümetin (ve ne zaman) kurulacağı belli değil. Oysa siyasi iradeyi yansıtacak güçlü bir hükümete ihtiyaç var bu sırada.
     Eski diplomat, CHP adayı Onur Öymen’in çok doğru bir tespiti var: Şu sırada ABD ve diğer ilgili ülkelerle görüşmeleri yürütecek, o başkentlere gidip bizzat en üst düzeyde temasları yapacak bir başbakanın işbaşında olması gerekirdi. Ankara’nın sadece Başbakan’ın veya Dışişleri Bakanı’nın medya yolu ile mesaj göndermesi veya çağrıda bulunması fazla etkili olamaz.
     Bu bakımdan 3 Kasım’dan sonra hızla bir hükümetin kurularak Türkiye’nin sesini daha güçlü şekilde duyurmasını dilemek gerek. Bu arada Bush da askeri müdahale konusunda acele etmezse daha iyi olacak galiba!..
     
     skohen@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Milli güvenlik ve tarih

Çetin ALTAN
Atatürk de sağ olsa ve seçimlere katılsaydı...

Melih AŞIK
Gladyatör filmi

Fikret BİLA
Rahşan Hanım’dan Özkan’a...

Hasan CEMAL
Türkiye çok yorucu bir ülke!

Güneri CIVAOĞLU
Röntgenciler

Abbas GÜÇLÜ
Ceza mı yoksa ödüllendirme mi?

Hurşit GÜNEŞ
Bir daha fırsat verilmeyecek!

Nail GÜRELİ
Televole medyası ve siyasetin AKP’si

Sami KOHEN
Şaşkınlık mı, taktik mi?

Mehmet Y. YILMAZ
Taşlar bağlandı, köpekler serbest!

Meliha OKUR
İMKB’de başkanlık yarışı

Meral TAMER
Beyoğlu Akbank’tan sorulur

Ece TEMELKURAN
Başka türlü bir şey benim istediğim

Güngör URAS
Daha iyi gazete için daha iyi gazeteci

M. Ali BİRAND
ANAP, baraj altı kalmamalı...

© 2002 Milliyet