
|

Başka türlü bir şey benim istediğim
İnsanlığın vaziyet raporundan parçalar:
Televizyonda iki boksçu birbirini pataklarken kamera sırtlarını gösteriyor:
Birinin sırtında "goldenpalace.com" yazıyor, diğerinde "condomi"!
Adamlar sırtlarına geçici dövme ile reklam almışlar. İnsanlar etlerine reklam almışlar yani!
Sayın bakın, ona yakın numarası var her insanın. Kredi kartı şifresi, telefon numarası, bilgisayar şifresi, kimlik numarası, ehliyet... Biz artık şifre ve numaralardan ibaret kişileriz. Numaralandırılmış bir "kelleleriz"!
Televizyonda bir papağan kendi kendini yoluyor. Psikiyatr, papağana prozac veriyor. "Travmalı papağanlarda iyi sonuç veriyor" diyor. Doğanın "efendisi" insan, hasta ettiği doğayı, neşelendirmeye çalışıyor!
Biz yaşamak için bizi öldüren binalarda, bizi delirten işlerde çalışmak zorundayız. Üstelik artık bunun saçma olduğunu düşünemeyecek kadar meşgulüz. Düşünsenize, dünyada şu anda ne varsa, hep varmış, hep olacakmış gibi ve hayatın topyekûn bambaşka örgütlenebileceğini hayal edemeyecek kadar derin ve yaygın bir yanılgı içindeyiz. Oysa "başka türlü bir şey" değil miydi istediğimiz?
Savaş sever misiniz? Bu savaş, Irak’a bu saldırı nasıl olabiliyor mesela? Siz istiyor musunuz? Kim istiyor bu savaşı? CNN haberleriyle hipnotize edilmiş ortalama Amerikalı ve onların orta zekâlı babası Bush hükümeti dışında kim istiyor? Kimse istemiyorsa bu savaş nasıl olabiliyor? Savunma Bakanı Rumsfeld’in Körfez Savaşı öncesi ABD’nin Irak’a sattığı silahları kullanmayı öğretmeye Irak’a gittiğini herkes bilirken, şimdi aynı adamın ortalıkta "Savaş isterük!" diye ter ter tepinmesi nasıl kabul edilebilir bir şey oluyor? Dünyadaki bütün sistem bize kendini "başka türlüsü mümkün değil" arsızlığıyla nasıl dayatıyorsa, bu savaş da kendini öyle böğrümüze bastırıyor. "Dev, köyümüzü ayaklarıyla ezmeye karar verdi" deyip, beklemekten ve cılız diplomatik mırıltılardan başka hiçbir şey yapamaz hale nasıl geldi bu dünya?
Gücünü unutmak Bu dünya, gücünü unuttu. 80’ler ve 90’lar sadece Türkiye’nin değil, dünyanın üzerinden öyle bir geçti ki, bu dünya kendini unuttu. Üstelik sadece gücünü de değil, çok uzun zaman konuşmayan insanlar gibi sesini de unuttu dünya. Bu yüzden, sanki bizim istemediğimiz, hep birlikte istemediğimiz bir şeyi yapabilirlermiş gibi karşılıklı "Amiral Battı" oyunu oynar gibi savaşlara karar veren yöneticileri izliyoruz şimdi. Türkiye, Türkiye’de kimse savaş istemezken, kimseye fikri sorulmadığı için savaşa dahil oluyor. Yakında askere gidecek çocuklar o savaşın kan tarlalarına sürülecekleri düşünüyor.
Ama işte, pek yakında kalplerine de reklam alması muhtemel olan biz numaralardan ibaret "kelleler", sırf birileri petrolü daha ucuza alsın diye, sırf dünyadaki siyasi dengeler değişiyor diye burnumuzun dibinde binlerce insanın katledilmesine bakakalacağız. Dev, bütün buraları dümdüz ederken gücümüzü ve sesimizi unuttuğumuz için "izlemeye devam edeceğiz"! Ve biliyorsunuz, bombardıman arasına reklam alacaklar yine; tertemiz bir savaş göreceğiz...
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|