
|

ANAP, baraj altı kalmamalı...
Ben yaşamım boyunca Sosyal Demokrat- Liberal eğilimli partilere oy verdim. Bu defa da tutumumda değişiklik olmayacak. Ancak genelde Türk seçmeni son derece oynak. Sürekli bir arayış içinde. Değer yargıları sürekli değişen, özellikle genç seçmen her seçimde birilerini cezalandırıyor, birilerini ödüllendiriyor.
Geçen defa CHP’nin başına gelenleri hatırlayın. Deniz Baykal’ı, koalisyonu bozmakla, hırçınlıkla suçlayıp CHP cezalandırılmış ve baraj altında bırakılmıştı. Ardından, herkes pişman oldu. CHP’siz bir Meclis’in sakıncaları uzun uzun tartışıldı. CHP’nin baraj altı kalmasının hatalı olduğu belirtildi.
Bu defa da, aynı hataya düşülecekmiş gibi bir durum var. Geçen defa Sosyal Demokratların yaptığı hatayı, bu defa Muhafazakar-Liberal seçmenler tekrarlayacaklarmış ve ANAP’ı baraj altı bırakacaklarmış gibi bir hava estiriliyor.
ANAP konusundaki kararı, eski ve yeni ANAP seçmeni verecektir. Ancak bu seçmenlerin bilmeleri gereken önemli bir unsur vardır. O da vermeyecekleri oyların sadece ANAP’ı baraj altında bırakmakla, Mesut Yılmaz’ı cezalandırmakla kalmayacağıdır.
Bu tutumla, Türkiye’yi Avrupa Birliğine taşımak için en ön planda mücadele eden, bayraktarlığını yapan bir parti de cezalandırılmış olacaktır.
Dahası da var.
ANAP’ın giremediği bir meclis, AB’ye uyum yasaları konusunda, eski heyecanını eski kararlılığını gösteremeyecektir.
İşte eski ve yeni ANAP’lılara düşen sorumluluk budur. Oylarını kullanırken, sadece parti için değil, aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa Birliğine yürüyüşünü de düşünmeleri gerekmektedir.
Seçim sonrasında kurulacak olan koalisyon, Türkiye açısından en hayati iki konuda karar verecektir:
Biri, Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerini başlatma tarihi alabilmek, diğeri de Kıbrıs’ta son pazarlığı yapmak.
Bu iki sorun, Türkiye’nin geleceğini etkileyecek önemdedirler. İç siyasi hesaplaşmalara kurban edilmemeleri gerekmektedir.
İşte bu bağlamda, ANAP’lıların geçen seçimde Sosyal Demokratların CHP’ye gösterdikleri yaklaşım hatasına düşmemeleri gerekmektedir. Verecekleri oyların Türkiye’yi AB’ye taşımak işlevi olacağını da unutmamalılardır.
Sonradan pişmanlık, hiçbir işe yaramayacaktır.
* * *
"KÜLÜSTÜR ARABAYA İYİ ŞÖFÖR DE YARAMAZ" Bu söylemin sahibi Taha Akyol’dur. Ben de ondan duydum ve çok beğendim.
Akyol, külüstür araba diye ülkemizde geçerli olan yönetim sistemini kastediyordu. Öylesine eski ve kötü kullanılmaktan dolayı öylesine laçkalaşmış ki, tutar tarafı kalmamış. Artık neresine yama yaparsanız yapın, neresini rötuşlarsanız rötuşlayın değiştirmeniz ve düzeltmeniz imkansızdır.
Bu külüstür arabaya şimdi yeni bir şöför, yani Başbakan seçeceğiz.
Ne işe yarayacak?
Seçeceğimiz ve oylarımızla başımıza getireceğimiz bu kişi veya kişiler, ister istemez altlarına çekeceğimiz külüstür arabaya mahkum olacaklar. Dünya’nın en zeki ve en yetenekli kadrolarını dahi oluştursak, hiçbir sonuç vermeyecektir.
Zira araba külüstürdür.
Bu arabayı yeni bir modelle değiştirmekten başka çaremiz yoktur.
Bu gerçeği bilelim de, sonradan ümitsizliğe kapılmayalım.
mabirand@e-kolay.net
SAYFA BAŞI

|
|

|