24 Ekim 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Deliler, şairler ve devrim

Radikal Gazetesi’nin dış haberler muhabiri Murat Uyurkulak’ın ilk kitabı "Tol" yayımlandı. Uyurkulak kitabında şairlerin, delilerin ve devrimcilerin gözünden alternatif bir son 50 yılı anlatıyor.

     NAZAN ÖZCAN

     Hukuk fakültesine 17 yaşında girdim, baktım yapamayacağım, sonra evden ayrıldım. O zamandan beri çalışıyorum. Genç bir çocuk ne yapar? Evinden kopan serserinin yapacağını yapar. Garsonluk, soğuk mezeci yamaklığı yaptım. Şef garsonluk yaptım, otel restoranları yönettim". Bu kadarla kalmıyor tabii, o "serseri" şimdi sağlam bir ilk kitapla karşımızda. Radikal gazetesinin dış haberler muhabiri kendileri. Belli ki bu kadarla kalmayacak. Murat Uyurkulak’ın ilk kitabı "Tol"u okursanız ne demek istediğimizi anlayacaksınız.
     
     Kitabın sonlarına doğru "Her şeyi anladım, hiçbir şey anlamadım," diye bir cümle var ki, kitapla ilgili tam da benim demek istediğimi anlatıyor.
     Dört yılda yazdım kitabı, iki sene de editasyonla geçti. Çünkü çok riskli bir kurguydu. Farkındayım karmaşık bir yapısı var. Biraz ferah okumak gerekiyor; bütünlüğe çok takılmadan, hikâyelerin tadına vararak. Çünkü kitap, hikâyelerin aralarında çok gevşek bağlar kurarak bir tren yolculuğu düzleminde ilerliyor. Sonradan kendi bütünlüğünü kuruyor. Baştan onu vurgulamaya çalıştım. Okuyucudan bunu beklemek hakça bir şey mi, bunu bilmiyorum.
     
     Altı yıl önce kitabın çıkış noktası neydi?
     Ben İzmir’deydim ve fanzin çıkarıyordum. Şiir de yazıyorum. Oturdum bir gün yazmaya başladım, sonra da o kendince birikti birikti ve birden kendimi düz yazıda buldum. Düz yazının keyfine varınca da devam etti. Kitapta bir öfke var, intikam var. Devlete karşı bir duruş var. Çünkü benim sevdiğim herkes devletten darbe yedi. Bir kısım arkadaşım dağda gerilla olarak öldü, bir kısmı asker olarak... Babam meydanlarda coplandı. Kardeşim gibi sevdiğim insanlar türbanları yüzünden üniversitelere alınmadı. Akrabalarım yıllarca yeraltında yaşamak zorunda kaldı. Özetle çevremde gördüğüm herkes bu devletten bir şekilde darbe yedi. Ayrıca kitap, sadece buradaki devleti de karşısına almıyor.
     
     Evet kitapta, İrlanda’ya, Bosna’ya, Kolombiya’ya, Peru’ya da atıflar var. Dış haberci olduğunuz için mi?
     Bunları dış haberci olmadan önce yazdım. Öyle bir kader birliği oldu. Yalnızca Türk devleti değil, ben dünyadaki bütün devletlerin, sistemin suçlu olduğunu düşünüyorum. Dünyanın değişmesini istiyorum hâlâ. Benim için yeni dünya düzeni diye bir şey yok. Eskisi hâlâ hükmünü sürdürüyor, biraz postmodern bir şekilde. Görünüm biraz daha bulanıklaştı, yoksa meseleler aynı. Hatta daha da kötüye gidiyor.
     
     Tol ne demek?
     Kürtçe intikam. İki nedeni var bu kelimeyi kullanmamın. Kelimeyi çok sevdim, çünkü intikam biraz daha alışılmış, biraz daha gevşek bir kelime gibi. Tol biraz çekiç gibi. Bir de Kürtçe olması. Bu ülkedeki en büyük ‘kenardakiler’in dili. Ülkenin yüzde 90’ı yoksul, onlar zaten kenarda, kadınlar, eşcinseller... Ben Kürt değilim ama bir misafir olarak bu ismi koydum.
     
     Kitapta bir tane kaybetmemiş insan da yok. Bir tek İsmail kaybetmemiş gibi ama onun da sonu hayırlı olmuyor.
     İsmail derin devletin adamı. Kötülük yaparsan yanına kalmaz, benim böyle ilahi durumum var. Onun dışında benim hayatım boyunca tanıdığım herkes kaybetti.
     
     Ayrıca kitapta alkolik olmayan insan da yok. İnsan, komaya girecekler diye panik oluyor.
     Kitabın büyük bir kısmını yazdıktan sonra baktım, herkes içiyor! Benim genel anlamda tanık olduğum şeyler. Bir kere benim ailemde herkes içiyor. Ben de dahil. Biz üç kuşaktır sol bir aileyiz, iki tane darbe yedik. Bir tanesi 12 Eylül, ikincisi de Sovyetler Birliği’nin çöküşü. Bu iki darbe üst üste gelince ben çok insan tanıdım, içmeye başlayan.
     
     Bir de kitaptaki herkes neredeyse yarı deli ya da tam deli.
     Devletin baskıları, işkenceler filan derken binlerce insanın psikolojisi bozuldu. Bu bastırılmışlık psikolojik sorunlar yarattı. Çok somut olarak gerçekten delirenler oldu. Parti binalarında kendi kendine sayıklayan, gerçekten delirmiş insanlar tanıdım. Somut dayanakları da var. Şairlerin, delilerin ve devrimcilerin gözünden alternatif bir son 50 yılı yazmak istemiştim. Niyetim oydu, becerdim, beceremedim bilmiyorum. Okurun ağızda tat bıraksın yeter yani.
     
     Murat Uyurkulak
     Tol
     Metis Yayınevi
     262 s.
     Fiyatı: 8.000.000 TL.
     







 KÜLTÜR & SANAT


Aşk bazen de vazgeçmektir
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Her yazar önce bir dil işçisi"
Şeytanın gör dediği...
"Budala" ile yeniden Dostoyevski
Deliler, şairler ve devrim
Taşınabilir sözlük
İki kutuluk külliyat girişimi
Akbank’a taze kan
İstanbul’dan Tuileries Bahçeleri’ne
Zamansız bir sergi
Necmi Zekâ ve diğer tanıklar
Sokakta plastik obje edası
"Aile gailedir!"
"Politik bir şey yapardım ama..."
Genç âşıkların zaferi
Tiyatroda sanat - demokrasi ilişkisi
Adrenalin fıskiyesi
Yılın en iyisi
Aya İrini’de Mozart ve Holst
Dört altın yıl
"İbrahim Tatlıses öldüğü an bitecek"
Rastlantılar ve mucizeler
Samatya ve Semaver Kumpanya
Hayat atölyesi
"Aldatma"nın bilimsel açıklaması
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet