24 Ekim 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"İbrahim Tatlıses öldüğü an bitecek"

Erdal Erzincan ile eşi Mercan Erzincan’ın yeni albümleri eşzamanlı olarak piyasaya çıktı. "Al Mendil" Erdal Erzincan’ın beşinci, "Düşlerim Yol Alır" Mercan Erzincan’ın ikinci albümü. İki albümde de geleneksel türküler ve deyişler ön planda.

     ASLI ONAT

     Düşlerim Yol Alır" ile "Al Mendil"in aynı zamanda piyasaya çıkması planlı mıydı, tesadüf mü oldu?
     Erdal Erzincan: Aslında Mercan, çalışmasına benden önce başladı. Hazırlıklar sırasında bazı aksaklıklar meydana geldi, derken benim albümümün çalışmalarına başladık. İkisi de yakın zamanlarda bitince, çıkış tarihleri denk geldi. Albümler bir ay arayla çıksın da istemedik, tesadüf diyebiliriz yani; özel bir nedeni yok.
     
     İki albümde de karşılıklı destek söz konusu. Çalışırken evli olmanın sıkıntısını çekiyor musunuz? Örneğin çok tartışır mısınız?
     Mercan Erzincan: Aramızda hiç tartışma yaşanmıyor diyebilirim. Stüdyoda hoca - öğrenci ilişkisi vardır. Erdal öğretmenim olduğu için o ne derse yaparım.
     
     Hiç itiraz etmez misiniz?
     M. E.: Etmem (gülüyor). Yapamayacaklarıma ya da hoşuma gitmeyen durumlara müdahale ederim. Ama bunlar tamamen yorumla ilgilidir. Repertuvar konusunda anlaşırız ve birlikte karar veririz.
     
     Bu müdahalelerinize Erdal Bey ne diyor, ‘Ben ne dersem o olur’ mu?
     E. E.: Öyle bir şey yok. Sonuçta müzik bu. İkna olmadığı zaman herkese karşı davranışım aynıdır. Öyle okuma, kelimeyi böyle kullanma gibi müdahalelerim olur. Anlam ya da hece düşüklüğü olduğunda mecburen işe karışıyorum. Solisti ikna edemiyorsak ya o türküden vazgeçiyoruz ya da ikisinin ortasını bulmaya çalışıyoruz. Solist ikna olmadığı taktirde türküyü doğru okuyamaz çünkü.
     
     İki albümde de geleneksel türküler var. Türkü albümlerinin genelinde bilinen türkülerin ele alınıp yenilerinin pek üretilmemesini neye bağlıyorsunuz?
     E. E: Türkü bestelemek zor bir iştir. Beste türkü olur mu olmaz mı tartışması nicedir sürüp gidiyor. Yeni, özgün aynı zamanda geleneksel yapıya uygun türkü üretmek çok zor. Ancak yeni bir biçim verebiliyorsunuz. Bir türkünün üzerinde bin kişinin emeği varsa, iki yüz ya da beş yüz kişinin emeğini yansıtabiliyoruz. Şu dönemde yeni türküler bestelemek yerine derlemeler yapmak daha mantıklı geliyor bana. Anadolu’da 60, 70 yaşında insanlar ve kafalarında binlerce türkü var. O türküler bu insanlar ölünce onlarla birlikte yok olup gidecek. Köy kültürü bittiği zaman, bu işin de sonu gelmiş, elimizdeki kaynak çok azalmış olacak.
     
     Albümlerinize aldıklarınız dışında derleme konusunda özel çalışmalarınız var mı?
     E. E.: Anadolu’nun herhangi bir yerine konser için gittiğimde, oralardaki kaynak kişileri araştırıyorum. Konser verdikten sonra geçen iki günü de bu araştırmaya ayırıyorum.
     
     Beste yapma konusunda Mercan Hanım ne düşünüyor?
     M E.: Belki ileride. Bu işin birikimle olacağını düşünüyorum. Oturup pat diye beste yapamıyorsunuz, tamamen ayrı bir yetenek gerekiyor. Belki de hiç yapmam.
     E.E.: Neşet Ertaş’ın bu konuyla ilgili çok güzel bir sözü var. Anadolu’da müziğe, melodiye hava derler. Ertaş diyor ki: "Söz sahibinindir, hava müşterektir". Halk müziği hep ortak, yaptığımız, kullandığımız müzikler hep nesiller öncesinden kalma. Kafamızda belli melodiler var. Onları yeni bir söze yakıştırdığınız zaman kendiliğinden farklı bir biçim alıyor zaten. Türküler birbirine benzer, okuna okuna kendi şekillerini bulurlar. Söz doğru oturuyorsa kendi şeklini buluyor. Halk müziğinde, âşıklık geleneğinde hep bu vardır. Hep söz önemlidir. Söze oturan kalıp bulunuyor ve türkü ortaya çıkıyor. O müziği de bir kişi değil binlerce insan üretiyor. Belki bir kişinin ağzından çıkıyor ama bir bakıyorsunuz bir oyun havası yüz yıl sonra ağıt ya da tam tersi olmuş. Zaten bizim yorumcu tarafımız hep ön planda.
     
     Eskiden arabesk, fantazi gibi türlerde ürün verenler, son zamanlarda türkü albümü yapmaya yöneliyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
     E E.: Tamamen ticari bir tavır. Bu zamana kadar nerelerdeydiler diye sormak lazım. İbrahim Tatlıses hep türkü söyleseydi belki bu kadar para kazanmazdı ama aç da kalmazdı. Üstelik de dünyaya mal olurdu; beş yüz yıl sonra hâlâ tanınırdı. İbrahim Tatlıses türkü söylemediği için, öldüğü an bitecek.
     
     "Al Mendil"
     Erdal Erzincan
     Güvercin Müzik Yapım
     



     
     "Düşlerim Yol Alır"
     Mercan Erzincan
     Güvercin Müzik Yapım
     





 KÜLTÜR & SANAT


Aşk bazen de vazgeçmektir
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Her yazar önce bir dil işçisi"
Şeytanın gör dediği...
"Budala" ile yeniden Dostoyevski
Deliler, şairler ve devrim
Taşınabilir sözlük
İki kutuluk külliyat girişimi
Akbank’a taze kan
İstanbul’dan Tuileries Bahçeleri’ne
Zamansız bir sergi
Necmi Zekâ ve diğer tanıklar
Sokakta plastik obje edası
"Aile gailedir!"
"Politik bir şey yapardım ama..."
Genç âşıkların zaferi
Tiyatroda sanat - demokrasi ilişkisi
Adrenalin fıskiyesi
Yılın en iyisi
Aya İrini’de Mozart ve Holst
Dört altın yıl
"İbrahim Tatlıses öldüğü an bitecek"
Rastlantılar ve mucizeler
Samatya ve Semaver Kumpanya
Hayat atölyesi
"Aldatma"nın bilimsel açıklaması
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet