24 Ekim 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Samatya ve Semaver Kumpanya

     ZEYNEP AVCI

     E - 5 karayolunda Haliç Köprüsü’nü geçtiniz. Kimileri asri mezarlıkların üstünde yapılmış vızır vızır otoyollardan ayrılıyor, eski kentin surlarına doğru sapıyorsunuz. Edinekapı’ya geldiğinizde bazıları "restorasyon" görüp gıcır gıcır duvarlara dönüşmüş surları solunuza aldınız mı, bilmem kaç kilometre boyunca size eşlik ediyor taşlar ve kapılar. Solda surlar, sağda mezarlıklar. Dikkatlice bakarsanız sur duvarları arasında salınıp duran rengârenk bezler görebilirsiniz: Çadırlar, çamaşırlar, kilimler, halılar bir görünür, bir kaybolurlar. Roman vatandaşlarımızın mekânlarıdır oralar. İki duvar arasında, gözden uzak yaşar dururlar. Onların önünde, dış duvarların dibinde bostanlar yemyeşildir. Salata, havuç, turp, nane, reyhan, lahana... Ne isterseniz bulunur. Biraz ilerleyince de incirlikler başlayacaktır. Kentin göbeğinde harıl harıl çalışan tarım alanlarıdır bunlar.
     Belgratkapı’dan surları diklemesine geçip eski kentin damarlarından birine girerseniz, İstanbul’un en eski yerleşim mekânlarından biriyle karşılaşırsınız. Buralarda yüksek yapılara izin yoktur neyse ki. İki katlı binalar çoğunluktadır. Daracık yollardan kimbilir kaç çeşme, kaç türbe, kaç camii, kaç mescit, kaç medreseye ulaşılır. Sinagogu da vardır, kilisesi de eski kentin. Mütevazı insanlar yaşar buralarda. Eski adıyla Samatya, yeni adıyla Kocamustafapaşa ahalisi "trend" bilmez, "style" bilmez, "in" bilmez, "out" bilmez. Yaşam kavgasını iyi bilir. Sessiz, sakin, kendi halindedir.
     Samatya adı, Bizans döneminden kalan "Psammatheia", yani "kumluk" sözcüğünden gelir. O kumluk lafı da kıyıdaki Narlıkapı Kumsalı’nı işaret eder. Bir zamanlar, özellikle Ermeni balıkçıların yaptığı en güzel lakerdalar, en güzel çirozlar bu kıyıda yenirmiş. Şarapları da pek ünlüymüş o günlerin Samatya’sının... Çok değil, topu topu 50 yıl önce zengin bir etnik mozaik barındırırdı Samatya.
     Demem odur ki, dünün Samatya, bugünün Kocamustafapaşa Mahallesi bir başka güzel İstanbul’dur.
     Mahallenin göbeğinde, bir harabeye dönüşmeyi bekleyerek, Çevre Tiyatrosu dururdu bundan yaklaşık bir yıl öncesine dek.
     Bir hafta önce bu mekânda Semaver Kumpanya perdelerini açtı.
     Bir pasaj içindeki Çevre Tiyatrosu, Semaver Kumpanya’ya dönüşürken yalnızca salonu, sahnesi olmadı değişen. Tüm pasaj adeta metamorfoza uğradı. Anahtarcının, kahvehanenin, büfenin, pasajdaki tüm işliklerin tabelaları değişti. Ahali var gücüyle bu değişikliğe alkış tutar, karınca gibi çalışan tiyatroculara nasıl yardımcı olacağını bilemezken, kimileri de çocuklarını ellerinden tutup bir şeyler öğrensinler diye, sahne üstatlarına emanet ediverdi. Semaver Kumpanya Kocamustafapaşa’da var olan enerjiyi açığa çıkardı sanki. Bu arada, pasajdaki dükkânlara yalnız İstanbul’da değil, tüm Türkiye’de eşi bulunmayan bir dükkân türü de eklendi: Kukla imalathanesi. Semaver Kumpanya’nın küçük ve büyük çocuklara sergileyeceği oyunlar için Karina Cheres, boy boy, renk renk kuklalar yapıyor bu dükkânda.
     Semaver Kumpanya Işıl Kasapoğlu yönetiminde, Aslı Kasapoğlu’nun ve her ikisini yalnız bırakmayan dostlarının emekleriyle - sayısını bir türlü bilemediğim, ama 50’nin üstünde - gencecik tiyatrocularla çıkıyor bu sanatın arenasına. Belki bir ikisi dışında, hepsi sahnenin tozunu profesyonel olarak ilk kez yutacak olan bu pırıl pırıl gençler, eski Çevre Tiyatrosu’nda Shakespeare ustalarından başlayıp daha birçok oyun oynayacaklar. Bir okul Semaver Kumpanya.
     Bütün bunların yanında, tıpkı Zuhal Olcay ile Haluk Bilginer’in Oyun Atölyesi gibi, Semaver Kumpanya da hiç bir maddi destek almadan - alamadan da denebilir - çıktı ortaya. Alın teriyle koca bir tiyatro salonu yepyeni yapıldı, bir tiyatro kitaplığı oluşturuldu, koca bir kadro kuruldu.
     Türkiye’de yalnızca mucizeler inanılası geliyor insana.
     
     zavci@hotmail.com


 KÜLTÜR & SANAT


Aşk bazen de vazgeçmektir
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Her yazar önce bir dil işçisi"
Şeytanın gör dediği...
"Budala" ile yeniden Dostoyevski
Deliler, şairler ve devrim
Taşınabilir sözlük
İki kutuluk külliyat girişimi
Akbank’a taze kan
İstanbul’dan Tuileries Bahçeleri’ne
Zamansız bir sergi
Necmi Zekâ ve diğer tanıklar
Sokakta plastik obje edası
"Aile gailedir!"
"Politik bir şey yapardım ama..."
Genç âşıkların zaferi
Tiyatroda sanat - demokrasi ilişkisi
Adrenalin fıskiyesi
Yılın en iyisi
Aya İrini’de Mozart ve Holst
Dört altın yıl
"İbrahim Tatlıses öldüğü an bitecek"
Rastlantılar ve mucizeler
Samatya ve Semaver Kumpanya
Hayat atölyesi
"Aldatma"nın bilimsel açıklaması
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet