
|

Cumhuriyet ve partisi
CUMHURİYET rejimi ile CHP bir noktaya kadar özdeştir, aynıdır. Cumhuriyet otoriter bir rejimken, CHP de öyleydi. Cumhuriyet demokrasiye geçme gereğini görünce öncelikle CHP kendi içinde demokrasiye yönelmiştir.
Atatürk, tarihi bir devamlılık duygusuyla, Sivas Kongresi’ni CHP’nin Birinci Kurultay’ı saymıştır. 1927’deki ilk parti kurultayı da "CHP’nin İkinci Kurultay"ı olmuştur.
Sonra 1931, 1935 kurultayları...
Çok sesli Milli Mücadele Meclis’i bu kurultaylarla, toplumun tamamını kapsayan, hiçbir özerk alan ve kurum bırakmayan "devrimci" bir "parti devleti" rejimine dönüşecektir.
Bu süreçte CHP de kendi iç rejiminde "değişmez genel başkanlık, şeflik" sistemiyle yönetilecek, parti içi seçimler kaldırılacak, valiler il başkanı, kaymakamlar ilçe başkanı ilan edilecektir.
"Kemalizm" hem devletin, hem partinin ideolojisidir resmen...
Parti doktrini 6 Ok, Anayasa ilkesidir.
***
İNÖNÜ Cumhurbaşkanı seçilince "Milli Şef" olarak Atatürk’ün bütün yetki ve otoritesini devralacaktır.
Mayıs 1939’da "Beşinci Kurultayödaki konuşmasında "halk idaresini kemale erdirmek... ve hakiki bir denetim kurmakötan bahsederek açıkça demokrasi niyetini belirtecektir.
Araya savaş girecektir.
1943’teki "Altıncı Kurultayöda İnönü "tek eksiğimiz muhalefet partisidir" diye konuşacak, savaşta demokrasinin galip gelmesine uygun olarak, DP’nin yolunu açacaktır.
Mayıs 1946’daki kurultayda "parti devleti" rejiminin bütün izleri parti tüzük ve programından çıkarılacaktır. Artık "değişmez genel başkanlık, şeflik" yoktur. Partide herkes seçimle gelecektir.
6 Ok Anayasa’dan çıkarılacaktır. Tek dereceli seçim sistemi kabul edilecektir.
İnönü zamanlama itibariyle demokrasi konusunda Atatürk’ten daha istekli olmuş, mesela 1930’da muhalif Serbest Fırka’nın kapatılmasını doğru bulmamıştı.
***
CHP tarihinde, demokratik Türkiye’nin toplumsal dönüşümünü simgeleyen diğer bir olay "Altıncı Olağanüstü Kurultayöda "Ortanın Solu"nun ve Ecevit’in kazanmasıdır.
Partinin lideri de doktrini de değişmiştir!
"Biz bize benzeriz" diye gelmiş CHP artık "sol, ortanın solu, sosyal demokrasi, demokratik sol" gibi evrensel kavramlarla konuşmaktadır.
DP ile sivilleşen siyasi kültürümüz, "devlet partisi"ni de değiştirmiştir.
Bugünkü CHP "Anadolu solu" ile köklerini yakın tarihle sınırlamayıp asırlar öncesine uzatmak isterken, aynı zamanda, daha evrensel bir dil kullanıyor. Türkiye’nin yaşamakta olduğu dışa açılma, küreselleşme, AB üyeliği gibi çok önemli süreçlerin yansımasıdır bu.
Bugünkü CHP’nin "Güzel Günler Göreceğiz" adlı seçim bildirisini Atatürk’ün, İnönü’nün, 1970’lerdeki Ecevit’in bildirileriyle karşılaştırın...
Hem Cumhuriyet’in hem CHP’nin değişimini, evrimini görürsünüz.
Bizim Cumhuriyetimizin güzelliği, 1930’lara saplanıp kalmaması, değişim ve evrim yeteneğine sahip olmasıdır.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|