01 Kasım 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Terör konusunda çifte standart olmaz

     Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçisi A. Lebedev’in tepkisi son derece haklı. Medya’ya yolladığı açıklamanın tonu ve kullandığı bazı kelimeler aşırı sert. Belli ki, tepesi atmış. Yine de, deneyimli bir diplomat olarak duygularına hakim olmalıydı. Belki de, böylesine sert olmazsa dikkatleri çekemeyeceğini düşünüp bu şekilde hareket etti.
     Duygusal tepkinin dışında, Büyükelçinin söylediklerini dikkate almak gerekiyor.
     Rus Federasyonu Büyükelçisi beş sayfalık mesajında , özetle şu noktaların altını çiziyor:
     1. Türk medyasının bir bölümü, Moskova’daki son Çeçen terörist girişimini adeta yüceltmekte, desteklemekte ve Rus Güvenlik kuvvetlerini yerden yere vurmaktadır. Bu çifte standart değil midir?
     2. 30 bin Türkün hayatına mal olan PKK terörüne karşı savaş sırasında hiç sivil ve masum hayatını kaybetmedi mi?
     3. 1990’larda PKK’ya maddi manevi destek verilmemesi, 1998’de de Rusya’ya kaçan Abdullah Öcalan’ın sınır dışı edilmesi için Moskova’ya başvuruda bulunan Türkiye değil miydi? Türkiye’nin duyarlığını anlayıp, Öcalan’ı sınır dışı eden ülke Rusya olmadı mı? Buna karşılık Türkiye’deki bazı kesimler Çeçen savaşını çeşitli yollardan desteklemiyorlar mı?
     4. PKK terörü ile Çeçen terörü arasında bir fark olabilir mi?
     
     TÜRKİYE ÇEÇEN TERÖRÜNÜ DESTEKLEYEMEZ
     Rus Büyükelçisinin açıklamasının temel mantığı doğrudur. O da, hangi ideoloji, hangi haklı dava, hangi din için olursa olsun terör desteklenemez. Bir terör hareketinin haklı, diğerinin haksız olduğunu ileri sürerseniz, bir teröristi bağımsızlık savaşçısı, bir diğerini cani diye nitelerseniz, kendi bindiğiniz dalı kesmiş olursunuz.
     Bu şekilde hareket ettiğiniz taktirde, başka ülkelerin örneğin Rusya’nın da PKK’nın terör faaliyetlerini desteklemelerini de önleyemezsiniz.
     Türkiye’nin resmi politikası, Çeçen eylemlerine mesafeli durmaktan öteye gitmemektedir. Çeçen eylemcilerden dili yandıkça sertleşen bir politika izlemektedir.
     Bunun nedeni de, ülkemizde bulunan Çeçen kökenli vatandaşlarımızın baskısıdır. Silahlı kuvvetlerin en tepelerine kadar, yaygın şekilde varlıklarını gösteren bu vatandaşlarımız, duygusal şekilde bağlı oldukları Çeçenistan’a her türlü yardımı yapmaktadırlar. Para, silah, hatta gönüllü savaşçı göndererek kampanyaya katılmaktadırlar.
     Bu grubun dışında, bir de Çeçen savaşını İslamın bir intikamı gibi görenler vardır. Çeçen kökenli olmamalarına rağmen, savaşa daha çok manen katkıda bulunuyorlar.
     Ankara ise, giderek sinirli ve giderek sertleşen bir yaklaşımla bu gelişmeleri kontrol altında tutmaya çalışmaktadır.
     Türk medyasının Çeçen terörünü bırakın desteklemeyi, kesin karşı çıkması gerekirken, göz kırpması hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu açıdan bakılınca da, Büyükelçinin sert dahi olsa bu bildirgesinin haklılık payı artmaktadır.
     Rus dostlarımızın da, Türk basınında Rus güvenlik örgütlerinin operasyonlarına yönelik eleştirilerine tepki göstermemeleri gerekmektedir.
     Ayrıca unutmamakta da yarar vardır: Eğer karşılıklı olarak, terör konusunda ortak bir tutum alınamadığı taktirde, bundan hem Türkiye, hem de Rusya zarar görecektir. Belki birimiz diğerimizden daha fazla zarar görecektir, ancak sonuçta yine de bir bedel ödenecektir.
     Akıllı ve mantıklı olmalı ve ülkemizin çıkarlarını iyi hesap etmek zorunda olduğumuzu gözden kaçırmamalıyız. Bu da terörü yüceltmekle olmaz...
     
      * * *
     
HERŞEY KOPENHAG DORUĞUNA BIRAKILIYOR
     Son haftalarda yeni bir moda çıktı.
     Türkiye’nin Avrupa ile bağlantısı olan her konu birbirine bağlanıyor ve tümünün çözümü Kopenhag doruğuna bırakılıyor.
     Son geldiğimiz noktadaki bilanço şöyle:
     - Türkiye’ye müzakerelerin açılışı için bir tarih verilmesi gerekecek.
     - Kıbrıs’ta, BM Genel Sekreteri Annan’ın öneri paketinden çıkacak çözüm kesinleştirilecek.
     - Avrupa Ordusu sorunu da yine Kopenhag’da sonuçlandırılacak.
     Her üçü birbirine bağlı bir yumak.
     AB, Türkiye’yi tatmin edecek bir tarih verirse, Kıbrıs ve Avrupa Ordusu sorunları daha kolaylaşacak. Bu denklemi tersten de düşünebiliriz. Türkiye, Kıbrıs ve Avrupa Ordusunda iyi bir çözüm getirirse, AB’den daha olumlu bir tarih alabilecek.
     Tam bir çarşı pazarlığına tanıklık edeceğiz.
     
     mabirand@e-kolay.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Avrupa ve yönetemeyen demokrasi

Çetin ALTAN
"Alfabe"

Melih AŞIK
Kıyı kitabı...

Fikret BİLA
Ecevitler’in çekilme planı

Hasan CEMAL
AB ve Türkiye için şartsız tarih!

Güneri CIVAOĞLU
Pandeli’de bir öğlen

Abbas GÜÇLÜ
Kime oy vereceğinize karar verdiniz mi?

Hurşit GÜNEŞ
Ne yapardık?

Sami KOHEN
Kafalar iyice karıştı!

Hasan PULUR
Birkaç iyi olay birkaç iyi insan...

Derya SAZAK
AKP’nin yolu

Meral TAMER
Kargalar baca da temizlermiş!

Ece TEMELKURAN
Bugün günlerden serseri

Güngör URAS
Enflasyon ‘oy avcıları’nın eseri

Serpil YILMAZ
Aracıların stresi bitiyor

M. Ali BİRAND
Terör konusunda çifte standart olmaz

© 2002 Milliyet