
|


Klasik müziğin ‘kafa çocukları’
Memet Ali Alabora ve Emir Gamsızoğlu "Notada Yazmayanlar" adlı radyo programının yapımcı ve sunucuları. İkili, klasik müziğin "kafa çocuklarının" notada yazmayan ilginç hikayelerini anlatıyor
NİLÜFER OKTAY
Yılan Hikayesi"nin Memoli’si bir süredir radyocu. Üstelik yakın arkadaşı Emir Gamsızoğlu ile klasik müzik üzerine bir program yapıyor. Program radyo 92.3’te cuma geceleri 22.00’de yayınlanıyor. Alabora ve Gamsızoğlu Listz’in "Televolelik" hayatından klasik müzik fıkralarına, dinledikleri müziklerden besteci önerilerine seyirciyle paylaştıkları her şeyi bizimle de paylaştılar. Yani bir nevi klasik müziğin eğlenceli taraflarını anlattılar.
İş ortaklığının, seyahatin arkadaşlığa pek iyi gelmediği söylenir. Siz nasıl birlikte yola çıktınız? Böyle korkularınız oldu mu? Memet Ali Alabora: Bizim için durum farklı. Babamla Emre’nin annesi konservatuvardan dönem arkadaşı. Biz de Emir’le aynı dönemlerde okuduk. Radyoda program yapma fırsatı çıkınca hemen onu aradım. O da kabul etti. Bu işlerde sinerji çok önemli. Beş çok iyi aktörün yapamayacağını beş çok iyi arkadaş yapar.
Emir Gamsızoğlu: Memet Ali okulun yakışıklı, hareketli tiplerinden biriydi. Devamlı çevresinde olaylar olurdu. Her ne kadar müzisyenler daha konservatif olsalar da hareketlilik benim basketbol oynadığım dönemden alışık olduğum bir şeydi. Karakter benzerliğimiz var onunla. Takım çalışması benim için de çok önemli.
"Bilardocu" Mozart...
Memoli’nin ünü programı etkiledi mi? E. G.: Onun yaptığı en önemli şey, birçok insanı klasik müziğe çekmek oldu. Gültepe’den Memet Ali’yi çok aşık olduğu için arayan bir kız var. "Ben klasik müziği 50-60 yaşındaki insanların müziği olarak düşünüyordum. Sen varsın diye dinlemeye başladım" diyordu. "Zubin Mehta’nın şu albümünü aradım bulamadım" diyor şimdi.
Radyonun internet sitesinde programınız için bir forum var. Bir dinleyiciniz "Klasik müzikçilerin ‘kafa çocuklar’ olduğunu göstermeye devam" diyor. Öyleler mi gerçekten? M. A. A: Çoğu hakikaten çok kafa adamlar. Hüseyin Sermet tanıdığım en iyi müzisyenlerden bir tanesi. Dünya tatlısı, çok hoşsohbet bir adam. Mesela Mozart dünyanın en eğlenceli adamlarından biriymiş. Bilardo masası üzerinde beste yapan, evinde piyanosu olmayan bir adam... Bizim programımızın amacı biraz da bu. Klasik müziğin güzel olduğu kadar eğlenceli olduğunu da insanlara göstermek.
E. G.: Tarihte çok "kafa" besteciler görüyoruz. Franz Liszt’in hayatı mesela bir yıllık Televole programlarını kapsayabilir. Belki bugünün klasik müzikçileri suratlarını fazla astılar ama artık tekrar gülmeleri lazım. Gülmeye de başladılar zaten.
Klasik müzik dışında hangi müzik türlerini dinliyorsunuz? M. A. A.: Ben kendimi klasik müzik dinleyicisi olarak değil, müzik dinleyicisi olarak görüyorum. Anadolu müziğini, dünya müziğini, klasik Türk musikisini dinliyorum... Ama sıraya dizin derseniz dizemem. Karşılaştırmalı kültür anlayışına karşıyım; "Niye bizde tek sesli, onlarda çok sesli?" gibi... Kültür başka bir bütünlüktür.
E. G.: Benim için de iyi yapılan msüzik önemli. Memet Ali bana İbrahim Tatlıses’in "Muradı Böyle" adlı bir albümünü aldı. Uzunhavaya bir girişi var, inanılmaz...
Son olarak... Klasik müzik dinlemeye hangi bestecilerle başlamak iyidir? M. A. A.: Ben Çaykovski ile başladım ve çok zevk alıyordum. "Beni başka yerlere götürüyor" diyordum.
E. G.: Bence Chopin’in valsleri ile klasik müzik dinlemeye başlamak keyifli olabilir. Şunu söyleyebilirim: Bach’la başlamasınlar.
İyi viyolacı Miki Fare’ye niye benzer?
Brahms her akşam bir bara gidermiş ve bardan çıkarken "Kalbini kıramadığım biri varsa yarın beni beklesin" dermiş. Bach bir orgcuyu dinlemek için tam 430 kilometre yürümüş. Bir rivayete göre İdil Biret’in bir konserinde seyirciler istedikleri Chopin eserini yazıp şapkanın içine atmışlar ve o da çalmış. Viyolacılara klasik müziğin "Lazları" deniyor. Haklarında birçok fıkra var: "İyi bir viyolacıyla Miki Fare arasındaki benzerlik ne? İkisi de hayal ürünüdür." Bir espri de korna için: "Korna niye Tanrısal bir enstrümandır? Bir ses bastığınız zaman ne çıkacağını Allah bilir." Listz bir kontese aşıktır. Kontes kocasından ayrılır, papadan izin alınır ama o evlenmekten vazgeçer. Sonra bir prensese aşık olur, evlenmek için yıllarca bekler ama onunla da evlenmez. Çünkü bir öğrencisine gönlünü kaptırmıştır. İlk kez Listz piyanoyu yan çevirip seyirciye dönük çalmış.
Üniversitede müzikli paneller yapacaklar
Bizim gibi program da Yay burcu. Doğum tarihlerimiz 25 Kasım (Alabora), 1 Aralık (Gamsızoğlu) ve 7 Aralık (Notada Yazmayanlar). Bazen seyircilere ödev veriyoruz. "Biz çok yorulduk, çalacağımız eseri gelecek hafta siz yorumlayın" diye. Çok güzel benzetmelerle yorum gönderenler var. Programımızı Andante dergisine de taşıdık. Bağımsız bir dergi. Türkiye’nin ilk klasik müzik dergisi. Bir gazetecinin söylediği gibi "blue jean’li klasik müzik dergisi". Her sayıda yazımız olacak. 92.3 kendimizi özgür hissettiğimiz bir radyo. Bu yıl içinde radyonun desteğiyle üniversitelerde müzikli paneller yapacağız. Klasik müzik, opera, bale bizim kültürümüz değil diyenler var. Oysa bunlar bizim ülkemizde yeni değil. Verdi’nin Il Travotore’si 1853’te Roma’da oynadı, ardından da yine aynı yıl içinde İstanbul’da. Klasik müzikçiler gülmeye başladı, sıra politikacılarda...
CUMARTESİ


Klasik müziğin ‘kafa çocukları’
Amerikalı değilmiş!
Kebap lokantasının imajını değiştirdi
"Levantenler tarihe karışmak üzere"
‘Lazların şarkıları Temel fıkrasına benzedi’
Soho’da artık yastık yok
Ne var, ne yok?
"Karaoğlan"ın ev hali...
Evim; küp şeker gibi evim...
Beni Kitap Fuarı’na götür baba!
SAYFA BAŞI

|
|

|