
|

Maç ve siyaset üstüne birkaç "cart"...
Galatasaray, Fenerbahçe’ye 6 - 0 yenildi. Sarı - Kırmızılılar’ın geçmişinde, Fenerbahçe’ye karşı; 6 - 0’lık bir başka çöküş daha var mı, bilmiyorum.
Bildiğim, böyle acı yenilgilerden sonra oturup, hemen hamasi bir dörtlük yazma âdetimiz olduğu...
Bendeniz de, Galatasaray için bir dörtlük yazmaya çalıştım:
Şütlerim şanssız olsun,
bir volkandır ateşim;
Şanlı bir tarihim var, önünde
hemen eğil.
6 gol mü yemişim, hiç
aldırma kardeşim,
Biz güneşle oynarız, meşin
bir topla değil.
***
Gerçi seçimlerden sonra; Padişah II. Süleyman, II. Ahmet, II. Mustafa, I. Mahmut, III. Osman vs. arasına doğru kayan iktidar koalisyonu liderleri için de, hamasi dörtlükler yazılır ama; ola ki, aralarından alınanlar çıkar. Vatan için, yurt için, ülke için, millet için, tarih için, halk için ellerinden geleni yapmış; vefakâr ve fedakâr insanlardır hepsi...
Şayet alınırlarsa, Sultanahmet külliyesinin mimarı Sedefkâr Mehmet Ağa’nın ruhu da, muazzep olur:
- Benim gelecek kuşaklara bıraktığımdan, çok daha büyük eserler yaratmış olan insanları kırmak, insafa sığmaz, diye...
Siyasal fiyaskolara karşı, hamasi şiir yazmayalım arkadaşlar. Fiyasko, siyasal Jüpiter’liğin yazgısıdır çoğunlukla.
***
Galatasaray maça çıkarken, galip geleceği varsayımını yapıyordu.
Tabii seçimlerin erkene alınmasını isteyen liderler kimse, onlar da...
Bendeniz küçükken, bizim evde de çok varsayım yapılırdı.
Ciciannem, gelini hakkında sık sık varsayımlar yapardı:
- Onun derdi, kendi annesini de buraya taşımak...
Oysa gelinin derdi, kocasıyla birlikte annesinin yanına taşınmaktı.
Babam, büyük bahçenin ta ucundaki demir kapının, açılıp kapanırken kendiliğinden çınçınlayan, yaylı çıngırağı çalar gibi oldu mu:
- Sokak çocukları yine dutları çalmaya geldiler, varsayımını yapardı.
Oysa kapının çanını ya rüzgar sallardı, yahut da gelen postacı olurdu.
***
Tarihimizde varsayımların alanı çok geniştir. III. Ahmet, 21 günlük Vezir - i Azam Hoca İbrahim Paşa’yı, kendi yaptığı bir varsayım üstüne idam ettirmişti:
- Bizim Vezir - i Azam, beni devirmek için Yeniçeri ocağıyla anlaştı mutlaka, varsayımı üstüne...
***
Seçimler erkene alındığı takdirde, seçimleri mutlaka kazanacağı varsayımıyla, seçimlerin erkene alınmasını sağlamış nice lider; makamının yanında "100" puanlık bir değer olarak görünürken; makamını kaybedince, sadece "00" olarak kalmıştır. Yaptıkları yanlış varsayımlar yüzünden, hem kendilerine ziyanları dokunmuştur; hem de üstün hizmetlerinden artık yararlanamayacak olan millet ve memlekete...
***
Bir ülkede, üretim çağdaşlaşmadan; örneğin 8.5 milyon nüfuslu İsveç’te ihracat 90 milyar dolarken; 68 milyon nüfuslu Türkiye’de de, 720 milyar dolar olmadan, salt "imaj" değişikliğiyle çağdaşlaşma olmaz.
Oysa, "Türküm, doğruyum, çalışkanım" deyince; üretimin de çağdaşlaşabileceği varsayımı yapılmıştı.
70 yıldan bu yana ilkokullarda çocuklar, hemen her sabah, hep bir ağızdan "Türküm, doğruyum, çalışkanım..." diye bağırdıkları halde; ihracat 720 milyar dolara çıkmamış, 30 milyar dolarda kalmıştır.
Varsayım yine yanlış yapılmıştır.
***
Varsayım yanlış yapılınca da, halk kitlelerine servis veren "teknik bir devlet" oluşamamış; onun yerine, Hazine’den geçinenlerden üst kesimin egemenliğine dönük, bir "oligarşi" gerçekleşmiştir. Silah alımlarına harcanan büyük paralardan ötürü de, iç yatırımlar yapılamamış ve köylülük aşılamamıştır.
***
Varsayımlara göre yazılan çağdaşlık şiirleri de, "yaşam kalitesi" açısından, dünya sıralamasında 84. basamağa düşen Türkiye’nin gerçekleriyle örtüşmemeye başlamıştır. Ne var ki, 21. yüzyıl küreselleşmesinin dış dinamikleri, Türkiye’yi de değiştirecektir. Enseyi karartmayın.
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|