
|

AK Parti’nin yalakası mı dediniz?
Halkımızın tasfiye ettiği merkez partileri, sadece görüntüde ve tüketimde çağdaşlığı benimsemişlerdi. Umarız küllerinden gerçek bir çağdaş parti doğar
3 Kasım’dan bu yana okurlarımın en azından bir bölümüyle aynı fikirde olduğum pek söylenemez! Destek mesajlarının yanı sıra bugüne dek pek alışık olmadığım düzeyde tepki mesajları alıyorum sizlerden.
AKP’ye karşı nasıl da yelkenleri suya indiriverdiniz? Yılların tutarlı Meral Tamer’i bile yalakalığa başladıysa...
Eh, aklıma her şey gelirdi de, günün birinde yalaka olarak nitelenebileceğimi -hem de AK Parti yalakası- hayal bile edemezdim doğrusu.
Okur mesajları o kadar çok ki, aralarından birkaçını seçip bu köşenin sınırları içinde özetleyebilmem mümkün değil. Destek mesajlarını paylaşmaya şimdilik gerek görmüyorum. Tepki mesajlarında ise Amerika’dan e - posta gönderen genç doktor okurum Murat Karabıyıkoğlu’nun aşağıdaki satırları, sanırım çoğunuzun hislerine tercüman olacaktır:
Demirel’den Tayyip’e "Meral Hanım,
Bırakın bu AK Parti ve Tayyip iyimserliğini. Değiştim, geliştim ve demokrasi lafını ağzından düşürmeyen bu zevatın yaptıklarına bir baksanıza.
Bunlar mı yeni?
Bu partide mi lider sultası yok?
Demirel ile girdiğiniz mücadele yüzünden benim kahramanımdınız. Ama şeriat meraklısı, külhanbeyi, seviyesiz, yüzeysel Tayyip ve takımına verdiğiniz krediyi anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. DEHAP olayınıza da hiç girmiyorum.
Demirel utancı bitti, Tayyip utançlı yıllara başlıyoruz. Daha neler göreceğiz bakalım.
Siz seçim sonuçlarından memnun olabilirsiniz ama bir hayat kurmaya çalışan biz gençler bu durumdan hiç mutlu değiliz.
Bir başka uzman doktor arkadaşımla birlikte 2 yıldır Amerika’dayız. Bu millet böyle adamları seçtiği sürece de yurda dönmemeyi düşünüyoruz. Orada seçtiğinizin yalnız başbakan ve partiler olduğunu zannetmeyin. Bizim gibi eğitimli gençleri, hayatını başka ülkelerde kurmaya zorladığınızı da unutmayın."
Görüntüde çağdaşlar Sevgili okurum Murat,
Ben Tayyip iyimseri falan değilim. AK Parti’ye en az sizin kadar uzağım. Ama halk onları seçti. Çünkü işsiz, çünkü aç, çünkü perişan, çünkü dışlanmış. Erdoğan da onların gözünde kendilerinden biri. Ayrıca yasaklı ve her an tepesine yeni bir balyoz indirilebilir (yani mazlum!).
Gelelim merkez partilerinin tümüyle tasfiye olmalarından duyduğum sevince... Mesut Yılmaz da, Tansu Çiller de benim gözümde üstadımız Çetin Altan’ın ifadesiyle "sadece görüntü ve tüketim çağdaşlığını" simgeliyorlar. İçi kof, göstermelik bir çağdaşlık bu. Halka tepeden bakan, yolsuzluğa çanak tutan, yoksulluğa davetiye çıkartanlardan kurtulduk diye üzülecek halim yok. Türkiye onların yüzünden Cumhuriyet tarihinin en ağır krizlerini peş peşe yaşadı. Sol partiler de halka merkez sağdan daha yakın değiller.
Bu düzeni hayatımızdan ne kadar hızlı defedebilirsek, sizlerin Türkiye’ye dönebilmeniz de, benim 23 yaşındaki üniversite mezunu kızımın iş bulabilmesi de o kadar çabuklaşacaktır. Kadınların sokakta yürürken çantalarını kaptırma, insanların evlerinde hırsızlara teslim olma, kapıların önlerindeki arabaların çalınma tehlikesi azalacaktır.
Temennim AK Parti’nin en az hata yaparak, Türkiye’yi tarihinin bu en ağır ekonomik krizinden çıkartabilmesi. Becerebilirlerse -ki çok zor- ne âlâ. Toplum olarak hepimiz rahat nefes alırız. Beceremezlerse hiç merak etmeyin seçmen onları da kısa sürede önüne katıp süpürecektir. Tıpkı bu seçimlerde sistem partilerinin tümünü süpürdüğü gibi...
İşte o zaman keşke ortada halka tepeden bakan değil, derdini dinleyip samimi çözümler üretmeye didinen, köhnemiş zihniyetlerle bağlarını kopartmış yenilikçi bir parti olsa... Bu parti pekala çağdaş, laik bir sol parti de olabilir. Ben halkımızın giderek yobazlaştığı görüşlerine kesinlikle katılmıyorum.
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|