08 Kasım 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



11 Eylül hesaplaşması ve AKP

     Yeryüzündeki bütün ülkeler dünyayla birlikte aynı hızda dönerler. Birinin rüzgarının diğerine değmesi ve giderek bir güçler dengesi toplamı olarak uluslararası politika diye bir meselenin oluşması bu sebeptendir. Dünya, "Türkiye ve diğer ülkeler" diye ayrılmaz; dünya birbirinden ayrılmaz. O yüzden işte, herhalde AKP’nin yükselişi ile dünya meselelerinin de bir ilgisi vardır.
     Şimdi hep birlikte pılı pırtıyı toplayıp Körfez Savaşı günlerine dönelim. O steril bombardıman, star muhabir Christina Amanpour’un Bağdat’ta -her nasılsa bombaların düşmeyeceği ama düşen bombaların neşeli havai fişekler gibi görünebileceği noktaya konuşlanıp yaptığı canlı yayınlar herkesin hatırındadır.
     Bir tane bile Iraklının ölmediği (!), tek bir bebeğin bile ağlamadığı (!), insanların sığınaklara doluşmadığı (!), sütten çıkmış ak kaşık savaş görüntüleri, "Dünya ilk kez canlı yayından savaş izliyor" başlıklı bir teknolojik neşe içinde izlenmişti. Neden sonra savaşın maskotu, Saddam’ın kötülüğünün resmi haline getirilen petrole bulanmış kuş görüntüsünün aslında Kuzey Avrupa kıyılarında çekilmiş bir görüntü olduğu ortaya çıkmıştı da ne yalandan bir dünyada yaşadığımızı öğrenmiştik. Batı’nın sözüm ona insancıl değerleri canlı yayında ilk o zaman yerle bir olmuştu.
     
Tırışkadan Avrupa
     Ardından Bosna ve Kosova geldi. Bir ülkede petrol çıkmıyorsa insanlarının o kadar da adamdan sayılmayacağını da kör gözüm parmağına tadında o günlerde öğrenmiş olduk. Avrupa’nın göbeğinde insanlar patır patır devrilirken bir türlü poposunu kaldırıp olaya müdahale edemeyen Batılı ülkeler bir kez daha "tırışkadan Avrupa değerleri" gösterisi sergilemiş oldu.
     Ve nihayet 11 Eylül ve hayatı bilgisayar oyunu zanneden bir toplumun, kendini "dünyayı kurtaran adam" zanneden vasat zekalı bir başkanın kuyruğuna takılıp oraya buraya fetih ilan edişi. Bir gün "dünya tatlısı" diye gösterdikleri Taliban’ı ertesi gün "vahşi sefiller"e dönüştüren ABD televizyonlarının tek söz sahibi iktidar haline gelmesi.
     Ama tabii, her ne kadar dünya politikası efendilerin sözleriyle belirlense de bunları kimse yutmadı. O sebepten El Cezire televizyonun logosunun basıldığı tshirt’ler bir direniş simgesi olarak satış patlaması yaptı. O yüzden BBC’nin ABD’li çocuklarla yaptığı bir röportajda, o yaşına kadar beyni muhtemelen her türlüsünden ABD hegemonyası reklamlarıyla yıkanmış 15 yaşlarında bir çocuk bile "Biz Taliban’ı seviyorduk. Sonra bir günde her şey değişti. O bir günde ne oldu?" diye sorabiliyordu.
     
Öfkenin dili
     Bütün bu olaylarda, herkesin hatırlayacağı gibi, Türkiye’de yüksek ve yaygın sesli karşılığı islamî kesim verdi. Körfez Savaşı’nda da, Bosna’da da, 11 Eylül’de de tavrını net koyan onlardı. İnsanların içinde bütün bu zulmü izlerken biriken duyguları kitlesel bir biçimde dile getiren onlardı.
     Halkımız su içer Allah’ına bakar değil yani, bütün bu olaylar olurken insanların içinde bir öfke birikti. Ne merkez sağ ne merkez sol bu memlekette çıkıp da 11 Eylül sonrası saçmalıkları için doğru düzgün, birikmiş öfkeyi karşılayan bir cümle kurmadı. Ve şimdi o cümleleri kuranlar kazandı. "AKP niye seçim kazandı?" sorusunun cevabı sadece 36. ve 42. enlemlere sığmaz yani.
     
     ecetem@hotmail.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
AKP, Hitler ve şeriat

Çetin ALTAN
Maç ve siyaset üstüne birkaç "cart"...

Melih AŞIK
Gol patlaması

Fikret BİLA
ANAP, DYP çatısı altına girmelidir!

Hasan CEMAL
Geçmişi ancak uygulama siler!

Güneri CIVAOĞLU
Yarın seçim olsa

Abbas GÜÇLÜ
AKP’nin eğitimdeki öncelikleri neler olacak?

Hurşit GÜNEŞ
Piyasalar AKP’yi sevdi. Ya IMF?

Sami KOHEN
AKP’nin yaklaşım farkı

Mehmet Y. YILMAZ
Tribünlerdeki şiddeti önlemek kimin işi?

Meliha OKUR
Kurullarda yapısal değişim

Hasan PULUR
Fenerbahçe tarihine bir sayfa daha...

Derya SAZAK
Sürekli muhalefet partisi

Meral TAMER
AK Parti’nin yalakası mı dediniz?

Ece TEMELKURAN
11 Eylül hesaplaşması ve AKP

Güngör URAS
Anadolu şimdiden unutulmuş gibi

M. Ali BİRAND
Galatasaray buna layık değil

© 2002 Milliyet