
|

Galatasaray buna layık değil
Anlaşılan, depremden başka birşey konuşmayacağız. Seçimlerde deprem yaşandı, siyaset dünyası yıkıldı. Çarşamba akşamı da Galatasaray yıkıldı.
Şükrü Saraçoğlu stadı, Galatasaray’daki bir anlayışın mezarı oldu. "Biz büyüğüz"; "İmparator Fatih"; "Avrupa Şampiyonu geliyor" sloganlarıyla bulutlarda yaşayan GS, tarihinin en kötü tokadını yedi.
Tepeden bakan, her eleştiriyi tersten okuyon bir yönetim şekli Galatasaray’ı buraya getirdi. Bu noktaya gelinmesinde de teknik yönetim ve klübün yönetimi aynı oranda sorumluluk taşıyorlar.
Şimdi herkesin beklentisi aynı: İstifa etmesinler.
KATİYYEN İSTİFA ETMEMELİDİRLER
6-0’lık rezaletin hiçbir özürü yoktur.
"Ne yapalım, futbol budur" diyemezsiniz.
Hele "Tamam, sorumluluk benimdir ve istifa ediyorum" diyerek işin içinden çıkamazsınız.
Milyonlarca Galatasaray’lı taraftar bu pisliğin temizlenmesini istiyor. Bunu temizleyecek olan kişiler de sorumlu durumdaki Özhan Canaydın ve Fatih Terim’dir.
Bulutların üstünden inmeli, bizler gibi, normal vatandaş gibi düşünmeye başlamalı ve Galatasaray’a çeki düzen vermelilerdir.
Sözünü ettiğimiz durum, milyonlarca insanı etkileyen ve basit bir spor karşılaşmasıın ötesine geçen bir olaydan kaynaklanmıştır. 6-0’a "ne olmuş yani, sonunda bir maç kaybettik" diye bakamazsınız.
LUCESCU ACABA ŞİMDİ NE DİYORDUR?
Hepimiz hatırlarız.
Lucescu takımın başından atılıp, yerine Terim getirildiğinde, Romen hoca son derece kibar davranmıştı. İstese milyon dolar tazminat dahi alabilecekken tenezzül etmemiş ve Galatasaray yöneticilerine insanlık dersi vermişti. Galatasaray’da çok kişi de " bırakın Lucescu’yu, takımı kurdu. Değiştirip dengeleri bozmayın" demiş, ancak dinletememişti. Meğer Canaydın Terim’in getirilmesi için çok önceden kararını vermiş.
Ne dersiniz, Lucescu’nun ahı mı tuttu yoksa?
Ne olursa olsun, Galatasaray’lı olarak Çarşamba akşamı Fenerbahçe karşısında küçüldüm, ezildim ve kendimi kötü hissettim. Bundan dolayı da Galatasaray’ın yöneticilerine son derece kızgınım. Zira bizler buna layık değildik...
Son söz: Bravo Fenerbahçe’ye. Osmanlı tokadı ile biz Galatasaray’lıları kendimize getirdi.
* * *
GENÇ PARTİ DE, SEÇİMDEN KARLI ÇIKTI Seçimlerde alınan sonuçları, sürekli şekilde büyük partiler açısından değerlendiriyoruz. Oysa bence üzerinde en fazla durulması ve incelenmesi gereken bir diğer parti vardır ve o da Genç Parti’dir.
Birkaç ay içinde kurulmuş bir partinin yüzde 7’lik önemli bir oy kazanması son derece önemlidir. Bu oy patlamasını seçim kampanyası sırasında yemek dağıtma, konser düzenleme veya Uzan grubunun medya gücüyle anlatamayız. Genç Parti başka bir şeyler yapmıştır. Genç insanların dikkatini çekmiştir.
Dahası da var. Genç Parti, diğer iki partiyi (DYP ve MHP) ve liderlerini yok etti. Anlayacağınız, Genç Parti bugün yaşanan depremi yaratan unsurların arasındadır.
Bu açıdan bakıp bu seçimi kazananlar listesi içine GP’de eklenmelidir. İşin dahası da var. Genç Parti gerçekten genç. Önümüzdeki seçimlerde sesini daha farklı dinletecektir.
Benim tavsiyem, Genç Parti’nin iyi analiz edilmesi, küçümsenmemesi ve hazırlıklı olmasıdır.
Genç Parti, siyasi yelpazemizde artık yerini almıştır.
* * *
PEKİ, MEDYA HİÇ DEĞİŞMEYECEK Mİ? Türkiye’nin bir deprem yaşadığını yazıyoruz. Politika dünyasında değişim rüzgarlarından söz ediyoruz. Daha da önemlisi, artık yeni bir yaklaşım gerektiğini tartışıyoruz.
Büyük büyük yazarlarımız, intihar kağıtlarını imzalayan liderlerin neden bu durumlara düştüklerini inceliyorlar.
"Toplumun değiştiğini göremediler. Eski klişelere takılıp kaldılar" yargısı, hepimizin ağzında.
Bizler, politikacılardan değişmelerini istiyoruz da, kendimizin değişmesi gerekiğinden hiç söz etmiyoruz. Oysa sanıyorum, Medya’da değişmek zorundadır. Bunca büyük bir deprem yaşanırken, bundan bizim payımızı almamamız imkansızdır.
Değişmek zorundayız.
Türkiye’de eğer bazı tabular hala yıkılamıyor, klişelerin ötesine gidilemiyor, karşılıklı bir uzlaşı havası yaratılamıyorsa, bunda medya’nın da önemli sorumluluğu vardır.
Bundan dolayı bizlerinde kendi değerlendirmemizi yapmamız ve gereken sonuçları çıkarmamız gerekmektedir.
Türkiye’de yeni bir dönemin açıldığının farkında değilsek, hem ülkenin önünü açamaz, hem de bu yeni dönemin altında kalabiliriz.
Politik kadroları yerden yere vurmak, herşeyi en iyi bildiğimiz izlenimini vermek, hem savcı hem yargıç rolü oynamak zamanı artık bitmiştir. Kendimize çeki düzen verme ve gerçek işlevimize dönme zamanı başlamıştır.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
SAYFA BAŞI

|
|

|