09 Kasım 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Tam saçmaladı

AB’nin geleceğini biçimlendiren Avrupa Konvansiyonu’nun Başkanı Giscard D’Estaing, "Türkiye’nin üyeliği AB’nin sonu olur, Türkiye’yi isteyenler AB’nin düşmanlarıdır" dedi

     GÜVEN ÖZALP Brüksel

     Türkiye karşıtlığı ile tanınan Avrupa Konvansiyonu Başkanı Valery Giscard d’Estaing, kelimenin tam anlamıyla kin kustu. Türkiye’yi Birliğin genişleme perspektifine dahil edenleri "Avrupa Birliği’nin (AB) düşmanı" olarak tanımlayan Giscard d’Estaing, Türkiye’nin üyeliğinin Birliğin sonu olacağını söyledi. Bu açıklamaların, "Avrupa’nın Hıristiyan niteliği"nin oluşum sürecindeki AB Anayasası’nda vurgulanması girişimlerinin doruğa çıktığı ve Avrupa’da "İslamcı" olarak nitelenen AKP’nin Türkiye’de tek başına iktidara geldiği bir dönemde yapılması dikkat çekti.
     
     ‘Türkiye Avrupalı değil’
     "Türkiye’nin Avrupa’nın yakını olduğunu", "önemli bir ülke olduğunu" söyleyen Giscard d’Estaing, Türkiye için "Başkenti Avrupa’da değil, nüfusunun yüzde 95’i Avrupa dışında yaşıyor, bir Avrupa ülkesi değil" dedi. Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin sonucuna ilişkin görüşünü, "AB’nin sonu olur" şeklinde özetleyen ve "Genişlemeyi Türkiye’ye doğru itenler AB’nin düşmanlarıdır" diyen Giscard d’Estaing’in "incileri" bunlarla da sınırlı kalmadı. Türkiye’nin de üye olduğu Konvansiyon bünyesindeki çalışmalarını, Türkiye’yi dışlayan 27 üyelik bir Birlik üzerine odakladıklarını belirten Giscard d’Estaing, "Türkiye’yle müzakerelere başladığınızın ertesi günü Fas’tan katılım talebi gelir. Kıtadan çıkacaksak niye doğu yerine batıya doğru çıkmıyoruz" dedi.
     
     Türk nüfusundan korkuyor
     Fransa’da yayımlanan Le Monde gazetesinin sorularını yanıtlayan Giscard d’Estaing, asıl endişesinin Türkiye’nin nüfusu olduğunu da ortaya koydu. Olası bir üyelik halinde Türkiye’nin AB’nin en büyük ve Avrupa Parlamentosu’nda en fazla sandalyeye sahip olan ülkesi olacağına dikkat çeken Giscard d’Estaing, Helsinki’de Türkiye’ye adaylık statüsü verilmesinin 15’lerin elinin kolunun bağlandığı anlamına gelmediğini, Kopenhag Zirvesi sırasında da bu yönde ileri bir adım atılmasının zorunluluğuna inanmadığını ifade etti.
     
     Komisyon: Açıklama kişisel
     AB Komisyonu ise, Türkiye’nin üyeliğinin Birliğin sonu olmayacağı görüşünde. Komisyon sözcülerinden Jean Christophe Filori, Türkiye’nin adaylığının statüsünü tartışma konusu yapmaya gerek bile olmadığını belirterek, "Helsinki’de liderler bir strateji belirlediler. Tersi yönde bir tavır belirlenmedikçe biz aynı şekilde devam edeceğiz" dedi. Komisyon, Türkiye’ye verilen perspektif sayesinde 50 yılda yapılamayanların bir yılda yapıldığına dikkat çekti ve Giscard d’Estaing’in sözlerini "kişisel" olarak niteledi.
     
Türkiye’yle hiç barışmadı
     Politikanın sağ kanadında yer alan Valery Giscard d’Estaing, 1926’da Almanya’da doğdu ancak Fransız vatandaşı. Fransa’da sağ akımın önde gelen temsilcilerinden biri. 1974 - 1981 yılları arasında Fransa Cumhurbaşkanlığı yapan Giscard d’Estaing’in Türkiye’yle yıldızı hiç barışmadı. Cumhurbaşkanlığı sırasında Yunanistan’ın Avrupa Birliği (AB) üyeliği için canını dişine takan Giscard d’Estaing’in, zamanında Türk - Fransız ilişkileri açısından da pek "yararlı politikalar" izlediğini söylemek zor. Gerek Kıbrıs, gerekse ASALA konusundaki yaklaşımları Ankara’nın hoşuna giden cinsten değildi. "Avrupa Birliği içinde bir Türkiye"ye sürekli karşı çıkan Giscard d’Estaing, "Avrupa’nın yanında bir Türkiye"nin savunucularından.
     



 DÜNYA


Tam saçmaladı
‘Tamamen duygusal’
Saddam’a son fırsat
Dünya turu


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet